Güneşin yanı sıra cep telefonu, bilgisayar, televizyon ve LED aydınlatmalardan yayılan mavi ışık, cilt sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilek Menteşoğlu; en yüksek enerjili görünür ışık olarak tanımlanan mavi ışığın cilt lekelerine, kolajen kaybına ve erken yaşlanmaya etkilerini açıkladı. Mavi ışığın biyolojik etkilerine değinen Dr. Menteşoğlu, güneşten ve dijital ekranlardan korunma yöntemlerini aktardı.

Ciltte Leke Artışı ve Hücre Hasarına Yol Açıyor

Mavi ışığın yüksek enerjisi ve uzun dalga boyu nedeniyle cildin derin katmanlarına nüfuz ettiğini belirten Uzm. Dr. Dilek Menteşoğlu, bu durumun reaktif oksijen radikalleri (ROS) üreterek DNA hasarına yol açtığını ifade etti. Hücrelerin bu sürece maruz kalması cilt bariyerini bozarak hiperpigmentasyon (leke artışı), melazma ve yaşlanmayı tetiklemektedir. Yapılan çalışmalar, özellikle koyu cilt tipine sahip kişilerin görünür ışığa leke artışıyla tepki verdiğini göstermektedir. Electronic cihazların tek başına lekeyi artırdığına dair kesin kanıtlar henüz kısıtlı olsa da, mavi ışığın kolajen ve elastin liflerini bozarak yeni kolajen üretimini engellediği bilinmektedir.

Güneş, Dijital Cihazlardan Çok Daha Fazla Mavi Işık Yayıyor

Ana mavi ışık kaynağının güneş olduğunu vurgulayan Dr. Menteşoğlu, yapılan araştırmaların güneşin herhangi bir dijital cihazdan katlarca fazla mavi ışık yaydığını gösterdiğini söyledi. Mavi ışığın tıp alanında akne vulgaris veya aktinik keratoz gibi hastalıklarda kısa süreli ve düşük dozlarda tedavi amaçlı kullanıldığını da ekleyen Menteşoğlu, bu uygulamaların birinci basamak olmadığını, tekrarlanan ve uzun süreli maruziyetin sonuçlarının tam olarak bilinmediğini kaydetti.

Mavi Işık ve Güneşten Korunmak İçin 10 Önemli Kural

  • Geniş Spektrumlu Güneş Kremi: En az SPF 30 korumalı ürünler tercih edilmeli, mavi ışığı fiziksel olarak engellemek için renkli mineral filtreli kremler kullanılmalıdır.

  • Doğru Uygulama Zamanı ve Miktarı: Dışarı çıkmadan 20 dakika önce, her vücut bölgesine iki parmak uzunluğunda (yaklaşık 1 tatlı kaşığı) sürülmelidir.

  • Tazeleme Süresi: Güneş kremi her 2 saatte bir, yüzme veya terleme sonrasında cilt kurulanarak yenilenmelidir.

  • Saat Sınırlaması: Güneş ışınlarının dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneşte kalma süresi kısıtlanmalı, gölgede durulmalıdır.

  • Koruyucu Kıyafetler: Sıkı dokumalı, uzun kollu, koyu renkli giysiler giyilmelidir.

  • Aksesuar Kullanımı: Başı en az 10 cm çevreleyen geniş kenarlı şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri takılmalıdır.

  • Rakım ve Kar Faktörü: Yüksek rakımlarda ve karlı zeminlerde UV maruziyeti iki katına çıktığı için koruyucu kullanımı ihmal edilmemelidir.

  • Sağlıksız Bronzlaşma: Sağlıklı bronzlaşma kavramı bulunmadığından yapay veya doğal bronzlaşmadan kaçınılmalıdır.

  • Bulutlu Havalar ve Kış Mevsimi: UV ışınlarının yüzde 80'i bulutlardan geçebildiği için mevsim fark etmeksizin güneş kremi sürülmelidir.

  • Dudak Koruması: Cilt kanseri riski taşıyan dudakları korumak adına en az SPF 30 içeren dudak kremleri tercih edilmelidir.

Dijital ekran kullanımının artması ve atmosferik değişimler, bireylerin mavi ışığa ve UV radyasyonuna maruz kalma süresini artırmıştır. Yaşam boyu alınan toplam UV radyasyonunun büyük bir kısmının 18 yaşından önce gerçekleştiği göz önüne alındığında, çocukluk çağından itibaren koruyucu alışkanlıkların kazanılması deri sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.

Mavi ışık ve güneş ışınları cildin alt katmanlarına ulaşarak hücre yapısını bozmakta, lekelenmelere ve erken yaşlanmaya neden olmaktadır. Elektronik cihazlar risk oluştursa da en büyük kaynağın güneş olduğu unutulmamalıdır. Dört mevsim boyunca uygulanacak renkli mineral filtreli güneş koruyucular, şapka kullanımı ve gölgede kalma gibi pratik önlemlerle cilt bariyerini korumak mümkündür.

Kaynak: Haber merkezi