Müslümanın kirli işi olmadığı için alnı ak, başı dik yaşar. Hak huzurunda, halk içerisinde emrolunduğu gibi işi düzdün, sözü doğrudur. İşinde, sözünde ifrat veya tefrite kaçmaz! Dilini yalan, kursağını haramla kirletmez. Hiç kimseyi aldatmaz. İçi ne ise dışı da odur. Mazlumu, masumu, mahzunu ezip geçmez. Suçsuz, günahsız insanları mağdur etmez. Merhametlidir, adildir. Zorda olanın yardımına koşar. İyilik yapar. Kötülük, azgınlık yapmaz. Haktan korktuğu, halktan utandığı için başkasına zarar veremez. Hak ve adalet üzere dosdoğru olmak, davranış ya da sözle başkasını kandırmamaktır. Müslüman din adına da olsa başkasının hakkını gasp edemez. Herkes merhamete, adalete muhtaç olacağı günü unutmasın!

İnsanın kalitesi davranışında dürüstlüğü, sözünde doğruluğu kadardır. Doğru tartım, düzgün ölçüme herkes bir gün ihtiyaç duymak zorunda kalabilir. Peygamberin şahsında Allah’ın: “…Emrolunduğun gibi dosdoğru ol…” hitabı tüm insanlığadır. Müslümanlığın şartı riyadan, hileden, sahtekârlıktan, bağnazlıktan, şarlatanlıktan, hokkabazlıktan uzak durmaktır. İnsan emrolunduğu gibi dosdoğru adil, merhametli, güvenilir insan olmaya mecbur. Aksi haramdır, hezeyandır. Müslümanın haramlarla işi, ilişkisi olur mu? Müslümana haram iş, haram söz yakışmaz. Müslümanın yalan söylemeye, iftira atmaya, gıybet etmeye, dedikodu yapmaya hakkı da, yetkisi de yoktur. Bu kötü hasletlerle iştigal eden Allah’ın adaletini düşünmeli.

İnsanın emrolunduğu gibi dosdoğru olması adaletli davranmak, zalimlere meyil etmemektir, Hud suresi ayet 112-113’de buyrulduğu veche… Medyen halkının bozgunculuk ve yalancılıkta felakete sürüklendiğini gören Şuayp Peygamber, Hud suresi ayet 85’da bildirildiği gibi kavmine: Ölçünüzü, tartınızı tam yapın. Davranışınız dürüst, sözünüz doğru olsun. Ticaretiniz, siyasetiniz, ahlakınız adaletli ve merhametli olsun. Aldatanlardan, zorbalardan, fitnelerden olmayın. Size bunları bildirmekle kastım elinizden özgürlüğünüzü almak, malvarlığınıza çökmek, yaşantınıza ambargo koymak değildir. Bu ilkeleri bildirmekle sizlerin Hak katında, halk içerisinde başınız dik, alnınız açık yaşamanız içindir. Egonuz uğruna insanları mağdur bırakarak boyunlarını bükmeyin. Haklarına çökerek masumların hayatlarını söndürmeyin.

12 Eylül 1982 Darbesinin öncesi ve sonrası pek çok masumun canı yandı, yakıldı. Darbe öncesi giyim kuşam, kılık kıyafet, okuduğu gazete ya da oturduğu mahalleye göre yaftalandı, mimlendi. Olan masum halk çocuklarına oldu. Ağababalar vaziyetin keyfini çıkardı. Kanlar döküldü, döktürüldü. İnsanlar öldü, öldürtüldü. Darbe sonrası da kimin kime ne hıncı varsa baskın çıkan masumu elinde sokaklarda afiş asarken, boya fırçası veya tenekesi ile dolaşırken gördüm gibi uyduruk isnatlarla ihbar edilerek istikballeri karartıldı. Güvenlik soruşturmasında pek çok masum insanın karşısına bu veya benzeri iddialar çıkartılarak muhtaç hâle düşürüldüler. O gençlerin kayıp yılları hangi bedelle, hangi taltifle telafi edilebilir? Suçsuz, günahsız pek çok genç sosyal çevrede horlandı. Eş veya iş bulmakta zorlandı. Masum insanları mağdur edenler ilerleyen zamanlarda daha beter durumlara düştüler. Ama olanlar masum halk çocuklarına oldu. Bu millete böyle zulüm reva görüldü.

Boynu bükük, bağrı yanık mağdurların sessiz ahları göklere yükselmesin. Mağdurun ahı Allah’ın öfkesini kabartır. Adalet yerini bulsun, merhamet olsun da herkes birbirine güven duysun. Birileri, birilerine tuzak kurarak, entrika çevirerek mazlumların, masumların dünyasını karartmasın. Kötü insanlar ortamı fırsat bilip günü kendilerine hak bayrama çevirmesinler. Dürüst davranışta, doğru sözle, düzgün ölçümle, tam tartımla herkes hakkına hakkınca kavuşur. Geçmişte yalanın ve haksızlığın kol gezdiği toplumlar Allah’ın felaketine duçar olmuşlar. Ne zaman insanlar yalanla yanıltılmış, haksızlıkla hakları elinden alınmış ise helak olmuşlar. Müslüman başkasının zarar ya da yarar yönüyle söz ve davranışlarını değerlendirir ama yargılayamaz. Allah adına da olsa Müslümanın başkasını yargılamaya hakkı da, salahiyeti de yoktur. Müslümanın başkasını değil kendini yargılaması farz-ı ayındır. Daha ne olsun!

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!