Anadolu’nun kalbinde yer alan, taşını toprağını tarihle, kültürüyle ve modern yüzüyle harmanlayan Eskişehir, her dönem adından söz ettirmeyi başarıyor. Kimi zaman rengarenk sokakları, kimi zaman kanalları venediklerini aratmayan yapısıyla anılan bu güzel şehir, şimdi de mutfak kültürüyle yepyeni bir sayfa açıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Yardımsevenler Derneği Eskişehir Şubesi’nin değerli iş birliğiyle hazırlanan “Eskişehir Lezzetleri” kitabı, şehrin gastronomi potansiyeline vurulan en zarif mühürlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

2026 Eskişehir Yılı’na adeta bir vefa borcu ve unutulmaz bir hatıra niteliği taşıyan bu eser; sadece yemek tariflerini bir araya getiren bir kılavuz değil, aynı zamanda köklü bir medeniyetin tencerede kaynayan hikayesidir.

Çok Kültürlülüğün Sofradaki Yansıması

Eskişehir, tarih boyunca pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapmış, göçlerle zenginleşmiş, Rumeli’den Kırım’a, Kafkaslar’dan Anadolu’nun dört bir yanına uzanan harika bir mozaiktir. Bu çok kültürlülük, şüphesiz ki en çok şehrin mutfağına yansımıştır.

Bugün Eskişehir denildiğinde akla ilk gelen efsanevi tatlar bellidir: Çıtır çıtır dokusuyla çi börek, ağızda dağılan yapısıyla met helvası ve dillerden düşmeyen lezzetiyle Balaban kebap. Bu tatlar şehrin markası haline gelmiştir; ancak Eskişehir mutfağı bunlardan ibaret değildir.

İşte tam bu noktada devreye giren bu anlamlı proje; bugüne kadar pek duyulmamış, unutulmaya yüz tutmuş ya da sadece evlerde mahrem kalmış 37 özgün tarifi ve 12 lezzetin derin tarihçesini gün ışığına çıkarıyor.

Kültürel Mirasa Vurulan Mühür

Lansman toplantısında projenin ruhunu en güzel özetleyen isimlerden biri olan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, bu fikrin doğuş amacını şu sözlerle ifade etmişti: "Eskişehir'in bütün kültürel ve tarihi birikimini aktarmak istiyoruz."

Başkan Ünlüce’nin bu vurgusu, aslında bir kentin sadece binalarla ya da anıtlarla değil, aynı zamanda mutfağıyla, sofrasında paylaşılan ekmekle yaşatılacağının en net kanıtıdır. Yemek kültürü, bir milletin hafızasıdır. Bir tarifi yaşatmak, o yemeği pişiren ataların hatırasına sahip çıkmak, o coğrafyanın hikayesini geleceğe taşımaktır.

Bu bağlamda hazırlanan kitap, Eskişehir’i ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere sadece gezilecek yerler listesi değil, aynı zamanda keşfedilmeyi bekleyen tadılacak lezzetler haritası sunacaktır. Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel tariflerin genç nesillerin mutfağıyla buluşmasını sağlayacak olan bu eser, kültürel süreklilik açısından da eşsiz bir köprü vazifesi görecektir.

Sofradaki Zenginliği Geleceğe Taşımak

Eskişehir Lezzetleri kitabı, şehrin geçmişi ile geleceği arasında kurulan en lezzetli köprülerden biri olmaya aday. Bu proje; emeği geçen tüm kurumların, derneklerin ve yerel yöneticilerin vizyonunu gösterirken, bizlere de bu toprakların ne kadar zengin bir hazineye sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Bize düşen görev ise bu mirasa sahip çıkmak, bu tarifleri mutfaklarımızda yeniden canlandırmak ve Eskişehir’in adını bu kez mis kokulu tencerelerle, zengin sofralarla tüm dünyaya duyurmaktır. Eskişehir’in sadece bugününe değil, yarınlarına da lezzet katan bu kıymetli eserin yolu açık, sofraları hep bereketli olsun.