Eskişehirspor, Nesine 3. Lig’in 6. haftasında sahasında Etimesgut ile 1-1 berabere kalarak şampiyonluk yolunda önemli iki puan kaybetti. 90+5. dakikada Beykan Şimşek’in serbest vuruştan attığı gol, Siyah-Kırmızılıları mağlubiyetten kurtardı. Ancak son saniyede gelen beraberlik golü, takımın sahada yaşadığı sorunları gizlememeli…

Çünkü şampiyonluğa oynayan bir takım, kendi sahasında rakibine bu kadar üstünlük vermemeli ve puanını son saniyelerde kurtarmaya mahkûm olmamalı…

Sezonun ilk haftalarından beri Eskişehirspor’un oyununu yeterli bulmadığımı söylüyorum. Alanya 1221 Spor karşısında alınan 4-0’lık galibiyet, Uşakspor deplasmanında 2-0’dan 2-2’ye getirilen maç ve Akşehirspor karşısındaki 3-0’lık sonuç, sahadaki eksiklerin göz ardı edilmesine neden oldu. Biga deplasmanında alınan 3-0’lık mağlubiyet ise takımın kırılganlığını açıkça gösterdi…

Dördüncü haftada Balıkesirspor’un 7-1 mağlup edilmesiyle eleştiriler geri planda kaldı. Farklı galibiyet, Eskişehirspor’un sorunlarını çözdüğü şeklinde yorumlandı. Oysa ben, 7 gollü farklı galibiyete rağmen rakibin etkisiz futbolunun bu skoru doğurduğunu hem yazdım hem ekranlarda söyledim…

Takım yine herke tarafından göklere çıkarıldı, aksayan yerler ve oyun istemi halı altına süpürüldü…

Etimesgut karşılaşması ise endişelerimin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu doğrulayan bir sınav oldu…

ETİMESGUT, ESKİŞEHİRSPOR’UN

EKSİKLERİNİ ORTAYA ÇIKARDI

Konuk ekip, özellikle ilk yarıda orta sahada üstünlüğü ele geçirerek Eskişehirspor’a zor anlar yaşattı. Yaklaşık 20 dakika boyunca oyunu kontrol eden Etimesgut, daha etkili bir futbol ortaya koydu…

Bireysel oyun tercihleri ve pas hataları, konuk takımın daha fazla fırsat üretmesini engelledi. Daha organize hareket edebilselerdi Eskişehirspor, ilk yarıda çok daha ağır bir tabloyla karşılaşabilirdi…

İkinci yarıda 58. dakikada Sedat Şahintürk’ün golüyle 1-0 geriye düşen Siyah-Kırmızılılar, beraberlik için baskısını artırdı. Ancak hücumdaki üretkenlik eksikliği ve artan telaş, takımın oyununu olumsuz etkiledi. 82. dakikada Beykan Şimşek ile yakalanan fırsat da değerlendirilemedi…

Karşılaşmanın 90+5. dakikasında kazanılan serbest vuruşta Beykan Şimşek’in attığı gol, Eskişehirspor’a bir puanı getirdi…

Peki, bu gol kötü futbolu unutturmalı mı?

Kesinlikle hayır…

ESKİŞEHİRSPOR’U KENDİ

EKSİKLERİ DÜŞÜNDÜRMELİ

Hakem Yunus Emre Çakar’ın beş dakikalık uzatma süresi ve 90+5’deki faul kararı, beraberlik golünün önünü açan bir teselli armağanı oldu...

Ancak karşılaşmayı yalnızca hakem kararları üzerinden değerlendirmek, asıl sorunu da gözden kaçırmak olur…

Eskişehirspor, kendi sahasında neden bu kadar zorlandı? Savunma birçok pozisyonda neden rakibe kolay pozisyon verdi? Orta saha neden oyunun kontrolünü kaybetti? Hücum hattı neden yeterince üretken olamadı? Son iki karşılaşmada yıldızlaşan Hasan Kaya sahada neden kayboldu?

