
DOĞU TÜRKİSTAN: TÜRK MİLLETİNİN KANAYAN YARASI
Dünyanın neresinde bir Türk yaşıyorsa, onun sevinci bizim sevincimiz, acısı bizim acımızdır. Çünkü bizi birbirimize bağlayan yalnızca ortak bir soy değil; ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir kaderdir. İşte bu nedenle Doğu Türkistan'dan yükselen her sessiz çığlık, Anadolu'nun bağrında yankılanan bir feryattır.
Bugün milyonlarca Uygur Türkü, Türk tarihinin en kadim yurtlarından biri olan Doğu Türkistan'da varlığını, kimliğini ve kültürünü koruma mücadelesi vermektedir. Ancak ne yazık ki dünya, ekonomik çıkarların ve siyasi hesapların gölgesinde bu acıyı çoğu zaman görmezden gelmektedir.
Doğu Türkistan: Türk Medeniyetinin Beşiği
Doğu Türkistan sıradan bir coğrafya değildir. Burası Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı, devletler kurduğu, medeniyetler inşa ettiği kutsal yurtlardan biridir.
Asırlar önce bu topraklarda Türk atlarının nal sesleri yankılanıyordu. Kaşgar'da ilim meclisleri kuruluyor, Türk dili en güzel eserlerini veriyordu. Yusuf Has Hacip'in kaleminden dökülen hikmetler, Kaşgarlı Mahmut'un sözlüğünde toplanan Türkçe kelimeler yalnızca bir dilin değil, bir milletin ruhunun aynasıydı.
Bugün Türk dünyasının gurur kaynağı olan eserler o topraklarda doğdu. O yüzden Doğu Türkistan'a bakarken sadece uzak bir bölgeyi değil, kendi tarihimizin aynasını görüyoruz.
Uygurlar Kimdir?
Uygurlar, Türk milletinin en eski ve en köklü kollarından biridir. Onların tarihi, Türk tarihinden ayrı düşünülemez.
Göktürklerin mirasını devralan Uygurlar, devlet geleneği, sanat, ticaret ve kültürde çağlarının önüne geçmiş bir medeniyet kurmuşlardır. Türk adını yüzyıllar boyunca yaşatan bu asil millet, bugün de bütün baskılara rağmen dilini, inancını ve kimliğini korumaya çalışmaktadır.
Bir millet için en büyük güç tanklar, toplar veya ordular değildir. En büyük güç, kimliğini unutmamasıdır. Uygur Türkleri de işte bu nedenle hâlâ dimdik ayaktadır.

Sessiz Çığlık
Bugün Doğu Türkistan denildiğinde akla yalnızca tarih değil, aynı zamanda insanlık vicdanını yaralayan görüntüler de gelmektedir.
Ailelerinden koparılan insanlar, kaybolan hayatlar, kültürel mirasını korumaya çalışan bir halk...
Acının milliyeti olmaz derler. Doğrudur. Ancak insan, kendi soydaşının acısını yüreğinde daha derinden hisseder.
Doğu Türkistan'da yaşanan her dram, Türk dünyasının ortak vicdanında açılmış bir yaradır.
Unutulan Değil, Unutturulmak İstenen Bir Millet
Tarih boyunca nice milletler baskılarla karşı karşıya kaldı. Kimileri dağıldı, kimileri asimile oldu, kimileri tarihin tozlu sayfalarına karıştı.
Fakat Türk milleti her zaman küllerinden yeniden doğmasını bilmiştir.
Hunlardan Göktürklere, Selçuklulardan Osmanlı'ya kadar uzanan büyük tarihimiz bunun en açık kanıtıdır.
Bugün Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkleri de aynı ruhu taşımaktadır. Onlar yalnızca hayatta kalmaya değil, kimliklerini yaşatmaya çalışıyorlar.
Vicdanın Sınavı
Dünya bugün teknoloji çağını yaşıyor. İnsanlık uzaya gidiyor, yapay zekâ geliştiriyor, yeni keşiflere imza atıyor.
Fakat bütün bu gelişmelere rağmen hâlâ insanların inançları, kültürleri ve kimlikleri nedeniyle baskı gördüğüne dair iddiaların gündemde olması, insanlık adına düşündürücüdür.
Doğu Türkistan meselesi yalnızca Türklerin değil, bütün dünyanın vicdan sınavıdır.
Çünkü hak ve özgürlükler söz konusu olduğunda insanların hangi milletten, hangi dinden veya hangi coğrafyadan geldiğinin önemi yoktur.

Son Söz
Doğu Türkistan bugün Türk milletinin kanayan yaralarından biridir.
Binlerce yıllık tarihin mirasçıları olan Uygur Türkleri, yalnızca bir halk değil; Türk medeniyetinin yaşayan hafızasıdır.
Kaşgar'ın sokaklarında yankılanan her Türkçe kelime, geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür. O köprü yıkılırsa yalnızca Uygurlar değil, bütün Türk dünyası eksilir.
Bu yüzden Doğu Türkistan'ı hatırlamak bir siyasi tercih değil; tarihimize, kültürümüze ve ortak hafızamıza sahip çıkmanın gereğidir.
Çünkü bazı coğrafyalar haritada sadece bir yer değildir.
Bazı coğrafyalar yürektir.
Ve Doğu Türkistan, Türk milletinin yüreğidir.

