Değerli dostlar! Bu yazımın teması sadece şahsi bir mesele değil… Toplumsal bir mevzu. Değerli hemşerim, arkadaşım Önder Çelebican Hoca hayat hikayesinin bir kesitinde: “Acılı bir dönem yaşadım. Otuz üç yıllık hayat arkadaşım merhume emekli Kur’an Kursu öğreticisi sevgili eşim hafız Muazzez Hanımı kaybetmek yüreğimi dağladı. Ama hayatın gerçeklerini göz ardı etmedim. Sosyal yaşamdan kopmadım. Aile, akraba bağlarını zedelemeden zor geçen günlerin ardından Yasemin Hanımla ikinci evliliğimi yaptım. İlk eşimden biri kız, diğeri erkek iki çocuğum oldu. Kızım da oğlum da öğretmen… Kızım görevi gereği Kütahya’ya sabah gidip akşam geldiği için çocuğunun bakımı bana düştü. Hanımımın vefatı nedeniyle torunuma ve felçli kayın valideme uzun süre baktım.” pek çok kişiye, aileye örnek olacak nitelde bir anlatı.

Ölüm, Müslümana felaket değil rahmettir. Önder Hoca her zaman çevre ve sosyolojik ilişkilerde itidalli, dengeli davranışıyla etraftan taltif gören bir şahsiyet. Eskilerin: “Başa gelen çekilir.” sözü mucibi sıkıntılara katlanmayı bilmiş. Aynı apartmanda birlikte yaşadığı hasta kayın validesinin bakımını üstlenmiş. İkinci evliliği düşündüğünde usulü, üslubu ve usturubunda öncelikle çocuklarıyla oturup durumu değerlendirmiş. Çocuklarından gereken desteği alan Önder Hoca, ikincil hamleyi yapmış. İkici eşi Yasemin Hanımla izdivaçları İslami usulde gönüllerince gerçekleşmiş. Yasemin Hanımın ilk evliliği olması nedeniyle kendisine mihrini verip, gelinlik giydirmiş. Yasemin Hanım, Önder Hocanın çocuklarına annelik, torununa da anneannelik yapmanın erdemliğini göstermiş.

Önder Hoca: “12 Eylül 2013 Günü oğlum Ahmet’in öğretmen olarak İnhisar’a tayin çıktı. Üç yıldır felçli olan kayın validemi rahmetli hanımla 13 Eylül 2013’de de Eskişehir OGÜ Tıp Fakültesi Hastanesine kontrole götürmüştük. Hastane dönüşü Cuma vakti sonrası merhume eşim aniden düşüp bayıldı. Altı gün hastanede yoğun bakımda kaldı. 19 Eylül 2013’de de vefat etti. Doğum yerim Seyitgazi’nin Yenikent köyüne defnini gerçekleştirdim. Mekânı cennet olsun. Ben ondan razıyım. Allah’ta ondan razı olsun.” dedi. Sosyal çevresini kırmadan, önceki eşinin annesi, çocuklarının anneannelerini incitmeden Yasemin Hanımla ikinci evliliğin 21 Ekim 2014’te düğününü gerçekleştirmiş. Ölüm mutlak hakikat. Ölüm ve doğum hiç kimsenin kendi iradesinde olmayan iki farklı vakıa...

Kim ne bilir kimden olup kimden ne zaman, nerede doğacağını… Kim ne zaman, kaç yaşında, nasıl, nerede öleceğini… Akla gelmedik hadiseler, haller beklenmedik zamanlarda acı ya da sevinçli insanın başına gelebilir. Mesele başa gelen hadiseleri krize veya sevinç çılgınlığına dönüştürmeden atlatabilmek… Önder Hoca: “Her iki evliliğimde Allah bana saliha eşler nasip etti. Şimdiki eşim Yasemin Hanımı hem hacca hem de umreye götürdüm. Evliliğimizi görüştüğümüzde ben den isteğin var mı, dediğimde, “Mümkün ise beni hacca götürmeni isterim.” dedi. Onun bu isteğini kulak ardı etmedim. Hem sözümü tuttum. Hem onun isteğini yerine getirdim.

Evliliklerde, arada aklı başında aracıların olması işi kolaylaştırır. Doğru zamanda, doğru insanları seçebilmek önemli… Atılan her adımın bir sonrakini nereye atacağını bilerek atmalı. Yanış adımlar, adamlar insanı çıkmaz sokaklara sürükler. Vaziyet içinden çıkılmaz hâl alabilir. Her zaman olduğu gibi söze, davranışa itina gerek… Maalesef günümüzde evlilikler pamuk ipliğine bağlı gibi bir durum. Bir zamanlar “…Beni halat, zincir zapt etmez. Nikahla bağla…” sözleriyle nikahın kıymetini vicdanlara, insaflara işleyen bir türkü vardı. Duyarlı toplumlar, erdemli insanlar: “Herkes başına yağan karı eritsin.” demek keyfine sahip değiller….

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!