Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de insanın içini serinleten, umut aşılayan bir haber okudum. 71 Evler Mahallesi’nde, yaşları küçük ama yürekleri kocaman çocuklar, kavurucu sıcaklara aldırmadan ellerine poşetleri alıp mahallelerini temizlemişler.
Düşünsenize, 30 dereceyi geçmiş hava. Bu sıcakta çoğumuz bir gölge ararken, onlar sokaktaki çöpleri toplamayı seçmiş. İşin güzel yanı, bu örnek davranışı gören bir mahalle esnafı da boş durmamış; o çocuklara dondurma alarak hem bir teşekkürü hem de bir aferini eksik etmemiş. Küçücük bir iyilik, başka bir iyiliği çağırmış. Bu haberin başlığını okuyunca istemsizce gülümsedim: “İşte dedim, hâlâ umudumuz var.”
Ama bu gülümsemem ne yazık ki çok uzun sürmedi. Hemen ardından gelen başka bir haber, suratımda dondu kaldı. Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde, yine yaşları 15 civarında olan bir çocuk grubu, parkın otopark görevlisi yaşlı bir adamla alay etmiş, onu saatlerce laf atarak, bağırarak kışkırtmış. Adam kapıları kilitlemiş, çocuklar yılmamış. Hatta planları şuymuş: “Eğer dışarı çıkarsa, başından aşağı su dökeriz.” Ne kadar acı değil mi? Ve tüm bunları eğlenmek için yapmışlar. Aralarından biri de çıkıp “Arkadaşlar, yeter artık!” dememiş belli ki. Gülüşmeler, dalga geçmeler, sonunda yaşlı adam belki de çaresizlikten polisi aramış.
İki farklı hikâye, iki farklı çocuk grubu… Biri mahalleye sahip çıkıyor, diğeri yaşlı bir adamı oyuncağa çeviriyor. Şimdi sormamız gereken şu: Bu fark nereden geliyor?
Bir çocuğun çöp toplayan, duyarlı bir birey olmasını sağlayan şey sadece onun karakteri değildir. Evde gördüğü, okulda öğrendiği, sokakta şahit olduğu şeylerin toplamıdır. Öte yandan, yaşlı birine saygı göstermeyen, onu hedef tahtasına çeviren çocuk da bu davranışı bir yerlerden öğrenmiştir. Belki evde babası annesine ses yükseltiyordur, belki okulda kimseye sınır öğretilmiyordur, belki sokakta güçlünün haklı olduğuna dair bir kural yazılmadan uygulanıyordur.
Bu yüzden “çocuk daha, ne anlar” demeyelim artık. Çünkü çocuk her şeyi anlıyor. Hatta en çok onlar anlıyor. Bizim bakmadığımız yerden bakıyor, bizim umursamadığımız detayları görüyor, bizim arkamızdan bizi taklit ediyor. Bugün yere çöp atan bir babanın çocuğu, yarın mahallesini kirleten biri olabilir. Bugün evde kardeşine bağıran bir çocuğun yarın sokakta bir yaşlıya bağırması sürpriz olmaz.
Biz, nasıl bir toplum istiyorsak, çocuklarımızı da öyle yetiştirmek zorundayız. Yani mesele sadece çocuk değil. O çocuk çöp mü toplar, taş mı atar, biraz da bizim ne ektiğimize bağlı.