Tarih sayfalarını karıştırırken "Osmanlı" dendiğinde zihinlerde çoğu zaman at sırtındaki akıncılar ya da heybetli muhasara topları canlanır. Havacılığı, pervaneleri ve tayyareleri o döneme pek yakıştıramayız. Oysa Türk havacılığının temelleri Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nın acı tecrübeleriyle henüz 1911’de atılmış; imparatorluğun o en buhranlı günlerinde bile dünya ile neredeyse eş zamanlı bir vizyonla göklere bakılmıştır.

Bu ilk adımın arkasında tahtta Sultan V. Mehmed Reşad vardı. Sultan Reşad dönemi, Trablusgarp’tan I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar havacılığın bizzat devlet eliyle teşvik edildiği, halkın ve Donanma Cemiyeti’nin teyyare ianeleriyle (bağışlarıyla) seferber olduğu büyük bir fedakârlık dönemiydi. Sonrasında tahta geçen Sultan Vahideddin devrinde, mütareke ve işgal şartları sebebiyle yeni uçak satın alma imkânı kalmamıştı; fakat o yoklukta dahi cephelerde İngiliz ve Fransızlardan ganimet olarak ele geçirilen, mecburi iniş yapınca el konulan düşman uçakları tamir edilerek Osmanlı envanterine dahil edildi. Kısacası Osmanlı, yıkılışın eşiğinde bile havacılık teknolojisini bırakmamış, şartları sonuna kadar zorlamıştır.

Araştırmalarımda elde ettiğim verilere göre; rakamların dili bu vizyonu apaçık doğruluyor: 1911 ile 1920 yılları arasında Osmanlı askerî envanterine kümülatif olarak yaklaşık 450 uçak girmiştir. 1911–1914 arasındaki kuruluş ve Balkan Savaşları devresinde Fransa ve Almanya’dan alınan, bir kısmı da halkın ve cemiyetlerin bağışlarıyla temin edilen Deperdussin, Blériot gibi tayyarelerin sayısı 25–30 civarındaydı. Sultan Reşad devrinin en çetin safhası olan I. Dünya Savaşı yıllarında (1914–1918) ise bu sayı zirveye çıktı; müttefik Almanya ve Avusturya-Macaristan’dan tedarik edilen Albatros, Rumpler, Fokker gibi modellerle 400’ü aşkın uçak Çanakkale’den Hicaz’a, Kafkaslar’dan Filistin’e kadar cepheden cepheye koştu.

Fakat havacılık meşakkatliydi; teknik yetersizlikler, kaza-kırımlar ve ağır harp şartları sebebiyle Osmanlı en güçlü olduğu dönemde bile aynı anda göklerde 80 ila 100’den fazla faal uçak tutamadı. 1918 Mondros Mütarekesi imzalandığında eldeki 80–100 uçağın yalnızca 20–30’u uçabilir durumdaydı. İtilaf Devletleri İstanbul’u işgal edip Yeşilköy’deki tayyare meydanına el koyduğunda her şey bitti sanılıyordu. Oysa bitmemişti; vatansever havacıların, Sultan Vahideddin döneminin o kuşatılmış İstanbul'undan ve depolarından binbir güçlükle Anadolu’ya kaçırabildiği, ganimet parçalarla gizlice monte ettiği o 10–15 kırık dökük tayyare, Millî Mücadele’nin gökteki kıvılcımı olacaktı.

İşte bu çetin yürüyüşte Eskişehir’in adı ilk kez I. Dünya Savaşı yıllarında, 1915 civarında duyulur. Ancak hakkı teslim etmek, tarihi doğru tartmak gerekir: 1915’te demir yolu hatlarının ve Cer Atölyeleri'nin sunduğu lojistik avantajla Eskişehir, cephelere vagonlarla aktarılan tayyareler için yalnızca geçici bir ikmal, montaj ve iniş istasyonuydu.

Şehrin asıl ve kalıcı bir askerî hava üssüne, gökyüzü teşkilatının kalbine dönüşmesi ise Millî Mücadele’nin ateşten günlerinde, tam olarak 1920 yılında gerçekleşti.

