Eskişehir denildiğinde akla ilk gelen şeyler bellidir: Porsuk Çayı kıyısında sohben eden gençler, cıvıl cıvıl sokaklar, kültür ve sanatla yoğrulmuş kent kimliği... Yıllardır gururla taşıdığımız “Öğrenci Kenti” unvanı, şehre sadece bir canlılık değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir dinamizm de katıyor. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi ile yüz binlerce gence ev sahipliği yapan bu kent, dışarıdan bakıldığında bir gençlik cenneti gibi görünüyor.
Peki, işin vitrin kısmını bir kenara bırakıp madalyonun öteki yüzüne baktığımızda durum gerçekten göründüğü kadar tozpembe mi?
Son dönemde sokakta, tramvayda, kafede ya da kampüs bahçelerinde gençlerle konuştuğumuzda duyduğumuz ortak bir ses var: Geçim ve barınma kaygısı.
Bugün Eskişehir’de öğrenci olmanın en büyük sınavı ne yazık ki eğitimden önce barınma ile başlıyor. Yurt kapasitelerinin artırılması yönündeki adımlara rağmen, özel yurt ve kira fiyatlarındaki artış gençleri ciddi anlamda zorluyor. Yenibağlar, Bağlar veya Büyükdere gibi geleneksel "öğrenci semtleri"nde makul fiyatlı ve yaşanabilir bir ev bulmak neredeyse bir lüks haline geldi. Birkaç öğrencinin bir araya gelerek kiraladığı evlerde dahi faturalar ve temel yaşam giderleri eklendiğinde, ay sonunu getirmek büyük bir matematik problemine dönüşüyor.
İkinci ve belki de en derin sorun: Sosyal yaşamın daralması. Eskişehir’i “öğrenci dostu” yapan en önemli unsur, gençlerin bütçelerini sarsmadan sosyalleşebildiği, kültür ve sanat etkinliklerine rahatça ulaşabildiği bir şehir olmasıydı. Ancak artan maliyetler, bir fincan kahvenin, bir tiyatro biletinin ya da basit bir akşam dışarı çıkmanın dahi hesabının yapılmasına neden oluyor. Gençler, zamansız bir biçimde "hayat pahalılığı" gerçeğiyle erken yaşta yüzleşiyor; bu durum da beraberinde ciddi bir gelecek kaygısı ve psikolojik yük getiriyor.
Elbette bu noktada yerel yönetimlerin, üniversite yönetimlerinin ve kent esnafının üzerine düşen sorumlulukları yeniden hatırlamak gerekiyor. Öğrenci dostu ulaşım tarifelerinden uygun fiyatlı/ücretsiz yemek imkanlarına, sosyal tesislerin erişilebilirliğinden gençlik merkezlerinin niteliğine kadar atılacak her adım, bu kentin geleceğine yapılan bir yatırımdır.
Eskişehir’in ruhunu yaşatan, sokaklarını cıvıl cıvıl kılan en temel güç gençliktir. Eğer biz bu kenti “Öğrenci Kenti” olarak anmaya devam etmek istiyorsak, gençlerin sadece akademik başarılarına değil, günlük yaşam kalitelerine ve karşılaştıkları teğet geçilemez sorunlara da kulak vermek zorundayız.
Çünkü gençlerin tebessümünü kaybettiği bir Eskişehir, en büyük zenginliğini kaybetmiş demektir.