02.10.2021, 21:03

KUYUNUN DİPSİZİ

 “Bitmeyen bir mücadele vardı. Onu sürdürmek yolumuza devam etmek hepimize düşen milli bir görevdir. Nasıl omuz omuza, tek vücut olarak yürümeyi bildiğimiz günler bizlere büyük şeyler kazandırmış bundan böyle de tamamlamaya çalıştığımız işlerimizi ancak tek vücut olarak aşabiliriz”. 1980

                                                                                                                      Dr. Fazıl KÜÇÜK

            Afganistan’da 20 yıla yaklaşan süredir yaşanan olayların bıçak gibi bir anda kesilmesini beklemenin olanaklı olacağı söylenemiyor. Bu süre içinde yaşanmış olan düşmanlıkların bir süre daha sürgit edilmesinin beklenilmemesi gerekiyor. Aksi olursa bu durum eşyanın doğasına aykırı olur. Ortaya çıkmış olan gerçek bölgede şu anda Amerika ile NATO’nun kaybettiğini gösteriyor. Yenilgi ile sonuçlanan Afganistan macerasından sonra AB ülkeleri de kendileri için koruma kalkanı arayışına başladılar bile.

 Afganistan’da yaşanan yenilgi sonrasında Atlantik ve Pasifik ekseninde yeni oluşumlar ve paktları kurma çabalarına da ivme kazandırılıyor. Yeni yapılanmaların uzun soluklu düşünüldüğünde yeni bir soğuk savaş çağrışımına neden olmaması bekleniyor. Çünkü dünyamız yeni bir savaş yıkımını istemiyor.

Aynı zamanda NATO üyesi de olan AB ülkeleri şimdilerde öne çıkardıkları ordu kurma düşüncelerine ivme kazandırma çabasına giriştiler. Yeni ordunun kurulmasını isteyen ülkelerde siyasi deprem yaşanıyor. Almanya’da Merkel’in ayrılması, Fransa’nın önümüzdeki yıl cumhurbaşkanlığı seçimi yapacak olması ve İngiltere’nin birlik üyeliğinden ayrılmış olması ordunun kurulmasının zor olacağının işaretini veriyor.

Bu belirsiz dumanlı havada AB yapısının da sarsıntı geçireceği Birliğin önde gidenlerince de gündeme taşınıyor. Von Der Leyen, “AB’nin kendi içinde tutarsızlıkları ve kusurları olduğunu, buna karşın ortak tarih ve değerler temelinde ortaklığa devam edileceğini” duyuruyor. Görünen o ki AB Ordusu kurulması isteğinin bir süre daha buzdolabında bekletileceğidir.

Her yıl otomatiğe bağlanmış şekilde düzenlenen Newyork seferinden sonra istenen veya beklenenin gerçekleşmemiş olması  ile bir kez daha karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Yunanistan Başbakanı Bay Mitçotakis, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması konusunda umutlu olmadığını söyleyerek çuval dolusu incirleri berbat ediyordu. Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ise adada olası çözüm konusundaki önerilerini bir kez daha yinelediler. Kıbrıs Türk tarafı iki egemen devlet önerisi ile ortalıklara çıkarken Rum tarafı ise Desantarlize çözüm modelini BM’e, İngiltere ile AB’ne verdiklerini açıkladılar.

Buna karşın Kıbrıs Türk tarafı olarak ortalıklara attığımız iki egemen devlet formülünün içinin doldurularak benzer şekilde duyurulması gerekiyor. Aksi halde Türkün Türk’e söyleminin ötesine geçemeyiz. Daha olayın başında olduğumuz için fazladan süremizin olmadığını düşünerek el birliği ile önerinin içini doldurarak çalışma yapılmasını zorunlu görüyoruz. O zaman silahla değil düşünce üreterek sloganların arkasına saklanılmamasını da öneriyoruz.

Karşı tarafın ortalıklara bıraktığı çözüm modeli bizim hiçte yabancı olmadığımız önerilerdir. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında Kıbrıs Türklerine verilen hakları budamak için yaptıkları 13 maddenin değiştirilmesi önerilerinin yeniden düzenlenmesidir.  O dönemdeki Türk yöneticilerin kabul etmediği öneriler tek yanlı olarak Temsilciler Meclisinde kabul edilmişti. Desantralize modeli diye allanıp pullanarak sunulan öneriler güncellenerek ortalıklara bırakılanların bütünüdür.

Desanralize devlet modeli diye sunulan önerilerin Rumların egemenliğinde kurulacak olan yeni yapının dipsiz kuyuyu çağrıştırdığının bilinmesi gerekiyor mu ne…

SEVGİ ile kalınız…

02 Ekim 2021  -  Ankara  -         

 

Ahmet GÖKSAN

ahmetgoksan45@gmail.com

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.