Türkiye ekonomisinde yılın son çeyreğine girerken en önemli soru artık çok daha net: Orta Vadeli Program’da 2026 yıl sonu için belirlenen yüzde 28,4’lük enflasyon hedefi tutacak mı?
Benim açımdan mevcut tabloya baktığımda, bu hedefin artık oldukça zorlaştığını düşünüyorum. Hedef tamamen imkânsız değil ancak gerçekleşebilmesi için yılın son üç ayında enflasyonun belirgin biçimde yavaşlaması gerekiyor.
Hatırlayalım; Eylül ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84, yıllık ise yüzde 29,73 arttı. Böylece yıllık enflasyon OVP’deki yüzde 28,4 yıl sonu hedefinin şimdiden üzerinde bulunuyor.
Burada önemli olan nokta şu: Yıl sonu enflasyonunun yüzde 28,4 olması için sadece yıllık oranın düşmesi yetmiyor. Ekim, kasım ve aralık aylarında aylık enflasyonun oldukça kontrollü seyretmesi gerekiyor.
Eylül sonu itibarıyla yılın ilk dokuz ayında fiyatların genel seviyesinde yüzde 24,32 oranında artış gerçekleşti. Önümüzde yalnızca üç ay kaldı. Dolayısıyla yıl sonu hedefinin yakalanabilmesi için kalan dönemde fiyat artışlarının ciddi şekilde frenlenmesi şart.
Ben bu nedenle yüzde 28,4 hedefini “tutturulması zor ama tamamen olanaksız olmayan” bir hedef olarak görüyorum.
Asıl mesele son üç ay
Yılın son üç ayında enflasyon açısından iki farklı gelişme belirleyici olacak. Birincisi, baz etkisi. İkincisi ise maliyet ve hizmet enflasyonunun davranışı.
Baz etkisi yıl sonuna doğru yıllık enflasyonun aşağı gelmesine yardımcı olabilir. Ancak burada çok önemli bir ayrıntı var: Baz etkisi tek başına fiyatların ucuzlaması anlamına gelmez. Fiyatlar artmaya devam ederken, sadece geçen yılın yüksek artışlarının hesaplamadan çıkması nedeniyle yıllık enflasyon oranı düşebilir.
Vatandaşın hissettiği enflasyon ile açıklanan yıllık oran arasındaki farkın da burada ortaya çıktığını düşünüyorum.
Özellikle kira, eğitim, lokanta ve otel, ulaştırma, enerji ve gıda gibi vatandaşın günlük hayatında doğrudan karşılaştığı kalemlerde fiyat artışlarının devam etmesi halinde manşet enflasyonda beklenen hızlı düşüş gerçekleşmeyebilir.
Merkez Bankası da son Enflasyon Raporu değerlendirmesinde dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve gıda fiyatları gibi arz yönlü unsurların süreci zorlaştırdığını vurgulamıştı.
Piyasa OVP hedefinin üzerinde
Bana göre dikkat edilmesi gereken bir başka gösterge de piyasanın beklentileri.
Eylül ayı sonrasında piyasa katılımcılarının 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,61 seviyesine yükselmiş durumda. AA Finans beklenti anketinde ise yüzde 29,66, Finansal Kurumlar Birliği araştırmasında yüzde 30,39 gibi daha yüksek tahminler bulunuyor.
Bu rakamlar bize önemli bir şey söylüyor: Ekonominin profesyonel aktörleri OVP’deki yüzde 28,4 hedefinin biraz üzerinde bir yıl sonu enflasyonu bekliyor.
Elbette beklenti ile gerçekleşme aynı şey değildir. Para politikası, maliye politikası, kur hareketleri, petrol fiyatları, gıda fiyatları ve iç talepteki gelişmeler son üç ayda tabloyu değiştirebilir.
Fakat beklentilerin hedefin üzerinde olması, yüzde 28,4'ün gerçekleşmesi için ilave bir dezenflasyon çabasına ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Benim tahminim ne?
Bugünkü veriler ışığında benim değerlendirmem, yıl sonunda yüzde 28,4 seviyesinin biraz üzerinde bir enflasyon görülme ihtimalinin daha yüksek olduğu yönünde.
Burada yüzde 29-30 bandı bana daha gerçekçi görünüyor.
Ancak bunun yüzde 30'un çok üzerine çıkıp çıkmayacağı tamamen son çeyrekteki aylık enflasyon performansına bağlı olacak.
Eğer aylık enflasyon ekim, kasım ve aralık aylarında ortalama olarak yüzde 1'in belirgin biçimde altında tutulabilirse, yüzde 28,4 hedefine yaklaşmak mümkün olabilir. Fakat aylık artışlar yüzde 1,5-2 bandında devam ederse hedefin üzerinde bir sonuçla karşılaşmamız daha güçlü ihtimal olacaktır.
Dolayısıyla burada sadece “yıllık enflasyon yüzde 29,73 oldu” demek yeterli değil. Bundan sonraki üç ayda fiyatların hangi hızda arttığına bakmamız gerekiyor.
Vatandaş açısından asıl önemli olan
Bence enflasyon tartışmasının en önemli tarafı da burada.
Yıllık enflasyonun yüzde 29,73'ten yüzde 28,4'e gerilemesi elbette olumlu bir gelişme olacaktır. Ancak vatandaşın cebindeki satın alma gücü açısından fiyatların gerilemesi değil, daha yavaş artması söz konusu olacaktır.
Emekli, asgari ücretli, memur ve sabit gelirli vatandaş açısından mesele sadece enflasyon oranının kaç olduğundan ibaret değildir. Gelirin ne kadar arttığı ve bu artışın karşısında temel harcamaların ne kadar yükseldiği çok daha önemlidir.
Özellikle gıda, kira, enerji ve ulaşım gibi zorunlu harcamalarda fiyat artışlarının yüksek kalması, resmi enflasyondaki düşüşün vatandaş tarafından yeterince hissedilmesini engelleyebilir.
Sonuç olarak benim kanaatim şu: OVP'nin yüzde 28,4'lük yıl sonu enflasyon hedefi artık zor bir hedef haline gelmiştir. Eylül verisi sonrasında hedefin tutması için son üç ayda ciddi bir fiyat istikrarı ve güçlü bir dezenflasyon performansı gerekiyor.
Hedefin birkaç puan üzerinde gerçekleşmesi ise ekonomi politikalarının başarısız olduğu anlamına gelmez. Önemli olan dezenflasyon sürecinin kalıcı biçimde devam etmesidir.
Fakat ekonomi yönetimi açısından yüzde 28,4 hedefinin tutması yalnızca bir rakam meselesi de değildir. Bu hedef, piyasaların beklentileri, ücret ayarlamaları, faiz kararları ve 2027 yılı enflasyon hedeflerinin güvenilirliği açısından da önem taşıyor.
Ben yıl sonu için yüzde 29-30 civarındaki bir gerçekleşmeyi, bugünkü veriler ışığında daha olası görüyorum. Yüzde 28,4 ise ancak son üç ayda enflasyonun beklenenden çok daha fazla hız kesmesiyle mümkün olacak gibi görünüyor.
Kısacası, artık top son çeyrekte. OVP hedefinin kaderini ekim, kasım ve aralık aylarında açıklanacak üç enflasyon rakamı belirleyecek.