Uzun zamandır dijital bağımlıktan bahsedip, defalarca bu tür bağımlılığın en az madde bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu, buna bir dur denilmez ise toplumda, gençlerimizde, çocuklarımızda onulmaz yaralar açacağını ve bu alanda kimler etkili ve yetkili ise gerekli araştırmaların yapılıp bir an önce dijital bağımlılık için acilen ve top yekün gerekli tüm tedbirlerin alınmasını dilimiz döndüğünce ifade etmeye çalıştık. Alınacak tedbirlerin sadece kolluk kuvvetleri ile sınırlı kalmaması gerekmekte.
Kolluk kuvvetlerinin belki de mücadele edebileceği alan, dijital kumar veya uyuşturucu veya uyuşturucu özelliği taşıyan maddelerin gizli ya da açık reklamlarının önlenmesi olabilir.
Daha çok yakında dünya çapında yapılan bir araştırmanın sonucu açıklandı, dünya çapında ilk sıradayız ekran bağımlılığında. Şayet yanlış kalmamışsa hatırımda haftada 42 saat ortalama ile dünya birincisiyiz maalesef.
Diyanet birkaç haftadır Cuma hutbelerinde, ekran ve dijital bağımlılıktan bahsetmekte gerekli nasihatları vermekte. Yine bazı aylık dergilerde ekran terörüne kim dur diyecek başlığı veya buna benzer ifadelerle toplumun ve kamunun gündemine taşımaya gayret ediyor. Bu güzel bir gelişme sayılabilir ancak yeterli midir?
Sanal gerçeklik diye ifade kulanılmaya başlandı birkaç yıldır. Deyimin tam nereye oturduğunu kestirmekte güçlük çekmekle birlikte, etraftan gördüğümüz, yaşadığımız hadiseler şunu göstermekte bize. Belirli yaşın altındakiler dijital dünyada izlediklerinin doğruluğunu yanlışını ayıramamakta ve çocuğun izlediklerini gerçek hayata yansıtması sebebiyle ölüme kadar giden istenmeyen sonuçlar çıkmakta ortaya.
Diğer taraftan, kurucusu olduğumuz Hace Derneğinin alanına giren özel gereksinimli çocukların destek eğitimine alınması sırasında, aileler ile yaptığımız görüşmelerde, çocuklarımızın çok küçük yaşlardan itibaren saatlerce telefon, tablet, bilgisayar gibi dijital mecralarda uzun süre vakit geçirdiğini, neredeyse bağımlılık derecesine vardıklarını gözlemlemekteyiz. Uzun süreli vakit geçirmelerin neticesinde, çocuklarımız gerçek dünya ile ilişkilerini kesmekte, bir müddet sonra konuşma güçlüğü çekmeye başlamakta, ilerleyen süreçlerde de mental bozuklukların ortaya çıktığı görülmektedir.
Polisiye tedbirler, Kamu tarafından konulacak uygulamalar tabii ki iyi sonuçlar verecektir. Ama anneler, babalar sizlerden özellikle istirhamımız ne olur geleceğimiz olan çocuklarınızı kontrol edin, tamamen yasaklamak yerine süre, sınır koyun. İşin kolayına kaçmayın, çocuklarınızı dijital dünyaya esir etmeyin, kendi ellerinizle çocuklarınızı bağımlı hale getirmeyin. Aksi halde geleceğimiz gerçekten çatırdıyor.
Aksi halde düşünmeyen, boş hayallere kapılan, çalışmayan, üretmeyen, bir nesil bizi bekliyor.
