Bir toplum erdemli, münevver, bilge insanını kendi kültür değerlerini zenginleştirecek nitelde yetiştirmedikçe gelişimi, atılımı nakıstır. Toplumu fikren aydınlatan, iktisaden kalkındıran, hukuken olgunlaştıran, teknolojik gelişimi sağlayan nitelikli kişilerdir, faziletli aydınlar. Her beyaz yakalı, her diplomalı aydın değildir. Bilge kişi, toplumun öz kültürüyle kendini mayalayan merhametli, faziletli, basiretli, ferasetli, hakkaniyetli şahsiyetlerdir. Toplumların biri milli, diğeri dini iki ana kültürü vardır. Bu iki kültürden biri eksik toplum, kanadı kırık kuş misali çırpınır durur. Ne uçabilir, ne de dura bilir? Herkesin inancı kendisine… Ama her insanın ilişkileri bir başkasını etkiler. İnsani ilişkiler söz konusu olduğunda hemen akla gelen ticari ve hukuki ilişkilerdir. Toplumsal çöküş de, kalkınma da iktisadi ve hukuki gelişimle alakalıdır. Güven duyguları ticari ve hukuki münasebetlere yozlaşır ya da zenginleşir.
Bilge insan, doğruyu bilen bildiğini başkaları için yararlı şekilde kullanan hâkim kişidir. Münevver bilgili, görgülü olup bilgisi ve görgüsüyle kendisini, başkalarını aydınlatan çağın şartlarında yeterince yetişmiş kişidir. Erdemli kişi davranışlarının örnek olduğu, sözlerinin tutulduğu merhametli dürüst insandır. Erdemli, münevver ve bilge insan olmak isteyen zihnini fesatlıktan, dilini yalandan, hâlini riyadan, kursağını haramdan uzak tutmalı. Haram ile helal arasındaki hadde, hududa, hukuka itina etmeyenden ne erdemli, ne bilge, ne de münevver insan olur. Erdemli, bilge ve münevver olmanın dört hususu insaflı, dürüst, hakkaniyetli ve aklıselim olmaktır. İlim, bilim akılla kemal bulur.
Güneşin gündüze, ayın geceye, rüzgârın buluta, yağmurun toprağa ayar verdiği gibi bilgeler, münevverler, erdemliler toplumsal huzura, güvene ayar veren şahsiyetlerdir. Bulutun yağmura, toprağın tohuma sahip çıktığı gibi toplumlarda bilgelerine, münevverlerine, erdemli insanlarına sahip çıkmadıkça kaostan, kargaşadan, önyargıdan, hukuksuzluktan, cehaletten, gafletten, dalaletten kurtulması mümkün değildir. Siyonizm, bir toplumu çökertmek istediğinde öncelikle o toplumun bilge, münevver ve erdemli insanlarını itibarsızlaştırmaya ve o kişileri toplum düşmanıymış gibi takdime başlar. Münevverlerine, erdemlilerine kulak asmayan toplumlarda adalet, kültür ve ahlak yozlaşması kaçınılmaz olur. Adaleti, kültürü ve ahlakı çökmüş, kokuşmuş toplumların istikbali, istiklali harabe şehirlerin gibidir.
Ünlü Pendname kitabının yazarı mutasavvıf şair, aktar, eczacı ve hekimlik sanatına kendini adamış Feridüddin-i Attar miladi binli yılların başında Nişabur köylerinden birinde doğmuş. Moğol istilasında Moğol Çerisi bir adamın eline esir düşmüş. Moğol askeri Attar’ı satışa çıkarmış. Attar, kendisine biçilen satış değerlerin razı olmamış. İnsan pazarına sırtında saman çuvalıyla gelen bir müşterinin cahil çeriye: “Şu ihtiyarı sırtımdaki bir çuval saman karşılığında satarsan alayım.” demesi üzerine Attar: “İşte benim ederim budur. Bu adam benim değerimi takdir etti. Beni, buna sat.” demiş. Bu teklifi kendisine hakaret sayan Moğol çerisi, Attar’ı oracıkta şehit etmiş. Bilgenin, münevverin, erdemli insanın cahilin, gafilin elinde bu Moğol çerisinin öldürdüğü Attar’dan ne farkı olur ki?
Meşhur Türk feylesofu Farabi’nin ilimden, bilimden, faziletten, toplumsal güvenden dem vurduğu eserlerinden biri de “İhsa’ül-Ulûm” adlı kitabıdır. Türkistan doğumlu Farabî, Seyf-üd-Devle’nin meclisine ilk girdiğinde, oturmasına izin verilmiş. Farabî, Seyf-üd-Devle’ye: “Senin oturduğun yere mi yoksa kendi yerime mi, oturayım?” deyince, Hükümdar: “Kendi yerine otur.” demiş. Farabi, kalabalığın arasından geçip hükümdarın yanına oturmuş. Hükümdar: “Etrafındakilere kendi aralarında konuştukları dille Farabi’ye bir şeyler soracağız. Cevap veremez ise hemen onu dışarı atın.” dediğinde, Farabi aynı dille işlerin bitiş sonucunu beklemeleri gerektiği söylediğinde, bu özel dili nasıl bildiğine şaşırmışlar. Farabi, biraz sonra dağıtılan içkilerden içmeyip kendi icadı kanunu çıkarıp herkesi güldürecek, sonra herkesi ağlatacak daha sonra da herkesi uyutacak tarzda parçalar çalmış. Her biri uykuya dalınca da oradan uzaklaşmış. Bir insan medeni ilimler ile dinsel ilme vakıf olmadıkça münevver de, bilge de, erdemli de olamaz!
Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!