Eskişehir’de artık bir gelenek haline gelen Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu, 2 Eylül’de 18’inci kez kapılarını açıyor…
Bir festival 18’nci kez yapılıyorsa, artık o şehirle özdeşleşmiştir. 18’nci kez perdelerini açan bir festival artık kentin markasıdır…
Bir şehrin kültürüne 18 yıldır iz bırakan Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu’nun yaratıcısı Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile festivalin sorunsuz gerçekleşmesinde emeği geçenleri bu şehirde yaşan bir birey olarak kutluyorum…
18 yıl önce atılan bir adım, bugün kocaman bir geleneğe dönüştü..
Her yıl farklı sanatçıları, farklı eserleri ve farklı hikâyeleri Eskişehirlilerle buluşturan önemli organizasyon, bu yıl çok daha anlamlı bir esere ev sahipliği yapacak.
Çünkü bu kez Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü betimleyen bir Atatürk anıtı, pişmiş topraktan hayat bulacak…
Bir düşünün…
Eskişehir’in toprağı, 18. kez sanatçıların ellerinde şekillenecek…
Ve o toprak, yalnızca bir sanat eserine değil, bu ülkenin bağımsızlık mücadelesinin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına dönüşecek…
Bunun adı sadece heykel değildir…
Bunun adı hafızadır…
Bunun adı vefadır…
Bunun adı, geçmişten geleceğe bırakılan bir vatanseverlik mesajıdır…
TOPRAK, TARİH İLE BİRLEŞECEK
Pişmiş toprak, insanlık tarihinin en eski materyallerinden biridir…
Binlerce yıldır insanlar toprağı şekillendiriyor, ateşle buluşturuyor ve ortaya kalıcı eserler çıkarıyor…
Şimdi ise Eskişehir’de bu kadim malzeme, Cumhuriyet tarihinin en önemli isimlerinden, vatan bilincini özümsemiş her vatandaşın yüreğinde yaşayan birini anlatacak…
Atatürk’ün bir anıtının topraktan yapılacak olması bence çok anlamlı…
Çünkü Cumhuriyet de bu topraklarda filizlendi…
Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da verilen eşsiz mücadeleyle bu vatanın her karışı yeniden kazanıldı…
Bugün özgürce konuşabiliyor, düşünebiliyor, üretebiliyor ve geleceğe umutla bakabiliyorsak, bunda Cumhuriyet’in ve onun kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük payını kim yadsıyabilir?
İşte bu nedenle Eskişehir’in toprağından yükselecek Atatürk anıtı, yalnızca bugünün değil, yarınların da eseri olacaktır…
ESKİŞEHİR’E YAKIŞAN BİR SEMPOZYUM
18 yıldır düzenlenen Pişmiş Toprak Sempozyumu, Eskişehir’in kültür ve sanat hayatının önemli etkinliklerinden ve markalarından biri haline geldi…
Sempozyumun en önemli özelliklerinden biri de sanatın sadece salonlarda, galerilerde veya müzelerde kalmaması…
Sanat, Eskişehir’in sokaklarına taşıyor…
İnsanların günlük hayatının içine giriyor…
Kent, sanatla nefes alıyor…
Bu yıl yapılacak Atatürk anıtı da bu anlayışın en güçlü örneklerinden biri olacak…
Çünkü Atatürk’ü anlatan bir eserin yalnızca belirli bir mekânda sergilenen bir sanat eseri olarak kalmadığı anlamı taşıyacak…
O eser, kentin hafızasına kazınacak...
Çocukların önünden geçerken merak ettiği, gençlerin fotoğraf çektirdiği, yaşlılarımıza büyük gurur veren şanlı mazimizi hatırlatan bir eser olacak…
ATATÜRK'Ü ANMAK, CUMHURİYET'İ YAŞATMAKTIR
Bugün Atatürk hakkında çok şey yazılıyor, konuşuluyor…
Oysa Atatürk’ün en büyük mirası, tartışmalara nokta koyan ve kendi ifadesiyle en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti’dir...
-Çünkü Cumhuriyet, bağımsızlığımızın en önemli simgesidir...
-Çünkü Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir...
-Çünkü Cumhuriyet, medeniyet yolundaki en görkemli yoldur...
-Çünkü Cumhuriyet, fırsat eşitliğidir...
-Özetle Cumhuriyet vazgeçilmezimizdir...
Bu nedenle Atatürk’ü anmak sadece geçmişe bakmak değildir…
Aynı zamanda geleceğe sahip çıkmaktır…
Cumhuriyet’in değerlerini korumaktır…
Bilime, eğitime, sanata ve çağdaşlığa sahip çıkmaktır…
Pişmiş Toprak Sempozyumu’nun Atatürk anıtını sanat yoluyla kente kazandırması da tam olarak bu noktada önem taşıyor...
TOPRAKTAN CUMHURİYET'E...
Dünya Barış günü olan 1 Eylül’den hemen bir gün sonra Eskişehir’imizin kurtuluş günü olan 2 Eylül’de başlayacak 18. Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu’nu bu açıdan sadece bir sanat etkinliği olarak görmemek gerekiyor…
Bu sempozyum, Eskişehir’in kültürle, sanatla ve tarih bilinciyle kurduğu bağın önemli göstergelerinden biridir…
Ve bu yıl o bağın merkezinde Atatürk olacak…
Topraktan şekillenecek…
Ateşle pişecek…
Ve Eskişehir’in hafızasında yerini alacak…
Belki de yıllar sonra bugün bu anıtın yapılışını gören çocuklar, kendi çocuklarına şöyle diyecek:
“Bu eser, Atatürk’ü anlatmak için yapılmıştı.”
İşte sanatın gücü de burada…
Bir heykel yaparsınız, ama aslında bir hafıza inşa edersiniz…
Eskişehir’in toprağından yükselecek Atatürk anıtı da yalnızca bir sanat eseri değil, Cumhuriyet’e bırakılmış kalıcı bir selam olacaktır…
Ve bazen bir şehrin toprağı, o şehrin söylemek istediği en güçlü sözleri haykırır...
Bu kez Eskişehir’in toprağı yüksek sesle haykıracak:
“Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk.”