Sokak hayvanları meselesi, uzun zamandır bu ülkenin en hassas, en çok tartışılan ve ne yazık ki en çok kutuplaşan gündem maddelerinden biri. Bir tarafta güvenlik endişeleri, diğer tarafta ise can dostlarımızın yaşam hakkı... Çözümün formülü ise aslında ne kör bir öfkede ne de boş bir romantizmde gizli. Çözüm; akılda, vicdanda ve planlı belediyecilikte.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Kıravdan Mahallesi’nde hayata geçirdiği "Doğal Yaşam Alanı" projesi, tam da bu akılcı ve vicdani dengenin somut bir örneği olarak karşımızda duruyor. Seyitgazi Yolu’ndaki mevcut merkezin ardından Kıravdan’da açılan 3. etap, popülizmden uzak, kalıcı bir sistem inşa etmenin mümkün olduğunu kanıtlıyor.

245 dönümlük devasa bir arazinin 50 dönümüne yayılan bu yeni etap, bugün bin 250 köpeğe ev sahipliği yapıyor. Hedeflenen toplam kapasite ise 5 bin. Ancak burayı klasik, kasvetli birer "hayvan hapishanesi" olan barınaklardan ayıran çok temel bir fark var: Burası bir doğal yaşam alanı. Hayvanlar dört duvar arasında değil; doğayla iç içe, veteriner gözetiminde, düzenli beslenme ve bakım imkanlarıyla insani ve hayvanca koşullarda yaşıyorlar.

Projenin en kıymetli taraflarından biri de şehrin dinamiklerini bir araya getirebilmiş olması. 42 dönümlük 4. etabın çevreleme çalışmalarını Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi üstlenmiş durumda. Yerel yönetimin vizyonuna iş dünyasının da omuz vermesi, meseleyi sadece bir belediye görevi olmaktan çıkarıp toplumsal bir sahiplenmeye dönüştürüyor. Mama üniteleri, suluklar ve barınma alanları eş zamanlı olarak yükselirken, şehirdeki "birlikte yaşama" kültürü de güçleniyor.

Belediyenin şiarı net: "Şefkatle yaptık, sevgiyle yaşatacağız."

Bu yaklaşım, sokak hayvanları sorununu popüler tartışmaların ötesine taşıyıp sürdürülebilir bir modele dönüştürüyor. Hem kent sakinlerinin güvenliğini ve huzurunu sağlıyor hem de bu dünyanın tek sahibinin insan olmadığını hatırlatarak sessiz canlıların refahını gözetiyor. Kıravdan’da yükselen bu model, Türkiye’deki tüm yerel yönetimlere örnek olmalı. Çünkü medeniyet, sokaklarımızı paylaştığımız canları yok sayarak değil, onlara güvenli ve şefkatli yaşam alanları sunarak inşa edilir.