Eskişehir son günlerde başka bir güzeldi…
Sokaklarda hareket, meydanlarda kalabalık, Porsuk çevresinde müzik, sanatın farklı noktalarında üretim vardı. Kentin kültür ve sanat kimliği, iki önemli organizasyonla bir kez daha kendisini gösterdi…
Bir tarafta 18. Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu, diğer tarafta ilk kez düzenlenen Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali…
İki etkinliğin aynı tarihlerde gerçekleştirilmesi, Eskişehir’in sosyal hayatına ciddi bir canlılık kattı. Pişmiş Toprak Sempozyumu 25 yıllık birikimiyle artık kentin geleneklerinden biri haline gelmiş durumda. Bugüne kadar yüzlerce sanatçıyı Eskişehir’de buluşturan sempozyum, kentin açık hava sanat belleğinin oluşmasına da önemli katkı sağladı…
Porsuk Festivali ise farklı bir heyecan getirdi
Porsuk’un çevresinde sanat, müzik, tiyatro, spor ve eğlencenin buluşması, kentin en önemli simgesini festivalin merkezine taşıdı. Üstelik 20 ülkeden sanatçı ve ekiplerin Eskişehir’de buluşması, organizasyona uluslararası bir boyut kazandırdı…
Burada önemli olan sadece konserler ya da etkinlikler değil…
Eskişehir’in insanları yeniden sokakta buluştu…
Kafeler, restoranlar, esnaf, alışveriş noktaları ve kent merkezindeki işletmeler bu hareketlilikten payını aldı. Festival yalnızca kültür ve sanat üretmez; aynı zamanda kent ekonomisine de nefes aldırır…
Eskişehir’in turizm açısından da ihtiyacı olan tam olarak bu…
Kentimizin zaten güçlü bir kültür-sanat kimliği var. Üniversiteleri, Porsuk’u, tarihi Odunpazarı evleri, müzeleri, festivalleri ve genç nüfusuyla Eskişehir, Türkiye’nin önemli şehir markalarından biri…
Şimdi yapılması gereken bu hareketliliği birkaç güne sıkıştırmamak…
Eskişehir, yılın tamamında yaşayan bir festival kentine dönüşmeli…
Pişmiş Toprak Sempozyumu artık gelenekleşti. Porsuk Festivali ise ilk yılında önemli bir başlangıç yaptı. Şimdi sıra bu organizasyonları büyütmekte, ulusal ve uluslararası alanda daha fazla tanıtmakta…
Çünkü Eskişehir’in buna ihtiyacı var…
Daha fazla turist, daha fazla etkinlik, daha fazla kültür-sanat ve daha hareketli bir şehir…
Kısacası;
Pişmiş Toprak toprağın hafızasını, Porsuk ise şehrin ruhunu taşıdı.
Eskişehir birkaç gün boyunca bunu hep birlikte yaşadı…
Şimdi hedef, bu canlılığı kalıcı hale getirmek olmalı…
Eskişehir festival kenti olacaksa, festival sadece birkaç gün değil, 365 gün yaşanmalı…
Porsuk’un suyu aksın, sanatın ateşi sönmesin, Eskişehir’in sokakları yılın 365 günü ışık saçsın…
İşte o zaman gerçekten “Eskişehir festival kenti” diyebiliriz…
* * *