Yaş almak, hayattan eksilmek değil; hayata bir ömür eklemektir.

Bugün aynaya baktığımızda gördüğümüz yüzler, aslında yalnızca geçen yılların izlerini taşımaz. Her çizginin ardında bir hikâye, her beyaz saçın ardında bir emek, her titreyen elde yıllarca süren bir mücadelenin izi vardır. Belki de bu yüzden yaşlılarımız yalnızca ailelerimizin büyükleri değildir. Onlar aynı zamanda geçmişimizle bugünümüz arasında kurulan en güçlü köprülerdir.

Yaşlılarımızın ellerine dikkatle bakmak gerekir. Çünkü o eller, yalnızca yaşın getirdiği değişimi taşımaz. O eller çocuk büyütmüştür. Tarlada çalışmıştır. Ekmeği bölüşmüştür. Bir ev kurmuştur. Zor günlerde ailesini ayakta tutmuştur. Kimi zaman kendi ihtiyaçlarından vazgeçip çocuklarının geleceği için mücadele etmiştir. Bugün bizim için sıradan görünen pek çok imkânın ardında onların emeği vardır. Belki biz daha iyi şartlarda yaşayalım diye onlar daha çok çalıştı. Belki biz okuyalım diye onlar kendi hayallerini erteledi. Belki biz rahat edelim diye onlar hayatın zorluklarını sessizce omuzladı. İşte bu nedenle yaşlılarımızın yüzündeki her çizgiye biraz da *vefa* ile bakmak gerekir.

Fakat yaş almakla birlikte insanın hayatında bazı şeyler değişiyor. Çocuklar büyüyor, evden ayrılıyor. Dostlar birer birer eksiliyor. Günlük hayatın temposu yavaşlıyor. Eskiden kalabalık olan evler sessizleşebiliyor. İşte tam da bu noktada yaşlılarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şeyin yalnızca maddi imkânlar olmadığını hatırlamak gerekiyor.

Bazen bir telefon…

Bazen kısa bir ziyaret…

Bazen birlikte içilen bir kahve…

Bazen de “Nasılsın?” sorusunu gerçekten cevabını dinlemek için sormak…

Bunların hiçbirinin büyük bir maliyeti yok. Ama karşılığında bir insanın bütün gününü, hatta bütün dünyasını değiştirebilecek kadar büyük bir anlam taşıyabilir. Çünkü insan kaç yaşında olursa olsun hatırlanmak, değer görmek ve sevildiğini hissetmek ister. Belki de Dünya Yaşlılar Günü'nü yalnızca bugün yaşlı olanları düşünerek değerlendirmemeliyiz. Çünkü hepimiz yaş alıyoruz.

Bugün genç olanlar, yarının yaşlıları…

Bugün hızlı yürüyenler, yarın bastonla yürüyebilir.

Bu nedenle yaşlılara gösterdiğimiz saygı aslında gelecekteki kendimize, kendi yaşlılığımıza gösterdiğimiz saygıdır. Bir toplumun gelişmişliği yalnızca yollarıyla, binalarıyla, teknolojisiyle ölçülmez. Onları hayatın dışında bırakmadan, yalnızlaştırmadan, üretkenliklerini ve deneyimlerini değersiz görmeden yaşama dâhil etmek gerekir.

Ve unutmayalım: Bir insanın yaşı ilerledikçe değeri azalmaz. Aksine, yaşadığı her yıl onun hayatına yeni bir anlam, yeni bir hikâye ve yeni bir tecrübe ekler. Dünya Yaşlılar Günü vesilesiyle bütün büyüklerimizin ellerinden sevgiyle öpüyor, sağlık, huzur ve sevdikleriyle birlikte geçirecekleri uzun ömürler diliyorum.