Eskişehirspor sezonun en kritik haftalarına girerken yalnızca puan tablosuyla değil, yarattığı oyun ve atmosferle de konuşuluyor. Siyah-kırmızılı ekip, özellikle ikinci yarıda yakaladığı çıkışla ligin en formda takımlarından biri haline geldi. Dokuz maçlık galibiyet serisi, hücumdaki üretkenlik ve savunmadaki istikrar Eskişehirspor’u yeniden şampiyonluk yarışının en güçlü aktörlerinden biri yaptı.Ancak işin matematiği hâlâ zor. Lider Kütahyaspor ile aradaki puan farkı sekiz. Ligde yedi hafta kaldı. Bu tabloya bakıldığında şampiyonluk için yalnızca Eskişehirspor’un kazanması yetmiyor; rakibin de puan kaybetmesi gerekiyor. İşte tam da bu noktada Eskişehirspor’un sahadaki performansı kadar psikolojik gücü de devreye giriyor.Çünkü büyük camialar için bazen puan tablosundan daha önemli olan şey, yarattıkları baskıdır.Sezonun kırılma noktalarından biri hiç kuşkusuz teknik direktör Hakan Şapçı’nın gelişi oldu. Şapçı ile birlikte Eskişehirspor’un oyun kimliği netleşti. Takım artık ne oynadığını bilen, hücuma hızlı çıkan, set oyununda çözüm üreten ve skor bulduktan sonra oyunun kontrolünü bırakmayan bir yapıya kavuştu. Özellikle hücum hattındaki performans dikkat çekici. Yakup Aydemir’in kısa sürede yakaladığı gol serisi, Akın Akman’ın yükselen formu ve orta sahadaki dinamizm Eskişehirspor’u ligin en üretken takımlarından biri haline getirdi.Siyah-kırmızılılar sadece kazanmakla kalmıyor, bunu güçlü bir oyunla yapıyor. Bu da şampiyonluk yarışında önemli bir psikolojik avantaj yaratıyor.
BASKI MI, MOTİVASYON MU?
Şampiyonluk hedefi olan takımlar için “favori” olmak her zaman çift taraflı bir durumdur. Bir yandan rakiplerinize karşı psikolojik üstünlük sağlarsınız, diğer yandan her maç kazanmak zorunda olduğunuz gerçeği üzerinizde baskı yaratır.Eskişehirspor şu an bu iki durumun tam ortasında.Ancak sahadaki görüntüye bakıldığında bu baskının takımı olumsuz etkilemediği açık. Aksine takım özgüven kazanmış durumda. Oyun oturmuş, kadro dengesi sağlanmış ve camia yeniden takımın arkasında birleşmiş görünüyor.Bu noktada Eskişehirspor’un en büyük gücü ise tribünleri.Türkiye’de profesyonel liglerde deplasman açısından en zor atmosferlerden biri hâlâ Eskişehir’de yaşanıyor. Taraftarın yarattığı bu enerji, özellikle sezonun son haftalarında siyah-kırmızılı takım için büyük bir itici güç olabilir.
GERÇEKÇİ HEDEF: PLAY-OFF
Şampiyonluk ihtimali hâlâ matematiksel olarak mümkün. Ancak gerçekçi bir tabloya bakıldığında play-off ihtimali daha güçlü görünüyor.Bu da Eskişehirspor için aslında kötü bir senaryo değil.Çünkü şu anki oyun formu ve kadro kalitesiyle play-off hattındaki en güçlü adaylardan biri yine Eskişehirspor olacaktır. Karşıyaka gibi güçlü rakipler olsa da siyah-kırmızılı ekip özellikle kendi sahasında oynayacağı maçlarda ciddi bir avantaj yakalayabilir.Bu yüzden sezonun kalan bölümüne iki hedefle bakmak gerekiyor:Birincisi, Kütahyaspor üzerinde baskıyı sürdürmek. İkincisi ise play-off’a en güçlü şekilde hazırlanmak.
HİKÂYE YENİDEN YAZILIYOR
Sezonun başına dönüp baktığımızda bugün gelinen nokta aslında Eskişehirspor adına büyük bir değişimi anlatıyor. O dönemki tablo ile bugünkü takım arasında ciddi fark var.Şimdi sahada daha organize, daha üretken ve daha inançlı bir Eskişehirspor var.Belki şampiyonluk matematik olarak zor.Ama futbol bazen matematiğin ötesinde bir oyundur.Ve Eskişehirspor’un şu an yaptığı şey tam olarak bu: Hikâyeyi yeniden yazmaya çalışmak.Sezon sonunda hangi sonuç gelirse gelsin, bir gerçek değişmeyecek Eskişehirspor yeniden ayağa kalkmaya başladı.