Eskişehir siyasetinde tansiyon giderek yükseliyor. Bir zamanlar aynı çatı altında siyaset yapan CHP İl Başkanı Volkan Enver Kılıç ile Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, bu kez Halk TV tartışması üzerinden karşı karşıya geldi. Üstelik kullanılan ifadeler, siyasi eleştirinin sınırlarını zorlayacak kadar ağırdı.
İşin doğrusu, siyasette fikir ayrılıkları olabilir. Birbirini eleştirmek de en doğal haktır. Ancak yıllarca aynı siyasi saflarda mücadele vermiş, aynı partide yol yürümüş insanların birbirlerine yönelik sözlerinde biraz daha dikkatli olmaları gerekmez mi?
Gelin, tartışmanın nasıl başladığına bakalım…
* * *
CHP’deki mutlak butlan tartışmalarının ardından siyasi dengeler değişti. Özgür Özel’in öncülüğünde Yeni Parti’ye katılan milletvekilleri arasında Eskişehir milletvekilleri İbrahim Arslan ile Utku Çakırözer de yer aldı. Yeni Parti’de Arslan, Parti Meclisi üyesi olurken Çakırözer, Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
Ancak bugünkü konumuz bu görevler değil, Eskişehir’de giderek sertleşen siyasi polemik ve karşılıklı laf salvoları…
Yeni Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, partisinin il kongresinde yaptığı konuşmada CHP’nin mevcut yönetimine ve CHP Eskişehir İl Başkanı Volkan Enver Kılıç’a yüklendi.
Tartışmanın merkezinde ise Halk TV’ye yönelik kayyum uygulaması vardı.
Kılıç, Kanal 26’da katıldığı televizyon programında Halk TV’nin yayın politikası ve kanala yönelik operasyon hakkında eleştirilerde bulunmuş, yapılan “Kayyım Ataması” uygulamayı doğru bulduğunu açıklamıştı…
Arslan da bu sözlere tepki göstererek Kılıç’a yönelik oldukça ağır ifadeler kullandı. CHP’de siyaset yapmayı sürdüren eski yol arkadaşlarına da seslenerek Yeni Parti’ye katılmaları çağrısında bulundu.
Bunun üzerine Volkan Enver Kılıç’ta sessiz kalmadı.
KILIÇ’TAN ARSLAN’A AĞIR SORULAR
CHP İl Başkanı Volkan Enver Kılıç, Arslan’ın açıklamalarına oldukça sert bir yanıt verdi. Halk TV’ye ve belediyelerden kanala ya da programlarına aktarıldığını öne sürülen paralara ilişkin çeşitli sorular yöneltti…
Kılıç, Halk TV’ye 80 milyon lira aktarıldığı, belediyelerin “Görkemli Hatıralar” programına sponsor olmaya zorlandığı ve program için yüksek tutarlı ödemeler yapıldığı iddialarını gündeme getirdi. Ayrıca kanalın sahibi ve ticari ilişkileri hakkında da suçlamalarda bulundu.
Arslan’a, Eskişehir milletvekili olarak önce bu sorulara yanıt vermesi gerektiğini söyledi…
Kılıç’ın açıklamalarında dikkat çeken bir başka nokta ise İbrahim Arslan’ı, diğer Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer üzerinden eleştirmesiydi.
Arslan’a geri adım atmaması hâlinde tartışmanın büyüyeceği mesajını veren Kılıç, sözlerini meydan okumaya varan ifadelerle tamamladı.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Tarafların karşılıklı açıklamalarında yer alan mali ilişkiler, ödemeler ve diğer konulardaki iddialar, ilgili belgeler ve yetkili makamların tespitleriyle değerlendirilmelidir. Siyasi açıklamalarda dile getirilen suçlamalar, tek başına kanıtlanmış gerçekler olarak kabul edilemez.
SİYASETTE ELEŞTİRİ BAŞKA, HAKARET BAŞKA!
