Tepebaşı Belediyesi’nin en sevdiğim etkinliği bu yıl da gerçekleştirilecek. Geçen yıl tasarruf tedbirleri nedeniyle yapılamayan Pişmiş Toprak Sempozyumu’nun 17’ncisi bu yıl 1-12 Eylül tarihleri arasında, 1’i yabancı 8’i yerli olmak üzere 9 sanatçıyla düzenlenecek.

Her yıl bu sempozyuma katılmaya çalışıyorum. Orada sanatçıları, eserlerini şekillendirirken izlemek bana ayrı bir keyif veriyor. Hem yabancı hem de yerli sanatçılarla da sohbet edip röportaj yapma fırsatı da elde ediyorum. Onların fikirleri, eserleriyle ne anlatmaya çalıştıklarını kendi ağızlarından dinlemek gerçekten de çok keyifli oluyor.

Diğer yandan her yıl birçok öğrenci de alanında çok başarılı sanatçıların yanında, işin inceliklerini öğrenme fırsatı yakalıyor. Adeta bir okul gibi hizmet veriyor. Kendi gözlemlerime dayanarak söylüyorum, sanatçıların gençlere yaklaşımı da çok iyi. Özverili bir şekilde gençlerden destek alıyorlar ve onların da sanatlarını pekiştirmelerini sağlıyorlar.

Bugüne kadar 219 sanatçı, 243 eser ortaya koymuş bu festivalle. Kaçıncısından itibaren takip etmeye başladım inanın hatırlamıyorum ama çoğunu yakından inceleme fırsatı buldum. Şimdi de bu eserler şehri gerçekten bir açık hava müzesine dönüştürüyor. Yoldan geçerken kafanızı çevirdiğiniz birçok yerde, pişmiş toprak eserleri görebiliyorsunuz. Bazen arkadaşlarımla geçerken, “Bakın şunu Alman bir sanatçı yapmıştı, şu konuya dikkat çekmek istemişti” gibi bilgiler de paylaşıyorum. Bir nevi tur rehberi misali…

Tabii pişmiş toprağın Eskişehir’de önemi çok büyük. 1926 yılında Tepebaşı’nda ilk kiremit üretimi gerçekleştiriliyor. Bir asırlık bir üretim tarihi var baktığınızda. Bu sempozyum ile de hem kiremit ve tuğla sektörü sahipleniliyor hem de pişmiş toprak sanatına sahip çıkılıyor.

Tabii bu proje Başkan Ahmet Ataç’ın birçok kez dile getirdiği gibi bir vefa projesi haline geldi. Pandemi döneminde yaşamını yitiren doktorlar, diş hekimleri, sağlık personelleri ve eczacılar için, 57 sanatçı tarafından kolektif bir şekilde tamamlanan Varlığınız Sağlığımız Anıtı olsun, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı için yine kolektif biçimde yapılan Sonsuz Cumhuriyet Anıtı olsun hep bir vefanın simgesi.

Yine her dönem sempozyumun, o dönem yaşamını yitiren çok kıymetli isimlere ithaf edilmesi de bir vefa göstergesi. Bu yıl da sempozyum, eski milli futbolcu ve maliye Profesörü Fethi Heper, sempozyumda 3 kez yer alan Profesör Kim Yong Moon, 12 kez sempozyuma ana sponsor olarak destek veren Başak Grup Yönetim Kurulu Başkanı Füruz Karık, Türkiye’ye amigoluğu öğreten Amigo Orhan olarak tanınan Orhan Erpek, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek ve Seyitgazi’de çıkan orman yangınında hayatını kaybeden 10 ormancıya ithaf edildi.

Bu yıl da festivalde Yazılıkaya çalışılacak. Frig Vadisi ve Yazılıkaya, Eskişehir’in çok önemli değerlerinden. Sanatçılar, yine kolektif bir eser oluşturarak şehre kazandıracak. Böylesine güzel bir projeyi şehre kazandırdığı için Başkan Ataç’a yeniden teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım bu proje her yıl büyüyerek, daha da güzel eserler ortaya çıkararak devam eder. Tabii, başta Kılıçoğlu olmak üzere sempozyumun birçok ana sponsoru var. Onlara da destekleri için teşekkürlerimi ileteyim.