Menopoz döneminde yaşanan sıcak basması, uyku sorunları, vajinal kuruluk ve duygu durum dalgalanmaları kadınların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Gülin Feykan Yeğin, menopozun bir hastalık değil doğal bir süreç olduğunu vurgulayarak, şikayetleri kabullenmek yerine kişiye özel sağlık değerlendirmesi yaptırılmasının önemine dikkat çekti.
Menopoz Bir Doğurganlık Sonu Ancak Kadınlığın Sonu Değil
Tıbben başka bir nedene dayanmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesi durumu menopoz olarak adlandırılmaktadır. Doğal menopoz süreci genellikle 45 ile 55 yaş aralığında gerçekleşse de kadınların biyolojik takvimleri farklılık gösterebilmektedir. Adet düzeninin değiştiği ve hormonların dalgalandığı evre ise perimenopoz olarak tanımlanmaktadır. Bu sürecin doğurganlığın bitişi anlamına geldiğini ancak kadınlığın, sosyal yaşamın veya cinsel hayatın sonu olmadığını belirten Doç. Dr. Gülin Feykan Yeğin, özellikle 40 yaşından önce yaşanan adet kesilmelerinde prematür over yetmezliği ihtimaline karşı vakit kaybetmeden uzman muayenesi yapılması gerektiğini vurguladı.
Süreçte Öne Çıkan 10 Belirti ve Tanı Yöntemleri
Menopoz öncesinde ve sonrasında kadın vücudunda belirgin fiziksel ve ruhsal değişimler meydana gelebilmektedir. Sıcak basması ve gece terlemelerinin yanı sıra adet aralıklarının değişmesi, uyku problemleri, duygu durum dalgalanmaları, odaklanma güçlüğü, vajinal kuruluk, cinsel ilişki esnasında ağrı, libido değişiklikleri ve idrar yolu sorunları sürecin 10 temel habercisi arasında yer almaktadır. Ancak her adet düzensizliğinin menopoza bağlanmaması gerektiğini ifade eden Yeğin; gebelik, tiroid bozuklukları veya rahim içi problemlerin de kanama düzenini bozabileceğini dile getirdi. Tanı aşamasında ise dalgalanan hormon testlerinden ziyade hastanın detaylı sağlık öyküsünün daha yol gösterici olduğu kaydedildi.
Kişiselleştirilmiş Hormon Tedavisi ve Taramalar
Menopoz döneminin genel bir sağlık taraması fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Gülin Feykan Yeğin, bu süreçte kemik yoğunluğu, kalp-damar sağlığı, kolesterol ve tansiyon takiplerinin aksatılmaması gerektiğini bildirdi. Meme ve rahim ağzı kanseri taramalarının devam etmesinin hayati önem taşıdığını aktaran Yeğin, özellikle menopoz sonrası kanamaların vakit geçirilmeden muayene edilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Yaşam kalitesini düşüren sıcak basması ve gece terlemesi gibi şikayetlerde hormon tedavisinin oldukça etkili olduğunu belirten uzman, bu tedavinin hastanın yaşı, genel sağlık durumu, meme sağlığı ve damar tıkanıklığı riskleri göz önünde bulundurularak kişiye özel planlandığını ifade etti.
Kadınlarda yaşın ilerlemesiyle birlikte yumurtalık rezervlerinin azalması ve östrojen hormonunun düşmesi, metabolizma üzerinde geniş kapsamlı değişimlere yol açmaktadır. Östrojen seviyesindeki bu gerileme yalnızca üreme organlarını değil; kemik dokusunu, damar esnekliğini ve cilt yapısını da yakından etkilemektedir. Toplumda yaygın olan önyargılar sebebiyle kadınlar bu dönemdeki fizyolojik ve psikolojik şikayetleri yaşlılığın doğal bir sonucu görerek erteleyebilmekte, bu durum da önlenebilir sağlık sorunlarının derinleşmesine zemin hazırlamaktadır.
Menopoz sonrası dönemde sağlıklı kalabilmek için beş temel kuralın altını çizen Doç. Dr. Gülin Feykan Yeğin; kas kütlesinin direnç egzersizleriyle korunması, kalsiyum ve D vitamini desteğiyle kemik sağlığının gözetilmesi, kalp sağlığı için kilo ile tansiyon kontrolünün yapılması ve jinekolojik takiplere düzenli devam edilmesi gerektiğini belirtti. Yaşanan fiziksel ve ruhsal sıkıntıların katlanılması gereken bir kader olmadığını hatırlatan Yeğin, modern tıp imkanlarıyla bu şikayetlerin büyük oranının başarıyla tedavi edilebildiğini vurguladı.