16 Mart 1920’de İstanbul işgal edilip Yeşilköy dağıtılınca vatansever havacılar rotayı Anadolu’ya kırdı. Ankara Hükümeti, kurulacak ilk millî hava teşkilatının ana karargâhı olarak Eskişehir Tayyare Meydanı’nı seçti. Meydan, 1921’de Yunan işgaliyle sarsılsa da 2 Eylül 1922’de Eskişehir’in kurtuluşunun ardından ilk ayağa kaldırılan yer yine burası oldu. Cumhuriyet ile birlikte Türk Hava Kuvvetleri'nin ana yuvası perçinlendi.

İşte tam da bu sürecin devamı olan, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde yer alan 29 Ocak 1930 tarihli tek sayfalık bir kararname (Sayı: 8807), genç devletin bu meydana verdiği stratejik önemi ve gösterdiği ciddiyeti apaçık ortaya koyuyor.

Kararnamenin konusu ilk bakışta teknik bir satın alma gibi duruyor: Eskişehir Askerî Tayyare Meydanı’nın zemin tesviyesi (düzeltilmesi) için İstanbul Galata’da Rıhtım Hanı’nda ikamet eden Ekrem Rüştü Bey’den bir yol silindiri alınmış. Eskişehir’deki heyet silindiri bizzat teslim almış, tecrübelerini ve testlerini yapmış. Geriye yalnızca bedeli olan 9.800 Türk lirasının ödenmesi kalmış.

Fakat satır araları, bir milletin göklerdeki vakarını fısıldıyor:

Bir hava meydanının zeminini düzeltmek için alınacak tek bir silindirin teklifini doğrudan Millî Müdafaa Vekâleti (Millî Savunma Bakanlığı) yapıyor. Çünkü meydan sivil değil, Türk ordusunun gözbebeği olan askerî meydandır. Maliye Bakanlığı hesabı kuruşu kuruşuna denetliyor. Ve en can alıcı nokta: 9.800 liralık o bedel, Türk milletinin kendi boğazından artırıp fitresiyle, kurban derisiyle büyüttüğü Türk Tayyare Cemiyeti’nin (bugünkü adıyla THK) bütçesinden karşılanıyor.

Milletin dişinden tırnağından toplanan tek bir kuruşun hesabı öyle sıkı tutuluyor ki, o silindirin ödemesi için İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) toplanıyor. Kararın altına Başvekil İsmet İnönü ve bakanlar imza atıyor; en tepede ise Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal’in o tavizsiz imzası yer alıyor.

Sultan Reşad devrinde alınan yaklaşık 450 uçaktan Vahideddin döneminde cephelerden ganimet alınan uçaklara kadar sürdürülen o gökyüzü inadı; 1915’te geçici bir istasyonken 1920’de kalıcı bir askerî üs haline gelen Eskişehir’in toprak zemininde mayalandı. Ve nihayet 1930’da Atatürk’ün imzaladığı 9.800 liralık bir silindirin ağırlığı altında düzeltilerek cumhuriyetin modern uçaklarına hazırlandı.

Bugün başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda 1. Ana Jet Üssü’nden havalanan çelik kanatların sesini duyuyorsak, o sesin arkasında Osmanlı’nın son dönemindeki tükenmeyen gayreti, 1920’nin kurucu iradesi ve arşivdeki sararmış bir belgede saklanan 9.800 liralık devlet ciddiyeti yatıyor.

İstikbal göklerde; uçan KAAN, HÜRKUŞ, HÜRJET, GÖKBEY, ANKA, AKSUNGUR, AKINCI, KIZILELMA ve BAYRAKTAR’ın gövdesinde… Daha nicelerine güzel ülkem!

