Odunpazarı Kent Konseyi yaşayan sanatçıya vefa etkinliklerinde Eskişehir’de sanata büyük emekleri olan, fotoğraf sanatımızın ustası Osman Yaşar Tanaçan’a etkinlik  gerçekleştirdi. Bu bir şehir için son derece önemli bir konu. Biz sanatçılarımıza ne yaşarken, ne de vefatından sonra sahip çıkıyoruz. Hatta sanatın işlevinden, ne olduğundan habersiz, onu sanatçı değil de  birşeylerle oyalanmış biri bile görüyoruz. Gelişmiş toplumlarda bu böyle değildir. Gelişmiş ülkeler yeni sanatçılar çıksın, yetişsin, gelişsin diye bütün imkanları yaratıyor. Onları yaşadıkları şehirde 7’den 70’e  herkesin yakından tanımalarını gerçekleştiriyorlar. Sadece yaşarken değil vefatlarından sonra da onunla bağları koparmıyorlar. Unutulup gitmiyorlar. Şehirlerinde 300-500 yıl önce yaşamış sanatçılarını bile aralarında yaşayan sanatçılar kadar tanıyorlar. Onlara zaman zaman etkinliklerle anıyorlar.V e en önemlisi onlarla övünüyorlar… Herkesin sanatçı olamayacaklarını çok iyi biliyorlar. Bizde öyle mi? Aramızda kimler var, bilmiyoruz. Duysak  da sadece adını duymuş oluyoruz. Sanat etkinliklerine katılanımız çok az, onlarda zaten sanat çevremiz. Nerede tanışacaklar… Eskişehir’deki tüm sanatçıları tanıyan, tanışan bir ben varım sanıyordum. Meğer benim daha hiç tanışmadığım ülkemizin önemli sanatçılarının hiç tanışmadığım çok sanatçımızın olduğunu gördüm. Devlet Opera-Bale’den emekli olmuş Eskişehir’de yaşıyanından 3 kitabı olan yazara kadar, uluslararası karikatür yarışmalarından Eskişehir’e ödüller getirenine kadar…

Bir şahit olduğum bir olayı anlatmak isterim: Halkevleri döneminden bir ressam, aynı zamanda fotoğraf sanatçısı ve Halkevleri  Tiyatrosu’nda yönetmenlik yapmış bir sanatçı vardı. Kısa boylu, başında siyah beresi, yavaş adımlarla yürürdü. Halkevleri döneminde tanınan bir sanatçıymıştı. 1978 yılında hem onu tanımak, hem de Halkevleri dönemini ondan dinlemek için röportaj yapmak istedim. Deliklitaş’daki evine davet etti. Evde bir küçük odayı kendisine atölye yapmış, ortada şöveryesi resim yapıyordu. Eşi ve bir kızı kapıya gelip bana “Hoş geldiniz” dediler. O an, ressam, eşine ve kızına dönerek “Ben sanatçıyım diyorum inanmıyorsunuz, benimle röportaja geldiler” dedi ve gözlerinden yaşın süzüldüğünü gördüm.. O anı hiç unutamıyorum. Bizde sanatçının daha ailesine anlatma, kendisi kabul ettirme sıkıntısı var. Bu çok acı bir şey…Sanatçının beklediği nedir ki? Öldükten sonra “Badem gözlü” olmak, neye yarar ki?.. Her şair şiirini herkese gösterir, okutur. Ressamlarda resimleri gösterir sadece birkaç sözcük söylenmesini beklediği için…

O Tanaçan

       Nedeni hep sağlığında gururlanacağı birkaç sözcüktür sanatçının beklediği.

