Bir şehir, kurumları birbirleriyle yarıştığı için değil, aynı hedef doğrultusunda güçlerini birleştirdiği zaman kalkınır. Kişisel hesaplar ve kurumsal çekişmeler bir kenara bırakılır, ortak akıl ön plana çıkarılırsa kazanan bütün şehir olur…
Eskişehir’in bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de budur: Birliktelik, dayanışma ve ortak hareket etme iradesi!
Kentin ekonomisine yön veren üç önemli kurumun seçimleri tamamlandı. Eskişehir Sanayi Odası’nda (ESO) Celalettin Kesikbaş, Eskişehir Ticaret Odası’nda (ETO) Metin Güler güven tazeledi. Ticaret Borsası’nda ise değişim yaşandı. Ahmet Oğuz, sekiz meslek komitesinin yedisini kazanarak borsanın yeni başkanı oldu…
Böylece üç kurumda da yeni dönem başladı. Şimdi başkanların önünde önemli bir fırsat bulunuyor: Geçmişte yaşanan anlaşmazlıkları geride bırakıp Eskişehir’in geleceği için ortak bir yol haritası oluşturmak…
Çünkü şehrin daha fazla üretmeye, yeni yatırımlar çekmeye, ihracatını artırmaya ve Türkiye’nin önde gelen ekonomik merkezleri arasındaki konumunu güçlendirmeye ihtiyacı var…
Asıl mesele, kimin başkan olduğu değil; bu başkanların Eskişehir için neler yapacağıdır…
ÜÇ KURUM, TEK HEDEF!
ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, yeni dönemde Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda teknoloji geliştiren, katma değerli ürünler üreten ve dünya pazarlarında daha güçlü yer edinen bir sanayi kenti oluşturmayı amaçlıyor.
Eskişehir’in yalnızca üretim yapan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir merkez haline gelmesi önemli. Üniversitelerde yetişen gençlerin bilgilerini ve emeklerini burada ürüne dönüştürebilmeleri, nitelikli iş olanaklarına kavuşmaları ve geleceklerini başka şehirlerde aramamaları gerekiyor…
ETO Başkanı Metin Güler de üyelerinin sorunlarına çözüm üretmeyi, ticaret hayatını canlandırmayı ve kent ekonomisinin büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor. Dördüncü kez başkanlığa seçilen Güler’in öncelikli hedefleri arasında tüccarın ihtiyaçlarına cevap vermek ve Eskişehir’in ekonomik hareketliliğini artırmak geliyor...
Ticaret Borsası’nın yeni Başkanı Ahmet Oğuz ise tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında daha etkin bir kurum oluşturmak istiyor. Üyelerin görüşlerine değer veren, üreticinin sorunlarını gündeme taşıyan ve karar süreçlerinde söz sahibi olan bir borsa anlayışını öne çıkarıyor…
Görüldüğü gibi üç başkanın çalışma alanları farklı olsa da ulaşmak istedikleri hedef aynı: Eskişehir’in ekonomik gücünü artırmak…
Ancak bu hedeflere ulaşmak için herkesin kendi alanında çalışması yeterli değil. Sanayi, ticaret ve tarım arasındaki bağların güçlendirilmesi, kurumların birbirlerinin deneyimlerinden yararlanması ve ortak projelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Başarı, yalnızca kendi kurumunu büyütmek değil, şehrin tamamına değer katabilmektir…
GEÇMİŞİN UYUŞMAZLIKLARI GERİDE KALMALI
Geçmiş yıllarda ESO, ETO ve Ticaret Borsası yöneticileri arasında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşandığına tanık olduk. Kurumlar arasındaki iletişimin zayıflaması, ortak sorunların çözümünü zorlaştırabiliyor, Eskişehir’in değerlendirebileceği fırsatların önüne engeller çıkarabiliyordu…
Oysa bir kentin gelişmesi, yalnızca belediyelerin ya da kamu kurumlarının çalışmalarıyla sağlanamaz. İş dünyasının temsilcileri de yatırım kararlarından istihdama, üretimden ihracata kadar birçok alanda belirleyici rol oynar…
Son yıllarda oda başkanlarının ve Organize Sanayi Bölgesi yönetiminin daha sık bir araya gelmesi, ortak konuları görüşmesi ve birlikte hareket etmesi olumlu bir gelişmedir. Bu yaklaşımın yeni dönemde daha da güçlendirilmesi gerekiyor…
Elbette her kurumun öncelikleri farklı olabilir. Bir konuda anlaşmazlık yaşanması da doğaldır. Önemli olan, farklı düşüncelerin kişisel çekişmelere dönüşmemesi ve Eskişehir’in çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulmasıdır…
Şehrin öncelikleri belli: Daha fazla yatırım, güçlü üretim altyapısı, yeni istihdam olanakları ve sürdürülebilir ekonomik büyüme…
Bu hedeflere ulaşmak için kurumların düzenli olarak bir araya gelmesi, sorunları birlikte değerlendirmesi ve sonuçları takip edilebilir projeler geliştirmesi gerekiyor.