İbrahim Arslan’ı uzun yıllardır tanırım…
Farklı siyasi düşüncelere sahip olabiliriz. Ancak kendisinin herhangi bir usulsüzlüğe karıştığına ilişkin bir şey duymadım. Kendisini tanıdığım günden bu yana uzun yıllar sol ve sosyal demokrat siyaset içinde yer aldı. Siyasi çizgisini de bugüne kadar büyük ölçüde bu doğrultuda sürdürdü…
Volkan Enver Kılıç’ı da CHP Gençlik Kollarında görev yaptığı yıllardan tanıyorum. Çok yakın bir samimiyetimiz olmadı. Aktif gazetecilik yaptığım dönemde zaman zaman karşılaşır, sohbet ederdik. Ancak son yıllarda kendisiyle görüşmedim…
Dolayısıyla iki isimle ilgili değerlendirmemi kişisel yakınlık üzerinden değil, kullanılan sözler ve siyasi sorumluluk üzerinden yapıyorum…
İbrahim Arslan, Halk TV’ye kayyım atanmasına yönelik uygulamayı eleştirebilir. Bu onun en doğal hakkıdır. Volkan Enver Kılıç da aynı konuda farklı düşünebilir ve kendi gerekçelerini açıklayabilir…
Ancak mesele, düşünce ayrılığından çıkıp kişisel hakaretlere ve karşılıklı suçlamalara dönüştüğünde siyaset kaybediyor…
Kılıç’ın, bir dönem aynı siyasi çatı altında mücadele ettiği ve yaşça kendisinden büyük olan Arslan’a yönelik kullandığı, “Bu suyun boyu seni aşar” ve “Kim dürüstmüş, kim alçakmış görelim” ifadelerini doğru bulmadım…
Sert siyaset yapmak başka, karşındaki insanı küçümseyen bir üslup kullanmak başkadır…
Bu tür siyasi etiğe sığmayan sözcükler ve tavırlar sağduyulu insanlar tarafından pek hoş karşılanmaz…
Üstelik kamuoyunun önünde görev yapan siyasetçiler, söyledikleri sözlerin yalnızca muhataplarını değil, temsil ettikleri kurumları da etkilediğini unutmamalı…
İDDİALAR VARSA CEVAPLAR DA OLMALI
Öte yandan Kılıç’ın yönelttiği sorular da tartışmanın dışında tutulamaz…
Belediyelerden Halk TV’ye veya programlarına yapıldığı öne sürülen ödemeler varsa bunların hangi hizmet karşılığında gerçekleştirildiği, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve harcamaların mevzuata uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır…
Kamu kaynaklarının hesabını sormak, gazetecilik faaliyetlerine yönelik eleştirileri dile getirmek ve basın özgürlüğünü savunmak birbirine karşıt kavramlar değildir. Her ikisi de demokratik toplumun temel unsurlarıdır…
Ancak bir yandan şeffaflık talep edilirken diğer yandan ortaya atılan iddiaların da somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerekir…
Kılıç’ın soruları varsa bunların yanıtlanması önemlidir. İbrahim Arslan’ın da kendisine yöneltilen iddialar konusunda bir açıklama yapması, kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesine katkı sağlayabilir…
Fakat bu tartışmanın sağlıklı bir zeminde yürütülmesi için tarafların karşılıklı hakaretlere varan spekülatif sözcüklerden uzak durması şart…
YARIN YİNE AYNI ÇATI ALTINDA BULUŞABİLİRLER!
Siyaset uzun soluklu bir yolculuktur. Bugün rakip olanlar yarın yeniden aynı siyasi çatı altında buluşabilir. Dün birlikte mücadele edenler bugün farklı partilerde yer alabilir. Bunların hepsi siyasetin doğasında var…
Ancak geride bırakılan sözler kolay kolay unutulmaz...
Birbirine ağır hakaretler yönelten, karşısındakini dürüst olmamakla suçlayan ve kişisel hesaplaşmaya giren siyasetçiler, yarın yeniden yan yana geldiklerinde ne yapacaklar?
Birbirlerinin yüzüne nasıl bakacaklar?
Volkan Enver Kılıç’a da İbrahim Arslan’a da acizane tavsiyem şu: Siyasi mücadelenizi yapın, düşüncelerinizi savunun, yanlış bulduğunuz uygulamaları eleştirin. Kamu kaynaklarının hesabını sorun, basın özgürlüğünü savunun. Ancak bütün bunları yaparken siyasi nezaketi elden bırakmayın…
Hele ki gelecekte daha önemli görevler üstlenmeyi hedefliyorsanız öfkenizi kontrol etmeyi ve eleştirinin dozunu ayarlamayı bilmelisiniz…
Çünkü siyaset yalnızca kimin daha yüksek sesle konuştuğu ya da kimin son sözü söylediğiyle ölçülmez. Asıl mesele, tartışırken de demokratik sınırları koruyabilmektir.
Unutmayın; siyasette sözler söylenir, tartışmalar yaşanır ama geride kalan üslup, insanın siyasi karakterini ortaya koyar…