Osman Yaşar Tanaçan  benim yarım yüzyıllık, 50 yıldır tanıdığım dostum, ağabeyim. Onu bir sanat yazarı olarak en iyi izlemiş, tanıyan, anlatabilen biri olarak ona düzenlenen bu etkinliğe heyecanlandım, sevindim. Sağlığım nedeniyle bulunamadım, Osman Tanaçan’a yakışır bir vefa etkinliği yaşanmış. Bir güzel başlangıç başlamış bir büyük usta isimle…

 Eskişehir’de bir Osman Tanaçan var. Fotoğrafa biraz bulaşmış birinin bile onda Tanaçan’ın eli vardır. Fotoğrafçı dükkanı açanlara ekmek kapısı bile olmuştur. Onun fotoğrafçı yanını aşağı yukarı herkes biliyor. 1972-1985 arasında fotoğraf sanatçıları ondan uygulamalı dersler almıştır. Ben çoğumuzun unuttuğu şair ve tiyatrocu  yanını anlatmak istiyorum.

osman yunus emr

Tanaçan, çok duygusal ve ince yürekli, Yunus Emre’nin dediği gibi coşan sanatçı kişiliğe sahiptir. Böyle birinin şiir yazmamış olması mümkün değildir. Tanaçan şiirleri olan şairdir. Ben şiirlerini kendi sesinden dinlemiş biriyim.

      Tiyatrocu yanına gelince, Osman Tanaçan çocuk oyunları yazmış oyun yazarıdır, Bir çok oyunu yönetmiş tiyatro Yönetmenidir…

      Bence tiyatrocu yanı, fotoğrafçı yanının gölgesinde kalmışdır. Sanat tarihimizde o tiyatrocu yanı ile geçecektir. 2013 yılında Eskişehir Sanat Derneği’nin ona Yunus Emre Ödülü vermesinin gerekçesi de Yunus Emre için oyun yazması ve yönetmesi ile kayıtlara geçmesi idi. 2016 yılında bu oyun Eskişehir Yunus Emre Kültür Sanat Turizm Vakfı tarafından kitaplaştırılmıştır.

     Yunus Emre için bugüne kadar 25 tiyatro oyunu yazılmıştır. İlki 1969 yılında Necip Fazıl Kısakürek yazmış. İkincisini 1974 yılında Recep Bilginer. Üçüncüsünü 1978 yılında Osman Yaşar Tanaçan  yazmıştır. Osman Tanaçan’ın yazdığı Yunus Emre oyunu çocuklara yöneliktir. Ve Tanaçan ülkemizde  çocuklar için Yunus Emre oyunu yazan ilk oyun yazarıdır. Ayrıca bugüne kadar çocuklar için 1990’lı yıllarda 3 Yunus Emre oyunu daha yazılmıştır.

     Osman Tanaçan’ı buradan değerlendirmek gerekiyor. Yerel değil ulusal sanatımızdaki yeri ile görmeliyiz…

    Osman Tanaçan yetişkinler için de oyunlar yönetti. İ.Galip Arcan’ın “Hava parası”, Cevat Fehmi Başkurt’un “Dostlar”, Maksim Gorki’nin “Ayak Takımı Arasında”, John Patrıck’ın “Aceleci Kalp”, ”Mehmet Irmak’ın “İsimsiz Kahramanlar Güner Sümer’in “Yarın Cumartesi”oyunlarını hatırlıyorum.

     Fotoğrafçılığı üzerine de birkaç şey söylemem gerekiyorsa:

     1977 yılında, yetiştirdiği bir öğrencisi bayan  Akbank’ın Türkiye çapında düzenlediği fotoğraf yarışmasında Birincilik ödülü almıştı.  Bu ödül Halkevleri döneminden sonra Eskişehir’e gelen ilk fotoğraf ödülüdür.

Tanaçan 1977 yılında Eskişehir’de ilk fotoğraf yarışmasını düzenlemiştir ve o yarışmaya 49 kişi katılmıştır.

     Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneği (EFSAD) nin kurulmasına verdiği destek.

     Osman Tanaçan’ın fotoğraf öğrencilerinden Reha Bilir bugün Dünya Fotoğraf Federasyonunun Türkiye Temsilcisidir.

Odunpazarı Kurşunlu Cami Külliyesinde kurulan ve Eskişehir’e kazandırılan bir “Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Müzesi” var.

     Osman Yaşar Tanaçan Eskişehirimize çok şeyler katmış kültür-sanat adamıdır, emekleri vardır. Eskişehir adına  teşekkür etmek hepimizin vefa borcudur.  Sağlıklı  uzun ömürler diliyorum.Herkese de örnek olması dileğim…