Çünkü uyum, yalnızca aynı masada oturmak değildir. Uyum; gerektiğinde birlikte sorumluluk almak, çözüm için elini taşın altına koymak ve alınan kararları uygulamaktır…
ESKİŞEHİR’İN POTANSİYELİ BÜYÜK
Eskişehir; sanayisi, üniversiteleri, nitelikli insan kaynağı, ticaret altyapısı ve tarımsal üretimiyle önemli avantajlara sahip...
Ancak sahip olunan imkânlar, kendiliğinden başarıya dönüşmez. Bu potansiyelin doğru planlamayla desteklenmesi ve akılcı yatırımlarla geliştirilmesi şart…
Sanayicinin teknoloji yatırımlarını artırması, küçük ve orta ölçekli işletmelerin rekabet gücünü koruması, ihracatçıların yeni pazarlara ulaşması ve çiftçinin üretim maliyetleri karşısında desteklenmeside öncelikli olarak değerlendirilmelidir...
Bunların yanında gençlerin istihdamına, mesleki eğitime ve üniversite-sanayi iş birliğine daha fazla önem verilmeli. Üniversitelerde ortaya çıkan bilimsel çalışmaların üretime kazandırılması, Eskişehir’in yalnızca bugünkü ekonomik gücünü değil, gelecekteki rekabet kapasitesini de artıracaktır…
ESO teknoloji ve sanayi alanındaki birikimini ortaya koyarken ETO ticaret ağlarının genişlemesine katkı sağlayabilir. Ticaret Borsası tarımsal üretimin geliştirilmesi için çalışabilir. Organize Sanayi Bölgesi ise yatırımcıların ihtiyaçlarının karşılanması ve üretim altyapısının güçlendirilmesi konusunda önemli görev üstlenebilir.
Bu çalışmalar birbirinden kopuk yürütülmemeli. Ortak hedefler belirlenmeli, sorumluluklar paylaşılmalı ve sonuçlar düzenli ve objektif olarak değerlendirilmelidir.
Eskişehir’in ihtiyacı yeni tartışmalar değil, şehrin geleceğine yön verecek rasyonel ve somut projelerdir…
KAZANAN ESKİŞEHİR OLMALI!
Yeni başkanlar görevlerine başladı. Şimdi kendilerini seçen üyelere karşı sorumluluklarını yerine getirirken bütün Eskişehir’in gelişimine katkı sunma zamanı.
Esnaf ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor, çiftçi üretimini sürdürmeye çalışıyor, sanayici maliyetlerini düşürmenin ve rekabet gücünü korumanın yollarını arıyor. Tüccar ise iş hacmini büyütmek ve yeni fırsatlar yakalamak istiyor…
Bu kesimlerin beklentileri farklı görünse de ortak noktaları güçlü bir kent ekonomisi tesis etmektir...
ESO, ETO, ETB ve Organize Sanayi Bölgesi yönetimi bu beklentileri dikkate alarak ortak projeler geliştirmeli. Üretimi artıracak, yatırımları teşvik edecek ve yeni iş alanları oluşturacak çalışmaların önünü açmalı…
Eskişehir’in önünde değerlendirilmesi gereken önemli fırsatlar bulunuyor. Bu fırsatları kaçırmamak için geçmişin hesaplarıyla uğraşmak yerine geleceğe odaklanmak gerekiyor…
Unutulmamalı ki kurumlar arasındaki rekabet, hizmet kalitesini artırdığı sürece yararlıdır. Ancak bu rekabet ortak hedeflere ulaşmayı engelliyorsa bundan kazançlı çıkan olmaz…
Yeni dönemin başarı ölçüsü, başkanların kaç açıklama yaptığı ya da kaç toplantıya katıldığı değil; Eskişehir’e ne kazandırdığı olacaktır...
Bu önemli konuda ise son sözlerim şunlar: Eskişehir’in kalkınması için ayrışmaya değil dayanışmaya, kişisel hesaplara değil ortak akla, sözden çok icraata gereksinim var…
Üç kurumun başkanı ve Organize Sanayi Bölgesi yönetimi aynı hedef doğrultusunda çalışır aynı amaç etrafında birleşirlerse Eskişehir’in ekonomik gücü şüphesiz daha ileriye taşınabilir…
Çünkü bu yarışta kazanan bir başkan, bir oda ya da bir kurum değil, bütün Eskişehir olur!
* * * *