Kekemelik, çocukların yalnızca konuşma akıcılığını değil, sosyal ilişkilerini ve ifade biçimlerini de doğrudan etkiliyor. 22 Ekim Dünya Kekemelik Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Hekimi Uzm. Dr. Muhammed Albayati, çocukların iletişim kurarken baskı hissetmemeleri için ailelerin, öğretmenlerin ve çevrenin sabırlı ve destekleyici bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti.

Konuşma Akıcılığı ve Yaşanan Sosyal Kaygılar

Kekemelik; konuşma esnasında hece ve ses tekrarları, seslerin uzatılması veya belirgin duraksamalar şeklinde ortaya çıkan bir iletişim bozukluğu olarak tanımlanıyor. Çocukluk döneminde başlayan bu tablo, çocuğun çevresi tarafından nasıl algılanacağı endişesini beraberinde getiriyor. Anlaşılmama veya yanlış değerlendirilme korkusu yaşayan pek çok çocuk, süreç içerisinde sınıfta söz almaktan, soru sormaktan ve sosyal ortamlarda konuşmaktan tümüyle kaçınma eğilimi gösterebiliyor.

"Nasıl Konuştuğuna Değil, Ne Anlattığına Odaklanılmalı"

Çocukların kendilerini özgürce ifade edebilmeleri adına sözlerinin kesilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Muhammed Albayati, iletişim esnasında kurulan cümlenin tamamlanmasının ya da çocuk yerine konuşulmasının baskı hissini artırdığına dikkat çekti. Çocuğu sabırla dinlemenin önemine değinen Albayati, kekemeliğin bireyin zekası veya düşünme kapasitesiyle bir ilgisi bulunmadığını, temel yaklaşımın çocuğun duygu ve düşüncelerini iletmesine fırsat tanımak olması gerektiğini belirtti.

Devam Eden Durumlarda Uzman Desteği Şart

Ailelerin konuşma biçimini sürekli düzeltme çabasından veya çocuğu daha hızlı konuşmaya zorlamaktan kaçınmaları gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Albayati, doğal bir iletişim dilinin korunmasının şart olduğunu ifade etti. Her çocuğun ihtiyacının ve kekemeliğin seyrinin farklılık gösterebileceğine değinen uzman, konuşma güçlüğünün uzun süre devam etmesi, okul başarısını ve sosyal katılımı olumsuz etkilemesi halinde gecikmeden profesyonel bir uzmandan destek alınmasını önerdi.

Okul ve arkadaş çevresindeki olumsuz tutumlar, kekemelik yaşayan çocukların iletişimden tamamen uzaklaşmasına zemin hazırlayabiliyor. Konuşma biçimi sebebiyle alay edilme ya da dışlanma gibi durumlarla karşılaşan çocuklar, kendilerini güvensiz hissederek kabuklarına çekilebiliyor. Bu nedenle akranların, öğretmenlerin ve aile bireylerinin konuşma akıcılığından ziyade aktarılmak istenen mesaja odaklandığı kapsayıcı ve anlayışlı bir ortam oluşturması kritik bir rol oynuyor.

Kekemelikle mücadelede en etkili adım, çocuğun kendini güvende ve kabul edilmiş hissettiği bir iletişim ortamı sunmaktır. Çocuğun üzerindeki baskıyı azaltmak, sabırla dinlemek ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmak, sürecin olumsuz etkilerini en aza indirerek sağlıklı bir sosyal ve akademik gelişim sürdürmesini sağlamaktadır.

Kaynak: haber merkezi