Eskişehirspor taraftarı 169 gündür bu anı bekliyor. Yeniden tribünde olmak, takımının arkasında durmak, o stadı ayağa kaldırmak ve maç sonunda galibiyeti futbolcularla birlikte kutlamak… Cumartesi akşamı Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nda yaşanacak buluşmanın anlamı yalnızca bir maçtan ibaret değil. Ancak hasret bittiğinde herkesin aklında tek bir soru olacak: Bu takım, taraftarının şampiyonluk inancına sahada karşılık verebilecek mi?

Bursa Yıldırımspor karşılaşması, Eskişehirspor için tam anlamıyla bir eşik. Rakip yedi haftadır yenilmiyor, 15 puanı var ve kalesinde yalnızca üç gol gördü. Kolay lokma değil. Fakat şampiyonluk istiyorsan karşına çıkan güçlü rakipleri yenmek zorundasın. Büyük hedeflerin bedeli, büyük maçlarda sorumluluk almaktır. Bu nedenle cumartesi akşamı sahaya çıkıp yalnızca mücadele etmek yetmez; kazanmak gerekir.

Üstelik bu hafta rakiplerin puan kaybetmesi, Eskişehirspor’un farkı kapatması için önemli bir fırsat yarattı ve farkı azalttı. Böyle haftalar sezon sonunda dönüp bakıldığında hatırlanır. Rakipler puan bırakırken sen kazanırsan yarışta elini güçlendirirsin. Ama bu fırsatı değerlendiremezsen kendi işini kendin zorlaştırırsın. Şampiyonluk yarışında kimse sana ikinci bir fırsatı aynı şartlarda sunmak zorunda değil.

Bir de sezonun gerçeği var. İlk yarıda Balıkesirspor, Bursa Gemlikspor, Bursa Yıldırımspor ve Etimesgutspor gibi iddialı rakiplerle kendi sahamızda oynayacağız. Bu dört maçın ikisi geride kaldı; bir galibiyet, bir beraberlik alındı. İkinci yarıda bu rakiplerin sahasına gideceğiz. Bugün kendi evinde toplayamadığın puanları yarın deplasmanda telafi etmeyi beklemek, şampiyonluk hesabını başkasının insafına bırakmaktır. Kendi sahanda güçlü olmak zorundasın. Bunun başka bir açıklaması yok.

Büyük taraftar geri dönüyor!

169 gün… Bir futbol takımı için belki takvimde sıradan bir süre. Ama takımını tribünden destekleyemeyen taraftar için hiç de öyle değil. Üç iç saha lig maçını seyircisiz geçiren Eskişehirspor, sonunda yeniden taraftarıyla buluşacak. İlk gün satılan bilet sayısının kombinelerle birlikte 10 bini aşması ve maç günü 20 binin üzerinde taraftar beklentisi, bu şehrin takımından vazgeçmediğini gösteriyor.

Bu bağlılık hafife alınamaz. İnsanlar zamanını ayırıyor, parasını harcıyor, takımının peşinden gidiyor. Eskişehirspor’u yalnızca skorlar iyi giderken hatırlamıyor; bu armayı hayatının bir parçası olarak görüyor. Şimdi o taraftar yeniden tribüne dönerken futbolcuların da bu sevdanın ağırlığını hissetmesi gerekiyor.

Kimse her maçın kolay kazanılacağını söylemiyor. Bursa Yıldırımspor savunmasını iyi yapan, kontra ataklarla tehlike yaratabilen bir takım. Ancak Eskişehirspor da yedi haftada 21 gol atarak grubun en golcü ekibi oldu. Altay deplasmanında alınan 4-1’lik galibiyet, takımın hücum gücünü ortaya koydu. Şimdi mesele, bu gücü doğru kullanabilmek. Rakibin savunmasını aşacak planı kurmak, sabırlı olmak ve doğru anlarda doğru hamleleri yapmak gerekiyor. Hakan Şapcı’nın teknik ve taktik tercihleri bu maçta belirleyici olacak.

Çünkü iyi istatistikler tek başına şampiyonluk kazandırmaz. Çok gol atmak önemlidir ama kritik karşılaşmalarda gereken sonucu almak daha da önemlidir. Bursa Yıldırım gibi henüz yenilmemiş bir rakibi kendi sahanda mağlup etmek, yalnızca hanene üç puan yazdırmaz; şampiyonluk iddianın ne kadar ciddi olduğunu da gösterir.

Şehir de kulüp de taraftar da üzerine düşeni düşünmek zorunda. Bilet fiyatlarının taraftar tepkileri ve Eskişehirspor Taraftarlar Birliği ile yapılan görüşmeler sonrasında yeniden düzenlenmesi, taraftarın sesinin duyulmasının önemini ortaya koydu. Yönetimle taraftar arasındaki bağ korunmalı. Bu takımın büyüklüğü yalnızca sahadaki futbolcularından değil, onu ayakta tutan insanlardan geliyor. Fakat tribündeki coşkunun karşılığını verecek olan yine sahaya çıkan takım.

Cumartesi akşamı tribünlerde büyük bir ses yükselecek. O ses, 169 günlük hasretin, yıllardır taşınan sevdanın ve şampiyonluk arzusunun sesi olacak. Futbolcular bu desteği yalnızca alkış olarak görmemeli; üzerlerine aldıkları sorumluluğu hatırlamalı. Çünkü taraftarın beklentisi mucize değil. Kendi sahasında, kendi şehrinin önünde, şampiyonluk yolunda gereken mücadeleyi ve sonucu görmek istiyor.

Şampiyonluk istiyorsan böyle maçları kazanacaksın. Tribün seni bekliyor, şehir sana inanıyor. Cumartesi akşamı bu inancın karşılığını verme zamanı. Çünkü Eskişehirspor’un hedefi yalnızca yarışta kalmak değil, yarışın sonunda o kupayı bu şehire getirmektir!