Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gündem olmaya devam ediyor ve sanıyorum bundan sonra da devam edecek...

Çok değil bundan 3 yıl önce girdiği cumhurbaşkanlığı yarışında dış politika ile ilgili söylediği sözler kendisine oy vermeyen seçmen kitlesinin tepkisini topluyor, hatta küçümseniyor ve dalga geçilmesine neden oluyordu. "Ne işimiz var Libya'da" ya da "Ne yani YPG mi bize saldıracak?" türü cümleleri, gündemi biraz takip edenler arasında dalga geçme aparatı haline gelmişti...

Peki kendisine oy verenler ne diyordu?

Kendisine oy verenlerin Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili herhangi bir düşüncesini merak ettiklerini sanmıyorum! Kılıçdaroğlu o tarihte ne söylerse söylesin oy vereceklerdi! Hatta ileri gittiler, "kola kutusu olsa ona oy veririz" bile dediler hatırlarsınız...

Çünkü bu kitle, AK Parti'ye "akp" diyerek; AK Parti ve Erdoğan'ın her yaptığını eleştirerek, yok sayarak; dış politikada bazı büyükelçi eskilerinin izinden gidip hainlikle/işbilmezlik sınırında dolaşarak; Erdoğan'a küfrederek; Kaan'a, kalorifer peteği, TOGG'a İtalyan üretimi diyerek; Erdoğan'ın seçmeninden oy koparılabileceğini sanıyordu! Çünkü Erdoğan karşıtları, "Erdoğan'ın ne olursa olsun gitsin" diyen kökü dışarıdaki kitle tarafından yıllardır dolduruşa getiriliyordu. Erdoğan karşıtları, bu yapılanlara o kadar inanmıştı ki, Erdoğan'a oy verenleri, koyun sürüsü, para ile satın alınmış davar olarak görüyordu...

Sonra CHP Kurultay'ında kimin parayla satın alındığını bütün ülke gördü ve Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'den koltuğunu geri aldı...

Şimdi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantılarında, neredeyse her hafta gündem olmaya devam ediyor...

BİLGE GİBİ KONUŞUYOR

Bir grup toplantısında AK Parti'ye sesleniyor ve "Biz parti olarak arınıyoruz, bütün partiler de arınmalı. Fon hırsızlığına bulan kim varsa partinizden uzaklaştırın, yargıya teslim edin" diyor...

Başkan bir grup toplantısında, "Sevgili Azerbaycanlı kardeşlerim; sizin sevinciniz bizim sevincimiz, sizin acınız bizim de acımız.

Başörtüsü olayları oluyor ve izliyoruz. Bu acıyı biz yaşadık, bu acının bitmesi lazım.

Kadınların başı açık, başı kapalı diye ayrılması doğru değil. Türkiye burada çok ağır bir sınavdan geçti.

Bizim de burada sorumluluğumuz oldu. Bu sorumluluğu üstlenen bir kişi olarak Azerbaycan’a sesleniyorum: Kadınları özgür bırakın, istediği kıyafetini seçsin.

Biz artık kadınların kılık kıyafeti üzerinden siyaset yapmayalım.

Ben bu konuda sorumluluğu olan bir partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum; lütfen ayrışma yapmayın.

Laikliğin güvencesi kadının başörtüsü değildir.

Laikliğin güvencesi demokrasi, insan hakları, herkesin inancına saygı duymaktır" diye konuşuyor...

Son grup toplantısında ise daha da ileri giderek Mekke Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan'a asker yollayacak olmamızı savundu ve "Osmanlı'nın topraklarına bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada kendi kişiliğini geliştirmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Türk cumhuriyetlerinde de Türkiye olmalı, Osmanlı coğrafyasında da Türkiye olmalı, Akdeniz coğrafyasında da Türkiye olmalı. Bunun mücadelesini vermek zorundayız" dedi, iyi mi...

Şimdi, Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti ve MHP'ye oy veren, memleketini sevdiği, memleketinin Osmanlı'nın yıkılmasıyla oluşan boşluğu doldurması gerektiğini söyleyen kitlenin dikkatini çekti doğal olarak. Şimdi bu seçmen grubu sürekli Kılıçdaroğlu'nu konuşuyor...

KILIÇDAROĞLU KİM Kİ!

İki seçmen kitlesi umursamıyor yalnız Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini!

Biri, Yeni Parti'nin, "Erdoğan gitsin de benim oy verdiklerim ne halt yerse yesin" diyen, oy vereceği kişilerin, sadece sadece Erdoğan hakkında olumsuz konuşmasını, herhangi bir düşünce üretmemesini isteyen seçmen kitlesi; Kemal Kılıçdaroğlu'nun neler söylediğiyle ilgilenmiyor ve hatta bu kitle Kemal Kılıçdaroğlu diye bir ismin yaşadığını bile kabul etmiyor!

Çok değil bundan üç yıl önce "pirom" diye ayaklarına kapandıklarını da unuturak...

Sıkı durun, size şimdi Kılıçdaroğlu'nun ne söylediğiyle ilgilenmediğini düşündüğüm ikinci seçmen kitlesini söyleyeceğim: CHP'nin şu anki örgütleri...

Evet, evet...

CHP'nin şu anda Türkiye'de örgütlenmesini sağlayan tabanı, il, ilçe yöneticileri de Genel Başkanları'nın ne yaptığıyla, ne söylediğiyle uzaktan, yakından ilgilenmiyor. Sanki hepsi şu anda "Kılıçdaroğlu bu işi beceremez. O gidinceye kadar biz kendi şehrimizde, kendi kafamıza göre muhalefet yapalım. O gidince, yerine gelen nasılsa bizim gibi düşünür. Bu arada belki seçimde Yeni Parti ile pazarlık yapılır, bir adaylık da biz koparırız" diye düşünüyor. Eski kafa işte!..

Kemal Kılıçdaroğlu aslında doğru yapıyor...

Hem söyledikleri, aslında bütün siyasetçilerin söylemesi gerekenler...

Hem de şu anda hangi partiye oy vereceğini belirlememiş ve Kılıçdaroğlu'nun yukarıda söyledikleri gibi konuya yaklaşan bir 10 milyonluk seçmen kitlesi var, CHP, oy alacaksa bu kitleden oy devşirebilir...

YENİ Parti'ye oy vereceğini söyleyip de CHP'ye dönecek seçmen, siyasetçi yok mu?

Elbetti var, ancak onlar CHP Genel Başkanı'nın ne söylediğinden bağımsız olarak gelecek yeniden CHP'ye. Oysa CHP'nin şu andaki oyunu artırmanın tek yolu Kemal Kılıçdaroğlu'nun uyguladığı stratejidir, söyleyeyim...

Kılıçdaroğlu'nun önündeki en büyük engel ne peki?

Türkiye'nin dört bir yanına yayılmış ve kendisini zerre kadar anlamayan örgütleri!..