“Eskişehir festivaller şehri olacak...” Kulağa sadece hoş bir hayal gibi tınlayan bu vizyonun, bugün sokaklarımızda somut bir coşkuya dönüştüğüne şahitlik ediyoruz.
Önce şehrin can damarı Porsuk Çayı’nın etrafında şekillenen Porsuk Festivali ile merhaba dedik bu yeni mevsime. Hemen ardından Caz Festivali’nin özgür notaları yankılandı serin akşamlarımızda.
Ve süreç gelenekselleşen her sene dört gözle beklenen Gastrofest ile devam etti.
Bu rüzgar hız kesmeden de devam edecek.
Peki, bu etkinlikler neden başka bir yerde değil de Eskişehir’de bu kadar güzel duruyor? Cevap aslında şehrin dokusunda saklı. Eskişehir’in mayasında, ikliminde, o kendine has Avrupa-i ama bir o kadar da bizden olan ruhunda var bu kültür. Sanatı, müziği ve lezzeti bu kadar doğal bir kıyafet gibi üzerine yakıştıran nadir coğrafyalardan biriyiz.
Ancak bir fidanın yeşermesi için sadece verimli bir toprak yetmez, o tohumu eken inançlı ellere de ihtiyaç vardır. Bu festival iklimini şehrimize taşıyan, öncülük eden Ahmet Can Akdemir’i yürekten tebrik etmeden geçmek olmaz. Onun yaktığı bu kıvılcıma, başta belediyelerimiz olmak üzere şehrin kurumları, kuruluşları ve özel isimleri de güçlü bir şekilde sahip çıkarak bu rüzgarın devamını getirdi. Bir şehre etkinlik getirmek organizasyon işidir ama o şehre yeni bir "ruh" aşılamak büyük bir vizyon meselesidir.
Eskişehir artık kendi şarkısını çok daha gür, çok daha afilli söylüyor. Bize düşen de bu eşsiz melodiye hep bir ağızdan eşlik etmek.