Cevaplanması gereken sorular bunlar…

Son dakikada gelen gol elbette değerlidir. Fakat şampiyonluk hedefleyen bir takım, her hafta böyle bir şansı yakalayamaz. Puan kayıplarını önlemenin yolu, tesadüfi fırsatlara bel bağlamak değil, performansı ve oyun anlayışını geliştirmekten geçer…

ŞAPÇI’DAN SÖZ DEĞİL

ÇÖZÜM BEKLİYORUZ

Teknik Direktör Hakan Şapçı, maç sonrası yaptığı açıklamada savunmada fazla pozisyon verdiklerini, hücumda daha üretken olmaları gerektiğini ve geriye düştüklerinde telaş yaptıklarını kabul etti. Buna rağmen şampiyonluk iddialarından vazgeçmeyeceklerini belirtti…

Elbette ligin altıncı haftasında şampiyonluk yarışının sona erdiği söz konusu olamaz. Ancak sorunları tespit etmek kadar onları gidermek de teknik heyetin öncelikli görevidir…

Geçen sezon da şampiyonluk hedefi sürekli dile getiriliyordu. Buna rağmen doğrudan şampiyonluk gerçekleşmedi. Üstelik Play-off’ta da büyük şok yaşanarak koca sezon kaybedildi. Bugün aynı açıklamaları yeniden duymak yerine, takımın oyununda gözle görülür bir gelişme bekliyoruz…

Öncelik belli: Savunmadaki bireysel hatalar azaltılmalı, orta sahada direnç artırılmalı ve hücumda daha fazla pozisyon üretilmeli. Bunlar gerçekleşmeden farklı skorlarla alınan galibiyetlere bakarak sağlıklı bir şampiyonluk değerlendirmesi yapmak mümkün değil…

ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR

Eskişehirspor’u önce Altay deplasmanı, ardından sahasında Bursa Yıldırımspor karşılaşması bekliyor. Bu maçlar, takımın şampiyonluk yarışındaki gerçek hedefi konusunda daha sağlıklı fikir verecek...

Artık kolay rakipler karşısında alınan farklı galibiyetlerle yetinme dönemi sona ermeli. Eskişehirspor, güçlü rakiplere karşı da oyunun kontrolünü elinde tutabildiğini kanıtlamalı…

***

Bu şehir, takımına büyük destek veriyor. 1965 Yılında başlayan İsmail Arca’ların, Fethi Heper’lerin, Ender Konca’ların, Kamuran Yavuz’ların, Vahap Özbayer’lerin ve isimleri bu köşeye sığmayacak kadar değerli arkadaşlarının büyük bilge Abdullah Gegic komutasında Türk futbolunda devrim yaratan zaferleri bütün ülkede hâlâ dilden dile anlatılmaktadır...

Unutmayalım; Bu gün BAL Liginde amatör bir maça bile 35 bin taraftar geliyorsa bu gelenek başta dünyanın en büyük orkestra şefi, dünya tribünlerinin gördüğü en görkemli maestro merhum Amigo Orhan’ın ve o muhteşem kadronun mirasıdır...

***

Günümüze gelirsek taraftarın beklentisi yalnızca mücadele eden değil, hedefi doğrultusunda doğru futbol oynayan bir Eskişehirspor görmek. Bu desteğin karşılığı, şampiyonluk sözlerini tekrarlamak değil, yani laf üretmek değil, sahada sonuç üretecek bir takım ortaya koymaktır…

Yönetimin, teknik heyetin ve futbolcuların önünde hâlâ zaman var. Ancak bu zaman, aynı hataları sürdürmek için değil, eksikleri gidermek için kullanılmalı…

Şampiyonluğa oynayan takım, kendi sahasında son saniyelerde beraberlik golü aramak zorunda kalmamalı!

***

Sezonun ilk haftalarından beri dile getirdiğim endişeler, Etimesgut karşılaşmasıyla bir kez daha görüldü…

Eskişehirspor bu sezon şampiyon olacaksa değişime şimdi başlamalı…

Hakan Şapçı ve futbolcular şunu unutmamalı: Bu takımın hedefi yalnızca maç kazanmak değil, doğrudan şampiyon olmak. Bunun yolu da savunmada güven veren, orta sahada mücadele eden ve hücumda etkili bir futbol oynamaktan geçiyor.

Şampiyonluk sözle kazanılmaz. Bu şehrin beklentisi belli, hedefi belli; büyük sevdasının büyük zaferlerini artık sahada görmek istiyor…

* * * *