Prof.Dr. Yusuf Adıgüzel rektör olduktan beridir Anadolu Üniversitesi'nde çok şey değişti, ancak birinciliği "anlayış değişikliği"ne verebiliriz...

Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Barış Kılınç arayıp "Lefkoşa'da mezuniyet törenimiz var, Eskişehir'den de gazetecilerin bu törene katılmasını istiyoruz. Siz de gelir misiniz" dediğinde açıkçası "Bizim ne işimiz var orada" diye düşünmüştüm. Kıbrıs'tan dönerken ne kadar yanıldığımı anladım, "İyi ki gitmişim, kafamdaki birçok soruya yanıt buldum" dedim...

Daha önce tatil için birçok kez Kıbrıs'a gitmiştim. Ya otelden hiç çıkmıyorduk ya da otelden çıksak bile Kıbrıs Türkleri ile sohbet etme imkanı bulamıyordum. Bu kez sadece Kıbrıs Türkleri ile değil Üniversitemizin ve Devletimizin Kıbrıs'ta görevlendirdiği Türklerle de konuşma fırsatım oldu, uzun uzun dinledim hepsini ve yıllardır söylediğim "Biz Kıbrıs'ı kabettik, Kıbrıslılar bizden koptu" sözümü yeniden analiz etme fırsatım oldu çok şükür...

Peşinen söyleyeyim, Türkiye Cumhuriyeti son 10 yılda Kuzey Kıbrıs'a bakışını ve politikasını değiştirmeseymiş bugün Kıbrıs'ta hemen hemen hiçbir söz hakkımız olmayacakmış. Bugünlerde yapılan "Kıbrıs'a anlayış değişiminin" meyvelerini ise şimdi değil ama bundan 20 yıl sonra çok, ama çok net göreceğiz. Yani, 10 yıl önce başlayan "anlayış değişimi" bize, 20 yıl sonra etkisini gösterecek...

Bugünü düşünürken geleceğe yatırım yapmak da emin olun "büyük devlet" bakışıdır...

***

Ali Baş ve Cihan Yıldırım'ın zorlamasıyla gittiğimiz (iyi ki) Kapalı Maraş'ta (Famagusta) yüzerken de aynı şeyleri düşündüm, dönüş yolunda Eğitim Bir Sen KKTC temsilcisi İsmail Celfin hocamızı dinlerken de...

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuzey Kıbrıs'a bakışını "yavru vatan"dan, "kardeş vatan"a evirdiği bakış, emin olun Kıbrıs Türkleri'nin her şeyi, dünyada olan biteni ve Türkiye Cumhuriyeti olmazsa başlarına neler gelebileceğini anlamalarını sağlayacak. Biraz geç anlayacaklar, ancak sonunda anlayacaklar...

Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, “Açıköğretim öğrencileri her yaştan, her yaşam deneyiminden bireylerden oluşuyor. 40 yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanında, 50’den fazla merkezde hizmet veriyoruz. Bu zamana kadar yalnızca Türkçe bilenlere ulaşıyorduk; ancak bu yıl ilk kez Türk Dili ve Kültürü Programı ile tüm dünyaya Türkçe öğretmeye başlıyoruz. Artık sadece Türkiye’ye değil, Güney Amerika’dan Avustralya’ya, Japonya’dan Afrika’ya kadar dünyanın her yerine uzaktan eğitim yoluyla Türkçeyi ulaştırmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte, Kıbrıs'ta da yıllardır sürdürdüğümüz hizmetten büyük memnuniyet duyuyoruz. Buradaki yabancı öğrencilere Türkçe öğretimi konusunda da üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız; yeter ki yönlendirme sağlansın. Türk dizileri sayesinde dünya genelinde Türkçeye artan bir ilgi var ve biz de dilimizi, kültürümüzü bu coğrafyalarda yaygınlaştırmak istiyoruz. Sayın Rektörümüzün Kıbrıs’a ve buradaki eğitim hizmetlerine büyük önem verdiğini de iletmek isterim. Bu doğrultuda çalışmalarımızı genişletmeye devam ediyoruz. Aramızda bulunan Eskişehir’den gelen yerel basın mensuplarımıza da teşekkür ediyorum; bu çalışmaların tüm Türkiye’de duyulması, bizler için çok kıymetli. Desteğinize, ilginize ve sevginize her zaman ihtiyacımız var. Hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum” dedi...

Açıkçası Köksal hocanın sözleri de benim yukarıda anlatmaya çalıştıklarımı üstü kapalı olarak teyit ediyordu...

***

Sevgili Şenay Bilik Yıldırım, Mustafa Yıldırım, Ali Baş ve Cihan Yıldırım ile uzun uzun sohbet etme fırsatları buldum, Eskişehir medyasının durumunun röntgenini çekme fırsatı da oldu benim için bu gezi, ancak öncesinde de söylediğim gibi Kuzey Kıbrıs hakkındaki birçok soru işaretini giderdim kafamda...

Bence ismi "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" olması gereken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, doğru şekilde gelişmeli. Ve mutlu ki bunda bizim, Eskişehir'in de payı çok büyük oluyor, olacak...

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile de tanıştık ve zaten Cumhurbaşkanı Tatar'ın Eskişehir'e özel ilgisinin farkındaydık ancak Anadolu Üniversitesi'nin ülkesine neler kattığını gördüğünü, anladığını fark etmemiz başka başka gurur yaşamamıza vesile oldu...

Türkiye Cumhuriyeti her hücresiyle Kıbrıs'ı sahipleniyor, torunlarımız için Kıbrıs'ın ne kadar önemli olduğunun farkında olduğunu gösteriyor...

Kıbrıs'a sadece para yollayarak, sadece su yollayarak, sadece asker ve memur yollayarak gelecekte oralarda söz hakkımızın olmayabileceğini görüyor ve Anadolu Üniversitesi başta olmak üzere Kıbrıs'ın eğitim ve kültürüne yaptığı katkılarla geleceğimizi garanti altına alıyor...

Emeği geçen herkese teşekkür ederim...

Devletimle, ülkemle bir kez daha gurur duydum...