Ailenin varlığı aidat duygusuyla kaimdir. Ailede geçim denildiğinde akla iki türlü geçim gelir. Birisi iktisadi, diğeri sosyolojik… Her iki geçimde düzgün ilişkilerle ivme kazanır. Sağlıklı geçim hak-hukuk ilişkilerinin anlayış, empati, saygı ve sevgiyle işleyişine bağlıdır. Ailede hukuk akraba ilişkileri, karı-koca münasebetleri, kardeşler arası hakkaniyetle sağlanır. Günümüz toplumunda kaç aile “AİLE HUKUKUNU” biliyor? Maalesef pek çok aile “AİLE HUKUKUNDAN” bihaber. Aile bireylerinin her biri birbirine emanettir. Kadın kocaya, koca kadına, evlat ataya, ata evlada, kardeş kardeşe Allah’ın emanetidir.

Emanetler birbirinin hukukuna riayetle aile bağları ayakta kalır. Hak, hukukun ihlal edildiği yerde sevgi, saygı kalmadığı gibi düşmanlık oluşur. Aile bağları kültür, görgü ve hukukla kalıcı olur. Yuvaların dağılmasına dengesiz harcama, sorumsuzluk, kapris, gösteriş, cehalet, ihtiras, dürüst olmayan davranışlar ile yalan sözler sebeptir. Aile dışından bir başka ailenin geçim tarzına müdahaleler de yabana atılacak cinsten sorunlar değildir. Eskiler: “Kendi başını bağlayamayan gelin başı bağlamaya gidermiş.” derlerdi. Kendi yuvasını ayakta tutamayan pek çok fesattın bir başka ailenin iç işlerine müdahil olmaya kalkışması gibi…

Aile ilişkilerinde şiddet, hakaret, aldatma tasvip edilmeyecek davranışlardır. Başkasının yuvasını yıkanın yuvası yıkılır. Başkasının işini bozanın işi bozulur. Fitne çıkaran fitneye maruz kalır. Çocukluğumuzda büyüklerimiz: “Kuş yuvası, karınca yuvası, aile yuvası bozanın sonu felakettir. Fare yuvası, yılan yuvası bile bozmaya kalkışma.” derlerdi. Ailede dürüstlük, doğruluk, sevgi, saygı ve hoşgörü birbirinin derdine dermandır. Aile içi isteklerin ya da istenmediklerin sınırları bellidir. Ailede adaletin, merhametin, şefkatin, sevginin, saygının, hoşgörünün, empatinin yerini öfke, ihtiras gibi duygular aldığında intikam duygusu galeyana gelir.

Aile bütünlüğü davranışlarda dürüstlüğe, sözlerin doğruluğuna bağlıdır. Bir öğretmen: “İki öğrencinin okul bahçesinde karşılıklı konuşmasın tanık oldum. Her iki öğrencin sıkıntısı aynı idi. İkisi de ailelerindeki şiddetli geçimsizlikten şikâyet ediyorlardı. Birisi annesi ile babasının kavgasından, diğeri de iki abisinin münakaşasından yakınıyordu. İkisi de derslere bir türlü uyum sağlamadıklarını, kafalarının kazan gibi olduğunu, mide rahatsızlıkları çektiklerini evlerinin ev değil kavga ringi olduğundan farksız olduğunu belirtiyorlardı.” demişti. Kim çocuğunun böyle bir kavga cenderesinde yaşamasını ister? Hangi insaf, hangi vicdan sahibi ailesini kaosa sürüklemek ister ki?

Aileyi parçalama maksatlı söz ya da davranışları değil evin kapısından içeri koymak, bahçe kapısından girmesine dahi izin vermemek gerek. Her ailenin iktisadi, kültürel yapısı bellidir, farklıdır. Aile zengin ya da fakir olabilir. Ama dillerini yalandan, sair uzuvlarını da haramlardan korumak zorundalar. Haramın girdiği eve huzur, bereket girmez. Haramla yetiştirilen evlatta vefa olmaz. Haramla beslenen eşte sadakat bulunmaz. Aile, bir milletin ana yapısıdır. Aile yaşamları çökmüş milletlerin istikbali, istiklali sönüktür. Bir devletin en büyük gücü ailelerdir.

Aile hukuku ailede aidiyetin, bereketin, sevginin, saygının, şefkatin, merhametin, özverinin, fedakarlığın, moral motivasyonun, sağlığın, sadakatin, vefanın güç kaynağı olduğu unutulmamalı. Aile hukuku kocanın hanımına, hanımın kocasına, atanın evladına, evladın atasına, kardeşin kardeşine sadakatli, merhametli, şefkatli, saygılı, sevgili, hakkaniyetli davranmasıdır. Günümüz ailelerinin pek çoğu miras kavgasıyla kasıp kavrulmakta. Aile içi hukuka riayet eden herkesi kutlarım.

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!