“Genç arkadaşlar, hiçbir zaman ümitsizliğe düşmeyelim! Bugün muvaffak olamadığımız bir işte yarın muhakkak muvaffak olacağız. Bugün ulaşamadığınız hedefe yarın muhakkak ulaşacağız. 

Bulduğunuz enkaz üzerine kurulmuş çürük hali, biz nasıl istikbal olarak bizden sonra gelecek nesillere bırakabiliriz? Bu sebeptendir ki geceyi gündüze katarak çalışacak ve çok yorulacağız. Fakat onlara temiz sağlam temeller üzerine kurulmuş bir istikbal vereceğiz”. 1942

Dr. Fazıl KÜÇÜK 

Karşımızdaki unsurun önde gidenlerinin Kıbrıs Türkleri ile ciddiye alınacak çözüm görüşmelerine itibar etmedikleri biliniyor. Buna koşut adadaki çözümü dışarıdan buldukları desteklerle çözme uğraşını veriyorlar. Ahbap çavuşlar 9.kez Atina’da Mısır ve Yunanistan’ın katılımı ile bir araya geldiler. Her zaman yaptıkları gibi Türkiye’yi hedef tahtasına oturttular. Doğu Akdeniz’i kendi gölü gibi gördüklerinden olacak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki eylemlerini kınayan ortak bildiriye imza attılar. Mısır’ın uzun süreden beridir mendil büyüklüğündeki ülke ile özel dostlukları olduğunun da bilinmesini istiyoruz. 

Amerika’da Trump’ın başkan seçilmesi sonrasında başlatılan gerilim ve kamplaşma başkanlık seçimini kaybetmesinden sonra adeta doruğa tırmanıyor.  Ve sonrasında başlattığı “aslında seçimi ben kazandım Demokratlar seçimlerde oy çaldılar” söylemlerini sürgit ediyor. 2022 yılı Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde partisinin alacağı oya göre yeniden aday olup olmayacağı konusunu değerlendireceğini söylüyor.  Taraftarlarına seslendiği konuşmasında “bunlar ülkeyi yıkacaklar” diyerek moral vermeye çalışıyor. Konuşmasının devamında da silahlı direniş çağrıları yapıyor. Bu çağrısının denemesini 06 Ocak 2021 tarihindeki parlamento baskını ile kanıtladığı biliniyor. 

Son dönemde AB ile Amerika arasında başlatılan Bağımsız Savunma Gücü kurulmasına ilişkin tartışmalar sürgit ediyor. Fransa’nın General De Gaulle’nin Cumhurbaşkanı olduğu dönemde NATO’nun askeri kanadından çekildiğini anımsatmak istiyoruz. Şu anda başlatılmış olan yeni ordunun kurulması tartışmaları Fransa tarafından köpürtülüyor. Tartışmanın gerekçesi olarak NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi sırasında yaşanan sıkıntılar öne çıkartılıyor. Konuya ilişkin olarak Amerika’dan her hangi bir açıklamanın gelmemiş olması Fransa’nın tezlerinin dikkate alınmayacağının işareti olabilir mi diye sormak gerekiyor.

Hellimin Kıbrıs’ın yerel kültürü içinde önemli yere sahip olduğu biliniyor. Bu nedenle ekonomiye yaptığı ihracat katkısı yadsınamaz. Avrupa ülkelerine yapılan ihracatın son dönemde Avrupa Pazarına egemen olma konusu Türkler ve Rumlar arasında adeta güç gösterisine dönüşüyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen konuya ilişkin olarak Rumlara ayrıcalık tanıyor. Adı geçen kişi Türklere dönerek “siz de hellimlerinizi Rumlar aracılığı ile pazarlayınız” diyebiliyor. Bu yaklaşımı ile AB bir kez daha uyuşmazlığın çözümünün önündeki takoz olduğunu kanıtlamış oluyor.   

Adada uyuşmazlığın çözümü konusunda siyasi konular tartışılırken uzlaşı sağlanamadığı biliniyor. Tarafların uzlaşabilmelerinin kanıtının güçlü ekonomiye sahip olmaktan geçtiğini bilmek için ekonomist olmaya gerek olmadığını düşünüyoruz. Siyasi çözümü destekleyecek en önemli unsur ekonominin güçlü olmasıdır. Hellimin Avrupa Pazarında egemen olma çabaları siyasi belirsizliğinin yanında “Hellim Savaşı” olarak anılmaya aday olacak gibi görünüyor. 

 Kıbrıs Türklerinin AB tarafından ekonomik olarak çökertilmesine izin vermemek için birlikte mücadele etmemiz gerekiyor mu ne…

SEVGİ ile kalınız…

13 Kasım 2021  -  Ankara  -    

Ahmet GÖKSAN

ahmetgoksa45@gmail.com