Meme kanseri nedeniyle memenin tamamının ya da bir kısmının alınması, kadınların fiziksel görünümünün yanı sıra beden algısını ve psikolojik sağlığını da derinden etkiliyor. Meme rekonstrüksiyonu, yani meme onarımı, kaybedilen dokunun yeniden oluşturulmasını sağlayarak vücut bütünlüğünün ve doğal görünümün kazanılmasına katkıda bulunuyor. Memorial Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Naci Karaçal, hastanın kendi dokularının kullanıldığı mikrocerrahi yöntemler ve iyileşme süreçleri hakkında önemli ayrıntılar paylaştı.

Meme Onarımında Yöntem Hastaya Özel Belirleniyor

Meme rekonstrüksiyonu, cerrahi müdahale sonrası eksilen meme dokusunun yeniden yapılandırılması işlemidir. Bu cerrahide temel hedef yalnızca kaybolan hacmi kazandırmak değil; beden bütünlüğünü korumak, doğal bir form oluşturmak ve diğer meme ile simetriyi sağlamaktır. Uygun adaylarda uygulanacak cerrahi yönteme karar verilirken hastanın genel sağlık durumu, kanser tedavisinin mevcut aşaması, radyoterapi ihtiyacı, vücut yapısı ve kişisel beklentileri bütüncül olarak değerlendirilmektedir.

Kanser Ameliyatıyla Aynı Anda veya Sonrasında Yapılabiliyor

Rekonstrüksiyon işlemi, kanser cerrahisiyle eş zamanlı gerçekleştirilebileceği gibi tüm kanser tedavileri tamamlandıktan sonra da planlanabilmektedir. Eş zamanlı yaklaşımda doku onarımı memenin alındığı ameliyat esnasında yapılırken; gecikmiş rekonstrüksiyonda ise süreç hastanın genel sağlık tablosuna göre ileriki bir tarihe ertelenmektedir. Özellikle radyoterapi görmesi gereken hastalarda zamanlama ve yöntem seçimi büyük hassasiyet gerektirir. Bu sebeple kararın genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve plastik cerrahi uzmanlarının ortak değerlendirmesiyle alınması gerekir. Memenin alınmış olması rekonstrüksiyona engel teşkil etmez ancak her hastaya aynı tekniğin uygulanamayacağı unutulmamalıdır.

Mikrocerrahi ile Hastanın Kendi Dokusundan Meme Yapılabiliyor

Meme rekonstrüksiyonunda temel olarak protez (implant) kullanımı ve hastanın kendi dokularıyla yapılan (otolog) onarım olmak üzere iki ana yaklaşım bulunmaktadır. Otolog rekonstrüksiyonda karın, sırt veya vücudun farklı bölgelerinden alınan dokular kullanılır. Mikrocerrahi teknikler, hastanın kendi dokularının damar bağlantıları korunarak ya da yeniden oluşturularak meme bölgesine aktarılmasına imkan tanır. Karın kasını koruyarak karın bölgesindeki deri ve yağ dokusunun kullanıldığı DIEP flebi yöntemi, mikrocerrahi ile meme bölgesindeki damarlara bağlanır. Ameliyat öncesi üç boyutlu planlamalar, yağ enjeksiyonları ve protez teknolojileri seçenekleri artırsa da en ileri teknolojinin her hasta için en doğru seçenek olmadığı, asıl amacın hastanın onkolojik tedavisine en uygun yöntemi seçmek olduğu bilinmelidir.

Amaç Doğal Görünüm ve Beden Bütünlüğünü Desteklemektir

Meme rekonstrüksiyonu sadece estetik bir müdahale olarak görülmemelidir. Doku kaybı, hastaların özgüveni, sosyal yaşamı ve giysi tercihleri üzerinde belirleyici etkiler yaratabilmektedir. Cerrahi planlamada meme hacminin yanı sıra form, cilt dokusu, meme altı kıvrımının konumu ile meme başı ve areola görünümü dikkate alınır. Karşı meme ile uyumu yakalamak adına gerekli durumlarda sağlam memeye de küçültme, dikleştirme veya büyütme işlemleri uygulanabilmektedir. Tüm bu tamamlayıcı adımların amacı, vücut yapısıyla tam uyumlu ve doğal bir görünüm elde etmektir.

Meme rekonstrüksiyonunun kanseri tedavi eden bir girişim olmadığı açıkça bilinmelidir. Kanserin ana tedavisi, hastalığın evresine ve türüne göre planlanan onkolojik cerrahi ve tıbbi süreçlerle yürütülür. Meme onarımının yapılmış olması, hastalığın yineleme riskini ortadan kaldırmayacağı gibi hastanın rutin onkolojik takip gereksinimini de sona erdirmez. Hastaların, kendi onkoloji doktorları tarafından belirlenen periyodik kontrol programlarına aksatmadan devam etmeleri hayati önem taşımaktadır.

Meme onarımı sonrasındaki toparlanma süresi, uygulanan cerrahi metodun kapsamına göre değişiklik gösterir. Protez kullanılan işlemlerde iyileşme daha kısa sürerken, mikrocerrahi ile doku nakli yapılan kapsamlı ameliyatlarda toparlanma zaman alabilir. İyileşme döneminde geçici ağrı, ödem ve hareket kısıtlılığı yaşanması doğaldır. Günlük hayata ve iş yaşamına dönüş süreci kişiden kişiye değişmekte olup ağır kaldırma ve yoğun egzersizlerden kaçınmak gerekir. Meme başı yapımı veya simetri düzeltmeleri gibi ek müdahaleler gerekebileceğinden, sürecin her zaman tek bir ameliyatla sınırlı kalmayabileceği bilinmelidir. Temel öncelik, hastanın onkolojik güvenliğini riske atmadan yaşam kalitesini ve özgüvenini artıracak doğal bir sonuç elde etmektir.

Kaynak: Haber Merkezi