ABD'de yaşayan gazeteci Cüneyt Özdemir’in, geçen hafta yayımladığı bir videodaki kısa bir bölüm, Eskişehir siyasetine bomba etkisiyle düştü. Özdemir, "Brüksel'deki zirvede gündemdeki fon konusu da konuşuluyor. Anadolu'dan gelen iş adamlarından birine, 'Sizin şehirde fon krizi konuşuluyor mu' diye sordum, bu iş insanı grubu arasında aynı zamanda AK Parti İl Teşkilatı'nda görevli olanlar da varmış. 'Yok' dedi, 'Bizim şehirde fonun f'si konuşulmadı. Yani anlıyorsunuz değil mi, AK Parti'nin ne kadar az güçlü olacağını bizim şehirde' diye espri yaptı. İsim vermiyorum ki yarın öbür gün başı derde girmesin diye" diyor videonun bir bölümünde, gülerek, hem de bol bol gülerek...
Tam bu video yayımlandığı sıralarda AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak da sosyal medya hesabından Cüneyt Özdemir ile beraber çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı iyi mi...
Bunun üzerine neredeyse üç gün boyunca, "Cüneyt Özdemir'in sözlerindeki AK Partili yönetici, Gürhan Albayrak mı" diye tartıştık şehir olarak. Gürhan Albayrak'tan neredeyse iki gün ses çıkmadı. Ancak Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma'nın Albayrak'a destek açıklamasının ardından İl Başkan yardımcıları neredeyse ardı ardına destek mesajları yayınlamaya başlayınca, herkeste "Demek Cüneyt Özdemir'in ismini açıklamadığı kişi Gürhan Albayrak imiş" algısı oturdu...
Pazartesi sabah Anadolu gazetesinde Tarkan Demir'in köşe yazısında gördük ki Gürhan Albayrak, "O kişi ben değilim" diyor...
Önce konuyu buraya kadar olan kısmıyla değerlendirelim...
Gürhan Albayrak'ın takdir ettiğim bir özelliği var. Her zaman profesyonellerle çalışır. Yanında iletişimi çok iyi bilen danışmanları var. Bu tür konularda (ülke dışında olsa bile) danışmanlarına danışsaydı, "Başkanım, o kişi siz değilseniz hemen açıklama yapalım" cümlesini duyardı eminim. Zira, yardımcılar kendisine destek mesajları yayınladıktan sonra kalkıp "Ben değildim" demenin hiçbir anlamı kalmaz. Eğer yardımcıları kendisine destek mesajı yayınlıyorsa o vakit de çıkıp "Benim, o kişi, ama konuşma öyle değil böyleydi" tarzı bir açıklama yapmak durumundadır.
Tarkan Demir'in yazısından öğrendik yine, Gürhan Albayrak, Cüneyt Özdemir ile irtibata geçmiş ve Cüneyt Özdemir de dün öğleden sonra bahsettiği ilin Eskişehir olmadığını açıkladı. Özdemir, "Gürhan Albayrak ile de konuştum, sohbet ettim, evet, ama o il, Eskişehir değil. Eskişehir basınını takip ediyorum, yazık, onlar da bir süredir Eskişehir basınından benim yüzümden dayak yiyorlar" dedi...
Gürhan Albayrak ve Cüneyt Özdemir'in bu açıklamalarından sonra bile o konuşmanın gerçekleştiği kişilerin bu iki isim olmadığına inanmayacak kişiler var Eskişehir'de, emin olun. Cüneyt Özdemir'in bir rica ile son açıklamayı yaptığını düşünecek binlerce kişi sayabilirim size. Ancak bu işin başka bir boyutu. Benim anlatmak istediğim, ilk günden, ilk anlardan itibaren çok kötü yönetilen bir iletişim süreci var.
Yani Gürhan Albayrak, iletişim açısından işi batırdı, çok kötü bir seviyeye getirdi!..
KİM ÜSTÜNE ALINMALI
Neyse biz, bu sözlerin, bir "yerel teşkilat eleştirisi" olarak görenlere yönelik bir iki kelam edelim. Bu sözler hangi şehirden söylenmişse söylensin, o şehrin yereldeki güçsüzlüğünü anlatmıyor bence...
O espri büyük bir itiraf ve parti tavanına yönelik eleştiri aslında...
Cüneyt Özdemir'in sözlerini ilk dinlediğimde ben de herkes gibi "AK Parti'nin o şehirde güçsüz olduğunu" kastettiğini sandım. Sonra bir süre düşündüm. AK Parti, teşkilat olarak o şehirde güçsüzse fon skandalında ismi neden geçmesin?
AK Parti teşkilatlarının güçlü olduğu Konya, Kayseri, Gaziantep gibi şehirlerde AK Parti teşkilatlarının ismi fon skandalında geçmiş miydi?
Fon skandalının özü ne?
Bazı üst düzey AK Partililerin, 'içeriden' haber alarak, yüksek oranlarda kâr elde ederek zenginleşmesi...
Tabii ki bütün zenginleşenler AK Partili değildi, ancak AK Partili eski bakanlar, genel başkan yardımcılarının zenginleştiği de konuşuluyor, görülüyor...
Yani konunun, 'o şehirde' güçlü olmak ya da olmamak ile ne ilgisi var?
Sonra, "acaba" dedim, Cüneyt Özdemir'e yapılan espri, "Biz teşkilat olarak AK Parti içinde güçsüzüz. O yüzden şehrimizde fonun f'si konuşulmuyor. Partimizin güçlü olanlarıdır zenginleşenler, biz AK Parti içindeki güçsüzleriz" mi denilmek isteniyor?
Belki de o sözden "AK Parti o şehirde güçsüz" çıkmıyordu, "O şehirdeki AK Parti, AK Parti içinde güçsüz, bu yüzden bizden kimse fon ile zenginleşemedi" çıkıyordu, kim bilir?
Yani aslında kendisi de teşkilatın içinde olan ve teşkilat güçsüz ise bundan kendisi de sorumlu olan bir işadamı, "Biz, şehirde güçsüzüz" diyerek hem teşkilatı hem de kendisini eleştirmiyor da "fon skandalında partisinin tavanındaki güçlü isimlerin voleyi vurduğunu, kendilerinin vole vuracak kadar güçlü olmadıklarını" anlatıyordu...
Ne olursa olsun...
Bu süreç çok kötü yönetildi, çoook...