Bu ülkede toprak var, su var, güneş var… Yani aslında tarım için lazım olan ne varsa fazlasıyla mevcut. Ama buna rağmen bir bakıyorsun, bir yıl ürün bol oluyor, fiyatlar çöküyor; ertesi yıl ürün azalıyor, bu sefer markette fiyatlar uçuyor. İşte buna kısaca “tarımda yanlış üretim” diyoruz. Ama mesele sadece yanlış ekmek, yanlış biçmek değil; işin içinde planlama eksikliği, bilgiye dayanmayan kararlar ve yıllardır bir türlü oturmayan bir düzen var.

Köydeki üretici de şehirdeki tüketici de aynı dertten muzdarip: “Neden böyle oluyor?” sorusu herkesin kafasında. Çünkü çiftçi çok çalışıyor ama kazanç istikrarlı değil. Tüketici de markete girdiğinde her seferinde değişen fiyatlarla karşılaşıyor. Ortada büyük bir dengesizlik var.

Aslında sorun en baştan başlıyor. Birçok üretici, hangi ürünün ne kadar ekileceğini çoğu zaman piyasanın gerçek sinyallerine göre değil, “geçen yıl şu para etti” mantığıyla belirliyor. Mesela bir yıl domates para ediyor, ertesi yıl herkes domatese yükleniyor. Sonuç? Ürün fazlası, fiyat düşüşü, emeğin karşılık bulmaması. Sonra aynı döngü başka bir ürünle devam ediyor.

Bu sadece bireysel bir tercih meselesi de değil. Yıllardır tarımda güçlü bir yönlendirme ve planlama eksikliği var. Hangi bölgede ne kadar üretim yapılacağı, hangi ürünün stratejik olduğu, su kaynaklarının nasıl kullanılacağı gibi konular çoğu zaman dağınık ilerliyor. Herkes kendi bildiği gibi hareket edince de ortaya “her yerde her şeyden biraz ama hiçbir şeyden yeterince” bir tablo çıkıyor.

Bir de işin maliyet tarafı var. Gübre, mazot, ilaç, sulama derken üretim maliyetleri sürekli artıyor. Üretici maliyeti hesaba katmadan sadece satış fiyatına bakarak karar verince, bazen aslında zararına üretim yapıyor ama fark etmiyor bile. Çünkü ürünün gerçek maliyet hesabı çoğu zaman net değil. Bu da yanlış üretim kararlarını daha da büyütüyor.

Bir başka sorun da veri eksikliği. Tarımda doğru planlama için “bilgi” şart. Ama birçok üretici hangi ürünün hangi bölgede daha verimli olacağını, toprak analizini, su ihtiyacını ya hiç bilmiyor ya da ulaşamıyor. Bilgi olmayınca da kararlar tahmine dayanıyor. Tahminle yapılan üretim ise çoğu zaman ya fazla ya eksik oluyor.

Kooperatifleşme ve örgütlenme eksikliği de önemli bir mesele. Tek tek hareket eden üretici, pazarlık gücünü kaybediyor. Ürününü değerinde satamayınca da bir sonraki yıl ya üretimden vazgeçiyor ya da yanlış ürüne yöneliyor. Oysa birlikte hareket edildiğinde hem planlama daha sağlıklı olur hem de pazarlık gücü artar.

Yanlış üretimin bir başka sonucu da gıda israfı. Bazen ürün çok oluyor ama depolama, soğuk zincir ya da lojistik yetersizliği yüzünden tarlada kalıyor, çürüyor. Bir yanda ürün yok diye şikâyet eden şehirler, diğer yanda ürününü satamadığı için tarlada bırakan üreticiler… Bu tablo gerçekten düşündürücü.

Aslında tarımda en büyük eksiklerden biri de uzun vadeli bakış açısının olmaması. Çoğu karar “bu yıl ne kazanırım?” sorusuna göre veriliyor. Oysa tarım kısa vadeli bir iş değil. Toprakla uğraşan herkes bilir ki, doğru ürün planlaması yıllara yayılan bir iştir. Ama sistem kısa vadeye sıkışınca, yanlış üretim de kaçınılmaz hale geliyor.

Bir de iklim değişikliği gerçeği var. Eskiden belli bölgelerde rahatça yetişen ürünler artık aynı verimi vermiyor. Ya yağış düzeni değişmiş ya sıcaklık artmış ya da su kaynakları azalmış. Ama üretim kararları çoğu zaman bu yeni duruma göre güncellenmiyor. Yani doğa değişiyor, ama üretim alışkanlıkları aynı kalıyor. Bu da yanlış üretimi daha görünür hale getiriyor.

Peki çözüm yok mu? Elbette var. Ama çözüm sadece çiftçiye “doğru ek” demekle olmuyor. Öncelikle güçlü bir tarım planlaması gerekiyor. Hangi bölgede hangi ürünün destekleneceği net olmalı. Üretici önünü görebilmeli. Ayrıca veri temelli bir sistem kurulmalı; toprak, su, iklim ve pazar bilgisi üreticiye açık olmalı.

Kooperatiflerin güçlendirilmesi de şart. Tek başına zayıf olan üretici, birlikte hareket edince güçlü hale gelir. Pazara daha sağlam girer, fiyat dalgalanmalarından daha az etkilenir.

Bir diğer önemli konu da eğitim. Tarım sadece “atalarımızdan gördük” işi olmaktan çıkmalı. Yeni teknikler, dijital tarım uygulamaları, verimli üretim yöntemleri köylere kadar ulaşmalı. Bilgi arttıkça yanlış üretim azalır.

Sonuç olarak mesele sadece tarlaya ne ekildiği değil; nasıl, ne kadar, nerede ve neye göre ekildiği meselesidir. Tarımda yanlış üretim devam ettiği sürece hem üretici kaybeder hem tüketici. Ama doğru planlama, doğru bilgi ve doğru iş birliği ile bu döngü kırılabilir.

Toprak aslında çok şey söylüyor… Ama onu doğru dinleyene.