Grip Aşısı ve Dengeli Beslenme İlk Sırada İnfluenzadan korunmada en temel yöntemin yıllık grip aşısı olduğu ifade ediliyor. Küresel veriler doğrultusunda her yıl yenilenen aşının, özellikle 6 ay üzerindeki bireylere ve yüksek risk grubundakilere uygulanması öneriliyor. Aşının koruyucu antikor seviyesine ulaşması yaklaşık iki hafta sürerken, sonbahar dönemi süresince yapılması tavsiye ediliyor. Bunun yanı sıra taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin bağışıklık sistemini desteklediği; ancak tek başına aşı ve diğer tıbbi önlemlerin yerini tutmayacağı hatırlatılıyor.

Uyku Düzeni ve El Hijyeni Hayati Önem Taşıyor Kaliteli uykunun vücudun metabolik atıkları temizleme ve bağışıklığı düzenleme süreçlerinde kritik bir rol oynadığı belirtiliyor. Yetersiz uykunun enfeksiyon riskini artırdığına dikkat çekilirken, el temizliğinin de virüsün mukozaya taşınmasını engelleyen ana unsur olduğu aktarılıyor. Ellerin su ve sabunla sık sık yıkanması veya alkol bazlı antiseptikler kullanılması; öksürme, hapşırma ve ortak yüzeylere temas sonrasında temizliğe dikkat edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Temastan Kaçınma, Havalandırma ve Maske Kullanımı Bulaş riskini düşürmek adına hastalık belirtisi gösteren kişilerin evde dinlenmesi ve kalabalık ortamlarda yakın temastan kaçınılması gerekiyor. Ev, okul ve iş yeri gibi kapalı alanların düzenli olarak havalandırılmasının havadaki solunum parçacıklarının yoğunluğunu azalttığı bildiriliyor. Ağız ve burnu tam kapatacak şekilde takılan maskelerin ise hem kişisel maruziyeti önlediği hem de virüsün çevreye yayılımını kısıtladığı kaydediliyor.

İnfluenza virüsü, A ve B tipleriyle mevsimsel salgınlara yol açan ve sürekli mutasyona uğrayan bir yapıya sahiptir. Yapısının değişmesi sebebiyle toplumda her yıl yeniden dolaşıma girebilmekte ve aşı içeriklerinin her sezon güncellenmesi gerekmektedir. Genellikle ani başlayan yüksek ateş, kuru öksürük ve kas ağrılarıyla kendisini gösteren virüs; boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve bulantı gibi şikayetlerle seyretmektedir. Özellikle 65 yaş üstü kişilerde, gebelerde, kronik rahatsızlığı bulunanlarda ve obezite hastalarında tablo daha ağır ilerleyebilmektedir.

İnfluenza tedavisinde kullanılan antiviral ilaçlar, hastalık süresini kısaltmada ve yüksek risk grubundaki kişilerde gelişebilecek komplikasyonları önlemede belirleyici olmaktadır. Antiviral tedaviden maksimum fayda elde edilebilmesi için ilaç kullanımına belirtilerin başlamasından itibaren ilk 48 saat içinde geçilmesi gerekmektedir. Ancak ağır seyreden ya da hastaneye yatış gerektiren vakalarda, ilk 48 saatlik dilim aşılmış olsa dahi uzman hekimlerin değerlendirmesi doğrultusunda tedavi planlaması yapılabilmektedir.

Kaynak: Haber merkezi