Bazen elimizin altındaki değeri görmek için uzağa bakıyoruz. Oysa tam yanı başımızda, binlerce yıllık bir miras sessizce bizi bekliyor. Frig Vadisi tam olarak böyle bir yer. Herkesin dilinde “önemli bir turizm değeri” ama iş icraata geldiğinde hâlâ hak ettiği noktada değil.
Son günlerde gelen iki haber aslında bu konuda umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Biri, Valilik öncülüğünde gerçekleştirilen gezi programı… Diğeri ise Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği söyleşi serisi… Küçük gibi görünen ama aslında büyük bir zihniyet değişiminin işareti olan adımlar bunlar.
Vali Erdinç Yılmaz’ın Frig Vadisi’ni yerinde incelemesi, turizm temsilcileriyle birlikte sahaya inmesi önemli. Çünkü bu işler masa başında olmuyor. Gidip göreceksiniz, dokunacaksınız, hissedeceksiniz. Ancak o zaman “burası gerçekten değerlendirilmeli” diyebilirsiniz. Nitekim yapılan açıklamalar da bu yönde. Kararlılık vurgusu var. Bu kıymetli.
Diğer tarafta Büyükşehir Belediyesi’nin “Frigya’nın Gizemli Toprakları” söyleşi serisi… Bu da en az saha çalışmaları kadar değerli. Çünkü bir yeri korumanın ve geliştirmenin ilk şartı, o yeri tanımaktır. İnsan bilmediği şeye sahip çıkmaz. Bu söyleşilerle birlikte Frigya artık sadece bir isim olmaktan çıkıyor, bir hikâyeye dönüşüyor.
Kazı başkanları konuşuyor, akademisyenler anlatıyor… Ama en önemlisi, bu bilgi akademik duvarların dışına taşınıyor. Vatandaş dinliyor, merak ediyor, soru soruyor. İşte turizm dediğimiz şey tam da burada başlıyor. Önce kendi insanını ikna edeceksin.
Şimdi asıl mesele şu: Bu iki güzel adımı nasıl kalıcı hale getireceğiz? Frig Vadisi için artık klasik tanıtım cümlelerini bir kenara bırakmak gerekiyor. Broşür bastık, gezi yaptık, söyleşi düzenledik… Bunlar güzel ama yeterli değil. Bu bölgeyi yaşayan bir turizm merkezine dönüştürmek zorundayız.
Frig Vadisi sadece bir kurumun işi değil. Valilik, belediyeler, üniversiteler, turizmciler… Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Parça parça yapılan işler yerine ortak bir vizyon şart. Ve belki de en önemlisi: Süreklilik. Türkiye’de en büyük problem bu. Bir konu gündeme geliyor, birkaç etkinlik yapılıyor, sonra unutuluyor. Frig Vadisi için bu hatayı yaparsak, bugün attığımız adımların hiçbir anlamı kalmaz.
Oysa elimizde çok güçlü bir hikâye var. Doğa var, tarih var, gizem var. Yani turizmin aradığı her şey var. Eksik olan tek şey, bu potansiyeli ısrarla ve akıllıca değerlendirmek.
Artık şu soruyu kendimize sormalıyız: Biz gerçekten Frig Vadisi’ni turizme kazandırmak istiyor muyuz, yoksa sadece konuşmayı mı seviyoruz? Eğer gerçekten istiyorsak, bugünden tezi yok daha fazlasını yapmak zorundayız. Çünkü bu miras bekliyor… Ama sonsuza kadar beklemeyecek.