Türk Milletinin en hassas olduğu konuların başında çocuk gelir, en değerli varlıklarımızdır onlar. Bütün canlılar için yavruları çok kıymetlidir muhakkak, bütün dünya insanları için de öyledir, ama milletimiz için bir başka anlam taşır çocuk. Bir anne bir baba için yaşı kaç olursa evladı onun gözünde hep çocuktur. Oysa batı dünyasında çocuk reşit olduktan sonra aile kendi sorumluluğu ortadan kalkmış olarak düşünür.

Eğitim verdiğimiz özel ihtiyaç sahibi çocuklarımızın yaşları da kaç olursa olsun annelerimizin, babalarımızın düşündüğü gibi bizim için çocuktur onlar, bir annenin, babanın göstermiş olduğu hassasiyet ölçüsünde destek eğitimi verilir onlara, gerek inancımız açısından gerekse yasal çerçeveler açısından da çocuktur özel çocuklarımız.

Cumhuriyetimizin Kurucusu da konuya bu açıdan baksa gerek, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı günü, Türk çocuklarına armağan etmiş Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak ilan etmiş, dünyada bizden başka çocuklara armağan edilen böyle bir bayram günü var mıdır?

Milli egemenliğin simgesidir 23 Nisan, yönetimin millete ait olduğunu göstermek açısından önemlidir, Cumhuriyetin temelidir 23 Nisan.

Cumhuriyetin Kurucusu, büyük önderimizin çocuğa verdiği önemin bir göstergesi değil midir bu uygulama.

Çocuklarımız, geleceğimizin en büyük güvencesidir, bu günün küçüğü olan çocuklarımız yarının büyükleri olarak ülkemizin her alanında olmayacaklar mı?

Millet olarak en hassas olduğumuz varlıkların başında çocuklarımız gelir demiştik ya, sadece kendi çocuklarımız için değil, tüm dünya çocukları için de aynı duyguları yaşayan milletiz biz. Hiçbir savaşta çocuğa ve kadına dokunulmaz inancımız gereği.

Oysa yakın tarihte emperyalist ülkeler komşumuzda yaklaşık 200 çocuğu acımasızca bombalayarak öldürmedi mi?

Onların ve bizim bakış açışı farklılığımızın en önemli göstergesi değil midir bu kadar masumun vahşice katledilmesi.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun…