Eskişehir denilince akla gelen tanımlamalardan biri hiç şüphesiz “öğrenci kenti” oluyor. Her yıl binlerce genç eğitim hayatına devam etmek için Eskişehir’i tercih ediyor. Şehrin üniversiteleri kadar öğrencilerin burada nasıl yaşayacağı, nerede kalacağı ve hangi imkânlara sahip olacağı da önemli. Bu noktada yurt meselesi gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu.

Çünkü bir öğrenci Eskişehir’e geldiğinde sadece kendisi gelmiyor. Aslında bir anne ve babanın da gönlü, aklı, endişeleri o çocukla birlikte Eskişehir’e geliyor. “Çocuğum nerede kalacak?”, “Güvende olacak mı?”, “Yemeğini düzenli yiyebilecek mi?”, “Herhangi bir sorun yaşadığında yanında birileri olacak mı?” Ailelerin aklından geçen onlarca soru var.

Bu nedenle öğrenci yurtlarını sadece yatak kapasitesi üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Yurdun fiziki şartları, temizliği, güvenliği, yemek hizmetleri, sosyal imkânları ve öğrencinin kendisini orada ne kadar rahat hissettiği de en az kapasite kadar önemli.

Eskişehir Gençlik ve Spor İl Müdürü Hasan Kalın’ın açıkladığı rakamlar bu açıdan dikkat çekici. Kentte halen 16 bin 500 kişilik KYK yurt kapasitesi bulunuyor. Bunun yanında 2 bin kişilik yeni bir yurt daha yapılıyor. Bu yurdun da devreye girmesiyle kapasitenin yaklaşık 18 bin 500’e çıkması bekleniyor. Üstelik mevcut durumda 5 bin 500 civarında boş yatak bulunuyor. Yani bu yıl başvuran öğrencilerin yaklaşık yüzde 99’unu karşılayabilecek bir kapasiteden söz ediliyor.

Bence burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta sadece rakamlar değil. Yaz boyunca yurtlarda yaklaşık 30 milyon liralık bakım ve yenileme çalışması yapılmış. Isınma sistemlerinden soğutmaya, kalorifer tesisatından asansörlere kadar pek çok noktada bakım gerçekleştirilmiş.

Bu önemli. Çünkü bir öğrencinin kaldığı yurdun kışın sıcak, yazın serin olması artık bir lüks değil, olması gereken bir hizmet. Öğrencinin odasına girdiğinde temiz bir yatak, sıcak su, düzgün çalışan sistemler görmesi gerekiyor.

Bir de işin ekonomik boyutu var. Öğrencinin ödediği aylık ücretin yanında devletin sunduğu imkânların gerçek maliyetine baktığımızda ortaya çok daha farklı bir tablo çıkıyor. Hasan Kalın’ın verdiği bilgiye göre bir öğrencinin devlete aylık maliyeti 20 bin liranın üzerinde.

Kahvaltı ve akşam yemeği ücretsiz. İnternet hizmeti var. Çamaşırhaneler, kurutma makineleri, ütü alanları, odalardaki temel ihtiyaçlar öğrencilerin kullanımına sunuluyor. Bunun yanında psikolojik ve sosyal destek sağlayan personeller de bulunuyor. Yani mesele yalnızca “öğrenciye bir yatak verdik” meselesi değil. Öğrencinin günlük hayatını kolaylaştıran bir sistem kurulmaya çalışılıyor.

Elbette her hizmette olduğu gibi KYK yurtlarında da eksikler olabilir. Bunların dile getirilmesi ve çözülmesi de gerekiyor. Fakat yapılan yatırımları ve sağlanan imkânları da görmezden gelmemek lazım. Çünkü Eskişehir gibi öğrenci nüfusu yüksek bir kentte yurt kapasitesinin artırılması, mevcut yurtların yenilenmesi ve öğrencilerin daha iyi şartlarda barınabilmesi doğrudan şehrin eğitim hayatına katkı sağlıyor.

Bir de bunun aile tarafı var. Bence en önemlisi de bu. Bir anne-baba çocuğunu Eskişehir’e gönderirken, “Çocuğum nerede kalacak?” diye düşünmemeli. “Güvenli bir yerde kalıyor, ihtiyaçları karşılanıyor, bir sorun yaşarsa ulaşabileceği insanlar var” diyebilmeli.

Çünkü öğrenci başkenti olmak sadece üniversitelerin çok olmasıyla mümkün değil. O öğrencinin barınabileceği güvenli alanları oluşturmak, sosyal hayatını desteklemek, kendisini bu şehirde yalnız hissetmemesini sağlamak da bunun bir parçası.

Eskişehir’in öğrenci kenti kimliğini güçlendirecek her yatırım bu nedenle önemli. Yurt yatırımları da bunların başında geliyor. Bugün ailesinden kilometrelerce uzakta Eskişehir’de eğitim gören bir genç için temiz, güvenli ve ulaşılabilir bir yurt ne kadar önemliyse, o gencin ailesi için de aynı yurt o kadar büyük bir huzur kaynağı.

Özetle mesele sadece 18 bin 500 yatak kapasitesi değil. Mesele, 18 bin 500 öğrencinin kendisini evinde hissedebileceği bir ortam oluşturabilmek. Ve daha da önemlisi, onların ailelerine “Gözünüz arkada kalmasın” diyebilmek.