Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlar, kadınların rutin kontrollerini ertelemesine ve memedeki klinik değişiklikleri ihmal etmesine yol açabiliyor. Aile öyküsünün bulunmaması, kitlenin ağrı yapmaması veya biyopsinin kanseri yayacağı yönündeki asılsız düşünceler, erken tanı olanaklarının kaçırılmasına neden oluyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanseri tanısının gecikmesine zemin hazırlayan 10 yaygın yanlış inanış hakkında kritik uyarılarda bulundu.

Meme kanserinde belirtilerin doğru okunması, kişiye özel tarama takviminin oluşturulması ve şüpheli kitlelerde zaman kaybedilmeden uzman hekime başvurulması hayati önem taşıyor. Prof. Dr. Bülent Çitgez, toplumda sıkça karşılaşılan yanlış algıları ve bunların tıbbi gerçeklerini şu şekilde sıralıyor:

Kalıtım, ağrı ve mamografi hakkındaki yanlış algılar

  • "Ailemde yoksa bende olmaz" yanılgısı: Meme tanısı konulan her kadının ailesinde kanser öyküsü bulunmaz. Genetik yatkınlık riski artırsa da hastalık yalnızca kalıtsal yollarla gelişmez. Ailede öykü bulunmaması rutin kontrollerin aksatılmasına gerekçe oluşturmaz.

  • Ağrısız kitleler ve ağrı şikayeti: Meme kanseri erken safhalarda ağrı oluşturmadan ilerleyebilir. Yeni ortaya çıkan veya şekil değiştiren kitlelerin ağrısız olması onların zararsız olduğunu göstermez. Öte yandan her meme ağrısı da kanser demek değildir; hormonal değişimler gibi iyi huylu nedenler ağrıya yol açabilir. Tek taraflı ve geçmeyen ağrılarda doktora gidilmelidir.

  • Mamografi radyasyonu ve elle muayene: Modern mamografi cihazlarının yaydığı X-ışını dozu son derece düşüktür ve uçak yolculuğunda alınan doğal radyasyon seviyesindedir. Radyasyon korkusuyla görüntülemeyi ertelemek teşhisi geciktirir. Ayrıca elle kişisel kontrol önemli olmakla birlikte, kitle oluşturmayan erken evre tümörlerin tespiti için tıbbi görüntüleme şarttır.

Biyopsi, yaş faktörü, emzirme ve cerrahi süreçler

  • Biyopsinin kanseri yaydığı düşüncesi: Şüpheli dokudan alınan biyopsinin kanseri vücuda yaydığı iddiası bilimsel temelden yoksundur. Biyopsiden kaçınmak yalnızca kesin tanıyı ve gerekli tedavi sürecini geciktirir.

  • Genç yaş ve emzirme koruyuculuğu: Kanser riski yaşla birlikte yükselse de genç kadınlarda da görülebilir. Emzirme süreci riski düşürse de tamamen engellemez. Emzirme dönemindeki geçmeyen sertlikler süt birikmesi denilerek ihmal edilmemelidir.

  • Kitlelerin yapısı ve memenin alınması kaygısı: Memedeki her kitle kanser değildir; kistler ve fibroadenomlar da kitleye yol açabilir. Bunun ayrımı ancak ultrason, mamografi veya biyopsiyle yapılır. Öte yandan tanı konulduğunda memenin tamamen alınacağı korkusu yersizdir; günümüzde uygun hastalarda meme koruyucu ve onkoplastik cerrahi yöntemleri başarıyla uygulanmaktadır. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarı oranı oldukça yüksek seviyelerde seyrederken, kulaktan dolma bilgiler sebebiyle geciken başvurular evre ilerlemesine yol açabilmektedir. Meme sağlığında kulaktan dolma bilgilere itibar etmek yerine bilimsel verilere dayalı hareket etmek hayat kurtarıcı nitelik taşımaktadır. Ağrısız kitleleri önemsemek, yaş ve emzirme gibi faktörlere güvenerek kontrolleri aksatmamak ve tıp teknolojisinin sunduğu tarama imkanlarından faydalanmak, erken tanı sürecinin en sağlam adımlarını oluşturmaktadır.

Kaynak: Haber Merkezi