Çocukların sosyal medya ve çevrim içi oyun alanlarında gerçekleştirdiği paylaşımlar, kişisel bilgilerden günlük rutinlere kadar birçok detayı açığa çıkarabiliyor. Siber Güvenlik Uzmanı Dr. Ahmet Şenol, fotoğraf kadrajındaki detayların ve ailelerin yaptığı paylaşımların ciddi güvenlik riskleri taşıdığına dikkat çekerek, ebeveynlerin alması gereken dijital önlemleri ve çocuklarla kurulması gereken güven ilişkisinin önemini paylaştı.
Görsel detaylar ve anlık konumlar dijital takibi kolaylaştırıyor
Çocukların çevrim içi platformlarda yaptığı paylaşımlar; isim, yaş, okul ve yerleşim yeri gibi hassas bilgilerin erişilebilir hâle gelmesine neden olabiliyor. Paylaşılan içeriklerde konum etiketi yer almasa dahi arka planda bulunan okul logosu, sokak tabelası, dükkan ismi veya servis aracı gibi unsurlar konum tespiti için yeterli ipucu sunabiliyor. Okul çıkışı yapılan anlık paylaşımlar veya girilen rutin kurs bilgileri birleştirildiğinde çocukların günlük yaşam haritası çıkarılabiliyor. Bu durum kötü niyetli kişilerin dijital takibini kolaylaştırarak çocukların güvenliğini tehdit eder seviyeye ulaşabiliyor.
Yapay zekâ tehdidi ve ailelerin yaptığı paylaşımların riskleri
İnternet ortamında herkese açık olarak paylaşılan ses, fotoğraf ve video kayıtları kötü niyetli kişiler tarafından kopyalanarak sahte hesap tasarımlarında kullanılabiliyor. Gelişen yapay zekâ teknolojileriyle birlikte çocukların yüz ve ses verileri işlenerek dolandırıcılık, tehdit ya da şantaj odaklı içerikler üretilebiliyor. Diğer taraftan çocuklar paylaşım yapmasa bile ebeveynlerin kendi hesaplarından yaptığı doğum günü, okul ve tatil paylaşımları da benzer riskler barındırıyor. Hesapların gizli tutulması kopyalanma riskini tamamen ortadan kaldırmadığı için en güvenli yöntem aşırı bilgi paylaşımından kaçınmak olarak öne çıkıyor.
Siber ortamlarda çocukların mahremiyetini korumak amacıyla cihazlarda uygulanan yetkilendirmelerin kontrol edilmesi büyük önem taşımaktadır. Zorunlu durumlar dışında konum erişiminin kapalı tutulması, kamera ile mikrofon izinlerinin uygulama bazında sınırlandırılması gerekmektedir. Aynı zamanda her platform için özgün ve güçlü parolaların tercih edilmesi, iki aşamalı doğrulama adımlarının devreye alınması ve bu doğrulama kodlarının üçüncü şahıslarla paylaşılmaması dijital korunma yöntemlerinin temelini oluşturmaktadır.
Çocukların internet ortamında bir olumsuzlukla ya da şüpheli bir durumla karşılaşması halinde ailelerin ilk olarak çocukları suçlamadan sakin kalması gerekmektedir. Şüpheli içeriklerin ekran görüntüleri alınıp kanıtlar kaydedildikten sonra ilgili hesap engellenmeli, tehdit veya şantaj durumlarında kolluk kuvvetlerine başvurulmalıdır. Çocuğun internette yaşadığı olumsuz bir durumu ceza korkusu duymadan ailesiyle paylaşabileceği güven ortamının tesis edilmesi, dijital alandaki en etkili güvenlik mekanizmasıdır.





