Önceki gün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Eskişehir’de önemli bir toplantıya katıldı. Mehmet Ali Çelik Konferans Salonu’nda düzenlenen Yaşlılık Çalıştayı, aslında hepimizi yakından ilgilendiren bir meseleye ışık tuttu: Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfusu.
Bakan Göktaş’ın sözlerinden öne çıkan tablo oldukça çarpıcı. Bugün yüzde 10,6 olan yaşlı nüfus oranı, 2040’ta yüzde 16’ya ulaşacak. Daha da önemlisi, gerekli önlemler alınmazsa 2100 yılında ortanca yaş 60’a yükselecek. Yani gelecek kuşaklar, daha yaşlı bir toplumun içinde yaşayacak. Bu tablo yalnızca bir istatistik değil; sağlık sisteminden emekliliğe, sosyal hizmetlerden şehir planlamasına kadar her alanda bizi bekleyen yeni bir düzen anlamına geliyor.
Şimdi gelin, bir de işin Eskişehir boyutuna bakalım. Bakan Göktaş’ın da altını çizdiği gibi Eskişehir, doğurganlık hızının en düşük olduğu şehirlerden biri. Bu durum yalnızca bugünümüzü değil, yarınımızı da tehdit ediyor. Çünkü nüfusun yaşlanması demek, üretim kapasitesinin azalması, iş gücünde daralma ve sosyal dengelerde bozulma demek.
Bugün gençlerle konuştuğunuzda, çocuk sahibi olmayı istediklerini ama gelecek kaygısıyla bu fikri ertelediklerini sık sık duyuyorsunuz. Ekonomik şartların ağırlaşması, yüksek kiralar, iş güvencesizliği, eğitim masrafları, hatta şehirleşmenin getirdiği yaşam biçimi… Tüm bunlar aile kurma ve çocuk yetiştirme hayallerini zorluyor. Açık konuşmak gerekirse, “çocuk büyütmek” gençler için giderek daha pahalı bir yatırım haline geliyor.
Oysa bu tablo kader değil. Eğer doğru adımlar atılırsa, eğer devletin teşvikleri gerçek anlamda ailelerin yükünü hafifletirse, eğer insanlar geleceğe güvenle bakabilirse bu gidişatı tersine çevirmek mümkün. Birkaç yıldır çeşitli doğum teşvikleri gündemde. Ama görünen o ki, bu teşvikler toplumda yeterli karşılık bulmuyor. Çünkü mesele yalnızca maddi destek değil, aynı zamanda güven duygusu. İnsanların “çocuğum olursa yarın ona nasıl bir hayat sunabilirim?” sorusuna net bir cevap bulması gerekiyor.
Yaşlı nüfusun artışı elbette önemli bir sosyal politika başlığıdır. Yaşlılarımızın yaşam kalitesini artırmak, onları yalnız bırakmamak, sağlık ve bakım hizmetlerini geliştirmek devletin en temel görevlerinden biri olmalı. Ancak bunun yanında gençleri, özellikle de çocuk sahibi olmak isteyenleri güçlü şekilde desteklemek de aynı derecede kritik. Bugün yalnızca “yaşlılık çalıştayları” değil, aynı zamanda “doğurganlık çalıştayları” da düzenlenmeli. Çünkü toplumun geleceğini şekillendirecek asıl mesele, yeni nesillerin doğup doğmayacağıdır.
Eskişehir’in bu anlamda bir laboratuvar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Doğurganlık hızının en düşük olduğu şehirlerden biri olarak, burada uygulanacak güçlü sosyal politikalar tüm Türkiye için örnek teşkil edebilir. Eğer genç çiftlere “yarınınız güvende” mesajı verilirse, bu tabloyu tersine çevirmek hiç de imkânsız değil.
Kısacası, Bakan Göktaş’ın verdiği mesaj önemli bir gerçeğe işaret ediyor: Türkiye hızla yaşlanıyor. Ama biz yalnızca yaşlılığa odaklanırsak, geleceğimizi eksik planlamış oluruz. Yaşlılarımızın yaşamını kolaylaştırırken gençlerimizin de yarına umutla bakmasını sağlamak zorundayız. Çünkü bir toplumun gücü, hem yaşlısına hem gencine aynı anda sahip çıkabilmesinde saklıdır.
Ayrıca bugün 30 Ağustos. Zafer Bayramımız kutlu olsun. Bu vesileyle başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle anı- yorum, gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum.