Eskişehirspor elendi…

Bir cümle gibi duruyor belki ama aslında bir şehrin aylarca kurduğu hayalin yere düşüşü bu. O gece Fethi Heper Stadyumu’nda sadece bir takım Play-Off’a veda etmedi. Binlerce insanın içinde büyüttüğü umut da sustu. Çünkü Eskişehirspor bu sezon sadece futbol oynamıyordu. Bir şehir yeniden ayağa kalkmaya çalışıyordu. Ayvalıkgücü maçının ardından tribünlerdeki sessizliği görünce insan şunu anlıyor; bazı mağlubiyetler skor tabelasına yazılmaz. Bazı yenilgiler insanın içine işler.

Sezon başında kaos vardı. Yanlış transferler, teknik adam tartışmaları, şehirde oluşan güvensizlik… Kimse bu takımın buralara geleceğine inanmıyordu. Ama sonra bir şey değişti. Hakan Şapcı ile birlikte takım toparlandı. Tribün tekrar doldu. Şehir yeniden Eskişehirspor konuşmaya başladı. Uzun zaman sonra insanlar sabah uyanınca puan durumuna bakıyordu. Sokakta çocuklar yeniden Eskişehirspor forması giymeye başlamıştı.

İşte bu yüzden bu eleniş can yaktı. Çünkü insanlar sadece bir üst lige çıkmayı değil, yeniden “biz buradayız” demeyi istiyordu. Ama futbol bazen en acı yüzünü tam da umut yükselmişken gösteriyor. Ayvalık rövanşında sahadaki takım, sezon boyunca izlediğimiz Eskişehirspor değildi. Panik vardı. Telaş vardı. Oyuncuların omzunda koca bir şehrin ağırlığı vardı. Top ayağa yakışmadı. Plan işlemedi. Tribün iteledi ama takım o psikolojik duvarı aşamadı.

BELKİ DE EN BÜYÜK SORUN BUYDU: BASKIYI YÖNETEMEMEK.

Eskişehirspor yıllardır düşe kalka yürüyen bir kulüp. Herkes başarıya aç. Herkes bir an önce kurtuluş istiyor. Ama bazen o büyük beklenti, oyuncunun ayağını ağırlaştırıyor. O gece tam olarak bunu gördük. Bir başka gerçek daha vardı. Bu şehir bazen kendi insanını da yoruyor.

Maç sonrası yapılan açıklamalar, birbirini suçlayan kesimler, hakem üzerinden yürüyen tartışmalar… Oysa Eskişehirspor’un bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey kavga değil, akıl. Çünkü bu kulüp yıllardır sadece rakipleriyle değil, kendi içindeki karmaşayla da mücadele ediyor.Ama bütün bunların arasında unutulmaması gereken bir şey var.

ESKİŞEHİRSPOR ÖLMEDİ.

Evet, çok ağır bir yara aldı. Evet, belki yine gözyaşı döküldü. Ama bu şehir futbolu hâlâ seviyor. O stat hâlâ doluyor. İnsanlar hâlâ kilometrelerce yol gidip bu armayı destekliyorsa, umut bitmemiş demektir. Belki bu sezon şampiyonluk gelmedi. Ama bu sezon Eskişehirspor’un hâlâ ayağa kalkabilecek bir şehir olduğunu gördük. Şimdi yapılması gereken şey suçlu aramak değil, ders çıkarmak. Duygusal değil profesyonel kararlar almak. Tribünüyle, yönetimiyle, futbolcusuyla aynı hedefe yürümek. Çünkü Eskişehirspor’un hikâyesi bir Play-Off maçında bitecek kadar küçük değil. Bu arma çok düştü. Ama her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı bildi.

Ve bir gün…
O eski günler yine gelecek