Yerel yönetimlerde yapılan her işlem, aslında doğrudan vatandaşın cebine, hayatına ve en önemlisi güvenine dokunur. Hele konu suysa… Yani hayatın kendisiyse… İşte tam da bu yüzden, ESKİ tarifeleri üzerinden yaşanan son tartışma sıradan bir “hata” başlığıyla geçiştirilebilecek bir mesele değil.

Süreç nasıl başladı? Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grubu, meclis öncesinde yaptığı açıklamayla önemli bir iddiayı kamuoyunun gündemine taşıdı. Grup Başkan Vekili Ahmet Dönmez’in ortaya koyduğu tablo hafife alınacak gibi değildi. Komisyonlardan geçen ve mecliste onaylanan tarifeler ile yürürlükte olan tarifeler arasında ciddi farklar olduğu öne sürüldü. Üstelik bu fark öyle küçük oranlar değil; yaklaşık yüzde 48,5’lik artıştan söz ediliyor.

Daha da dikkat çekici olan ise belgelerdeki tutarsızlık iddiası… İmzaların eksik olduğu sayfalar, paraf sayısındaki düşüş, sonradan değişiklik yapılmış olabileceğine dair güçlü şüpheler… Bunlar basit teknik hatalar olarak açıklanabilecek detaylar değil. Doğrudan karar alma süreçlerinin şeffaflığına gölge düşüren unsurlar.

AK Parti cephesinin çağrısı da bu yüzden netti: “Karşılaştırın, inceleyin, ortaya çıkarın.” Ve ardından gözler Büyükşehir Belediyesi’ne çevrildi.

Başkan Ayşe Ünlüce’nin mecliste yaptığı açıklama ise tartışmanın yönünü değiştirdi. Ünlüce, özellikle kaçak su kullanımı ve benzeri yaptırımları ilgilendiren tarifelerde “sehven bir hata” olduğunu kabul etti. Bu önemliydi. Çünkü artık ortada sadece bir iddia değil, belediye yönetimi tarafından da doğrulanan bir durum vardı.

Ama burada asıl kritik nokta şu: Neyse ki evlerde kullanılan suya dair tarifelerde bir sorun olmadığı açıklandı.

Aksi bir tabloyu düşünmek bile istemeyiz. Zaten ekonomik olarak zorlanan vatandaşın, bir de su faturası üzerinden böylesi bir yükle karşı karşıya kalması ciddi bir kriz yaratırdı.

Yine de mesele kapanmış değil. Çünkü konu sadece “hangi tarifede hata yapıldı?” meselesi değil.

Konu, denetim mekanizmalarının ne kadar sağlıklı işlediği… Konu, meclisten geçen bir kararın uygulamada nasıl değişebildiği… Konu, vatandaşın ödediği her kuruşun ne kadar güvenli olduğu…

Başkan Ünlüce’nin “fazla ödeme varsa iade edilir” açıklaması elbette önemli. Ancak bu tür durumlarda iade kadar, o hatanın nasıl ortaya çıktığı da en az onun kadar önemlidir. Çünkü aynı sistem devam ettiği sürece, benzer hataların tekrar yaşanmayacağının bir garantisi yok.

Yerel yönetimlerde şeffaflık sadece bir söylem değildir. Somut verilerle, açık belgelerle ve denetlenebilir süreçlerle desteklenmesi gerekir.

Bugün yaşanan tablo bize şunu gösteriyor: Muhalefetin denetim görevi hâlâ çok kıymetli. Eğer bu konu gündeme taşınmasaydı, belki de birçok detay kamuoyunun bilgisi dışında kalacaktı.

Ama diğer yandan iktidar tarafının da sorumluluğu büyük. Ortaya çıkan hatayı hızlıca kabul etmek, düzeltmek ve süreci şeffaf şekilde yürütmek güveni yeniden tesis etmenin tek yolu.

Son söz şu olsun: Hata yapılabilir. Bu hayatın her alanında var. Ama kamu yönetiminde asıl mesele, o hatanın ne kadar hızlı fark edildiği ve ne kadar şeffaf şekilde düzeltildiğidir.

Umarım bu yaşananlar bir ders olur. Ve bundan sonra, vatandaşın cebine dokunan hiçbir konuda “sehven” kelimesine sığınmak zorunda kalmayız.