Sanayi ve kalkınma politikalarında en çok konuştuğumuz konulardan biri şudur: Her şehir aynı yatırımı mı almalı, yoksa her şehir kendi gücüne göre mi desteklenmeli?

Aslında doğru olan ikinci seçenek. Yani her ilin kendi potansiyeline göre yatırım alanlarının belirlenmesi.

İşte tam da bu noktada Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından açıklanan 2026 Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Programın temel mantığı oldukça açık. Bölgelerin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak, atıl kaynakları ekonomiye kazandırmak ve kalkınmayı yerelden başlatmak.

Bu bakış açısı Türkiye’nin uzun süredir ihtiyaç duyduğu bir yaklaşım. Çünkü kalkınma dediğimiz şey sadece büyük şehirlerde yapılan yatırımlarla gerçekleşmez. Anadolu’nun üretim gücü de doğru planlandığında çok büyük bir ekonomik değer oluşturabilir.

Bu nedenle program kapsamında her il için dört yatırım alanı belirlenmiş. Eskişehir için belirlenen başlıklar ise aslında şehrin sanayi kimliğini çok iyi yansıtıyor.

Elektrikli ev aletlerine yönelik endüstriyel metal şekillendirme ve metal parça üretimi, havacılık sektörüne yönelik yüksek teknoloji parçaların üretimi ve işlenmesi, raylı taşımacılık için demiryolu araç parçaları üretimi veya test ve belgelendirme merkezi kurulması ve tarım makineleri aksam ve parçaları üretimi.

Bu başlıklara dikkatle baktığımızda Eskişehir’in yıllardır biriktirdiği sanayi kültürünün doğru okunduğunu görmek mümkün.

Örneğin metal şekillendirme ve parça üretimi konusu. Eskişehir sanayisinin en güçlü kaslarından biri zaten bu alandır. Beyaz eşya üretiminden savunma sanayine kadar pek çok sektörde bu şehir ciddi bir tedarik merkezi konumunda. Bu nedenle bu alanda verilecek teşvikler sadece yeni yatırım değil, mevcut sanayinin büyümesi anlamına da gelir.

İkinci başlık ise havacılık. Eskişehir’in bu alandaki tecrübesini anlatmaya zaten pek gerek yok. Türkiye’de havacılık sanayisinin en önemli merkezlerinden biri olan şehir, yıllardır bu alanda yetişmiş insan gücüne ve güçlü üretim altyapısına sahip. Yüksek teknoloji parçalarının üretimi için verilecek teşvikler, Eskişehir’i bu alanda daha da güçlü bir merkez haline getirebilir.

Üçüncü başlık raylı sistemler. Bu da yine Eskişehir’in adeta doğal uzmanlık alanlarından biri. Türkiye’de raylı sistemler denildiğinde akla gelen şehirlerin başında Eskişehir geliyor. Bu nedenle demiryolu araç parçaları üretimi veya test ve belgelendirme merkezi kurulması gibi yatırımların teşvik edilmesi son derece isabetli bir tercih. Böyle bir merkez kurulması, sadece üretimi değil aynı zamanda teknoloji geliştirme kapasitesini de artıracaktır.

Dördüncü başlık ise tarım makineleri. İlk bakışta sanayi şehri kimliğiyle bilinen Eskişehir için sürpriz gibi görülebilir. Ancak Eskişehir aynı zamanda güçlü bir tarım hinterlandına sahip. Bu nedenle tarım makineleri üretimi hem kırsal kalkınma hem de sanayi üretimi açısından önemli bir potansiyel barındırıyor.

Aslında bu dört başlığa birlikte baktığımızda ortak bir noktayı görmek mümkün. Hepsi Eskişehir’in zaten güçlü olduğu alanlar. Yani burada amaç sıfırdan bir sektör yaratmak değil, var olan gücü daha da büyütmek. Bu yaklaşım doğru uygulanırsa Eskişehir için ciddi bir fırsat ortaya çıkabilir.

Elbette teşvik tek başına yeterli değil. Girişimcinin cesareti, yatırımcının vizyonu ve yerel kurumların iş birliği de en az teşvik kadar önemli. Ama doğru alanlara verilen teşvik, doğru yatırımcıyla buluştuğunda şehirlerin kaderini değiştirebilir.

Eskişehir’in sanayi birikimi ve üretim kültürü düşünüldüğünde bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü doğru planlanmış bir yatırım sadece bugünü değil, şehrin gelecek on yıllarını da şekillendirir.