Son günlerde Eskişehir’de Hava Hastanesi arazisi üzerinden koparılan fırtınaya baktığımızda, aslında yeni bir şey görmüyoruz. Aynı eski siyaset: bilgi yerine algı, gerçek yerine çarpıtma, hizmet yerine polemik…
Resmî Gazete’de yayımlanan kararla birlikte söz konusu alanın özelleştirme kapsamına alınması, CHP cephesinde adeta bir “siyasi fırsat” olarak görülmüş olacak ki, hemen “satılıyor”, “elden gidiyor” gibi klasik söylemler devreye sokuldu. Oysa bu söylemlerin altı ne kadar dolu, işte asıl mesele bu.
AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın açıklamaları, tartışmanın aslında ne kadar yapay bir zemine oturtulduğunu açıkça ortaya koyuyor. Türkiye genelinde 71 taşınmazı kapsayan bir planlamayı, sanki sadece Eskişehir’e özgüymüş gibi sunmak en hafif tabirle kötü niyetli bir yaklaşım değil midir? Bu, kamuoyunu bilgilendirmek değil, bilinçli şekilde yönlendirmektir.
Dahası, kararın açık hükümlerine rağmen “satış” iddialarının ısrarla gündemde tutulması, artık bir yanlış anlamanın ötesine geçmiştir. Albayrak’ın da net biçimde ifade ettiği gibi, elde edilecek gelirlerin Sağlık Bakanlığı’nın yeni tesis ve yatırımlarında kullanılacak olması, bu sürecin bir “kayıp” değil, aksine bir “kazanç” olduğunu gösteriyor. Yani mesele bir hastanenin yok edilmesi değil, sağlık altyapısının daha da güçlendirilmesidir.
Peki CHP neden bu gerçeği görmezden geliyor? Çünkü burada amaç çözüm üretmek değil, siyasi rant devşirmektir. Belediyelerdeki yönetim zafiyetlerini örtmek, hizmet eksikliğini unutturmak için merkezi hükümetin attığı her adımı tartışmaya açmak artık bir refleks haline gelmiştir. Ancak bu refleks, ne yazık ki Eskişehirlilere hiçbir fayda sağlamamaktadır.
Üstelik ortada herhangi bir mağduriyet olmadığı da açıkça ifade ediliyor. Ne Sivrihisar’da ne Mihalıççık’ta ne de diğer bölgelerde sağlık hizmetlerinin aksamasına dair bir durum söz konusu. Buna rağmen “kriz varmış” gibi bir hava oluşturulması, tam anlamıyla bir algı operasyonudur.
Gerçek şu: Türkiye büyüyor, sağlık yatırımları artıyor ve mevcut kaynaklar daha verimli kullanılmak isteniyor. Bu süreçte yapılan planlamaları çarpıtmak, sadece vatandaşın kafasını karıştırır. Sorumlu siyaset ise tam tersini gerektirir; yani doğruyu söylemeyi.
Gürhan Albayrak’ın duruşu bu açıdan nettir: Şeffaflık, kamu yararı ve yatırım odaklı bir yaklaşım. Bu yaklaşımı karalamaya çalışmak yerine anlamaya çalışmak, Eskişehir’in de Türkiye’nin de yararınadır.
Son söz şu olmalı: Gerçekler ortadayken, algı üretmek kimseye uzun vadede kazandırmaz. Ama doğruyu savunmak, her zaman kazanır.