Meraklısına: Belgenin Künyesi ve Metin Çözümlemesi

Arşiv Kaynak Bilgisi (Künye):

· Arşiv: T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA)

· Fon Kodu: 030-18-01-02 (Bakanlar Kurulu Kararları)

· Yer Numarası: Kutu: 8 / Gömlek: 4 / Sıra: 20 (Belge alt kodu: 030 18 01 02 8 4 20)

· Karar Tarihi: 29 Ocak 1930 (29/I/930)

· Kararname Numarası: 8807

Image-303

1. Belgedeki Orijinal Metin (Birebir Transkripsiyon)

T. C. BAŞBAKANLIK CUMHURİYET ARŞİVİ

Türkiye Cümhuriyeti BAŞVEKÂLET Muamelât Müdürlüğü

Sayı: 8807

Kararname

İstanbul satın alma komisyoniyle Galata merkez Rıhtım hanında mukim Ekrem Rüştü bey arasında münakit mukavelename mucibince mübayaası teahhüt edilen ve Eskişehir Tayyare meydanının tesviyesinde istimali elzem görülen silindirin Eskişehir Heyetince tesellüm ve tecrübeleri yapılmış olmasına binaen bedeli olan 9800 Türk lirasının Türk Tayyare cemiyetinden sarfına izin verilmesi, Millî Müdafaa Vekâletinin 18/I/930 tarih ve 104/781 numaralı tezkeresiyle yapılan teklifi ve Maliye Vekâletinin mütalenamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetinin 29/I/930 tarihli içtimaında tasvip ve kabul olunmuştur.

29/I/930

REİSİCÜMHUR: Gazi M. Kemal (İmza)

İcra Vekilleri Heyeti:

· Bş. V. (Başvekil): İsmet [İnönü]

· Ad. V. (Adliye Vekili): M. Esat [Bozkurt]

· M. M. V. (Milli Müdafaa Vekili): Abdülhalik [Renda]

· Da. V. (Dahiliye Vekili): Ş. Kaya [Şükrü Kaya]

· Ha. V. (Hariciye Vekili): Dr. T. Rüştü [Aras]

· Ma. V. (Maliye Vekili): Ş. Saracoğlu [Şükrü Saracoğlu]

· Mf. V. (Maarif Vekili): Cemal Hüsnü [Taray]

· Na. V. (Nafia Vekili): (İçtimada bulunmadı) [Recep Peker]

· İk. V. (İktisat Vekili): Şakir [Kesebir]

· S. İ. M. V. (Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekili): Dr. Refik [Saydam]

Aynen Tercüme (Kelimesi Kelimesine Hukuki/Resmi Aktarım)

İstanbul Satın Alma Komisyonu ile Galata merkez Rıhtım Hanı'nda ikamet eden Ekrem Rüştü Bey arasında akdedilen sözleşme gereğince satın alımı taahhüt olunan ve Eskişehir Tayyare Meydanı'nın tesviyesinde kullanımı zorunlu görülen silindirin, Eskişehir Heyeti tarafından teslim alınıp tecrübeleri (denemeleri) yapılmış olmasına dayanılarak bedeli olan 9.800 Türk lirasının Türk Tayyare Cemiyeti bütçesinden harcanmasına izin verilmesi; Millî Savunma Bakanlığı'nın 18 Ocak 1930 tarihli ve 104/781 sayılı tezkeresiyle yapılan teklifi ve Maliye Bakanlığı'nın mütalaası üzerine Bakanlar Kurulu'nun 29 Ocak 1930 tarihli toplantısında uygun görülmüş ve kabul edilmiştir.

Sadeleştirilmiş Metin (Günümüz Türkçesiyle Özeti)

Galata’daki Rıhtım Hanı tüccarlarından Ekrem Rüştü Bey’den, Eskişehir Askerî Hava Meydanı’nın pist zeminini düzeltmek amacıyla bir yol silindiri satın alınmıştır. Eskişehir’deki askerî heyet silindiri teslim almış ve testlerini başarıyla tamamlamıştır. Bu işlem üzerine silindirin bedeli olan 9.800 liranın Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti) bütçesinden ödenmesi, Millî Savunma Bakanlığı’nın teklifi ve Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşüyle, Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal başkanlığındaki Bakanlar Kurulu tarafından 29 Ocak 1930 tarihinde onaylanmıştır.