Yıllardır, uzun yıllardır siyasetçilerle iç içeyim, Eskişehir'deki siyasetçilerin birçoğunu tanırım. Peşinen söyleyeyim, siyasetçileri bu kadar yakından tanımadan önce ben de "Yok canım, bütün siyasetçiler götürüyor malı, hepsi aynı şeyin soyu" diyenlerden biriydim. Şu anda gönül rahatlığıyla, ağzımı doldura doldura diyorum ki, siyasetin içinde olup "götürmeyenlerin" sayısı, emin olun, ufak-büyük "götürenlerden" daha fazla...

Tabii bunu, kendim gibi 'sıradan' vatandaşlara anlatmakta büyük zorluk yaşıyorum. Yıllar içinde öyle bir algı oluşturmuşlar ki, hemen herkes, herkesin bu işlerden "götürdüğüne" inanmış ve aksini asla kabul etmiyor...

"İtham büyük, elimizde belge olmadan kimse hakkında böyle suçlamada bulunmamamız lazım" demiyorum, çünkü bu hassasiyet sanki sadece biz gazeteciler için geçerli, ancak sıradan insanlar kendilerinde bu konuda en küçük bir vebal görmez ve olur olmaz bütün siyasetçiler için aynı yaftayı yapıştırıverir: Bunların hepsi hırsız!

Ve şimdi asıl konumuza gelelim, CHP/Yeni Parti seçmenleriyle, AK Parti seçmeni arasında büyük, çok büyük bir fark var yalnız...

Bir sosyal demokrat/demokratik solcu/demokrata, "Senin oy verdiğin şu kişinin hırsızlıkları çıktı ortaya, ne diyorsun" dediğinde, yüzde 90 oranında "İmkanı yok, hepsi iktidarın, bizimkinden korktuğu için uydurması" cevabıyla karşılaşırsınız. Geri kalanları da şunu söyler: Eee ne varmış, sizinkiler de çalıyor!..

Oysa AK Partililerin büyük çoğunluğunun, kendi partilerinden birisinin, bir nane yediği ortaya çıkması durumunda verdiği tepkileri, yaşadıkları öfkeye son iki gündür hepiniz şahit oluyorsunuz, öyle değil mi?

Evet, AK Partililer içinde küçük bir azınlıktan, "Ben de parti için çalışıyorum, onun kadar zenginleşemedim" tepkisini sezersiniz, ancak hiç de azımsanmayacak oranda kişinin, büyük bir öfkeyle, usulsüz iş yapan, hırsızlık yapan partidaşları için konuştuğuna şahit olursunuz, oluyoruz...

BAL TUTAN PARMAĞINI YALARMIŞ!

Bırakın hırsızlığı, usulsüzlüğü, örneğin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i eleştiren AK Partililerin sayısının, emin olun, CHP'ye oy verenlerden bile fazla olduğunu söyleyebilirim...

Eskişehir'den AK Parti milletvekili seçilenlerin, daha en başında Murat Mercan'dan başlayıp aralarına son katılan Nebi Hatipoğlu'na kadar AK Partililer tarafından ne kadar (acımasızlığa varana kadar) eleştirildiklerine bizzat ben şahidim...

"Parti içi mücadele, parti içi demokrasi; sosyal demokrat partilerde vardır, sağ partiler, özellikle AK Parti'de biat kültürü vardır, kimse eleştirilmez" cümlesini birçok kişiden duymuşsunuzdur. Bu cümle küllüyen yalan, haydi kibarlaştıralım, yanlıştır...

Bakın şu son fon mevzusundan sonra, Bakan'ın istifasına kadar, o kadar çok AK Partili isyan etti, bağırdı, çağırdı ki; aklıma fısır fısır da olsa Ekrem İmamoğlu'nu savunmak zorunda kalan Yeni Partililer geldi her seferinde...

Hırsızlığı en kabul edeni, "Melih Gökçek'e ses çıkarmayan, Ekrem'e bir şey söylemesin" dedi. Sanki, hırsızlığın panzehri yine hırsızlıkmış gibi...

Büyük bir gönül rahatlığıyla şunu söylemeliyim ki, bir davanın peşinde koşan siyasetçiler ile "biz de çeşmenin başına geçelim, kovamızı dolduralım" diye siyaset yapanlar kadar; "benim hırsızım iyidir" diyen seçmenle, "siz o koltuğa, vatandaşa hizmet etmek için oturdunuz, çalışın" diyen seçmen arasında da aynı kalibre farkı var...

Hırsız siyasetçi ne kadar suçluysa "benimkiler çalarsa mübah" diyen seçmen de en az onlar kadar suçludur...

Seçmeni temiz olan partinin hırsız siyasetçisi korkarak çalar, seçmeni pis olan partinin siyasetçisi ise açık açık çalıp, "Sizinkileri de konuşalım" diye üste çıkmaya çalışır...

Yani, kiminin hırsızı var...

Kiminin yavuz hırsızı...