Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinin eğitim faaliyetlerine başlaması yaklaşık 30-35 yıl öncesine dayanmaktadır. Geçmişten bu güne birçok değişiklik yaşanmış, el yordamıyla çıkılan yolda sistemde görülen eksiklikler ve noksanlıklar giderilmeye çalışılmıştır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı olarak hizmet vermeye başlayan merkezler daha sonra Milli Eğitim Bakanlığının bünyesine alınmıştır.

Günümüzdeki kontroller göz önüne alındığında, neredeyse beyana dayalı bir sistemden, bu günlere gelinmiştir.

“İğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına “ şeklinde bir deyim vardır dilimizde. Devletin bu güvenini suistimal eden kuruluşlar oldu mu? Sorunun cevabı evet. Onun içindir ki toptancı bir bakışla kurumlar bu açıdan çok eleştirildi, zaman zaman soğuk bakıldığı da oldu. Kamu zaman içerisinde denetimleri sıklaştırdı, her yıl bir takım iyileştirmeler, yeni kontrol mekanizmaları geliştirilerek günümüze gelindi.

2025 yılında başlanılan çalışmalar neticesinde 2026 yılının mayıs ayında yürürlüğe girecek yüz tanıma sistemi vasıtasıyla yeni bir adım daha atılmış oldu, böylelikle eğitim seansına giren her öğrenci, ders veren öğretmeni ile birlikte an itibarıyla Milli Eğitim Bakanlığının sisteminde görülebilecek, devam etmeyen öğrenci için eğitim ücreti de hiçbir şekilde talep edilemeyecektir, öğretmene de hiçbir kurum ve kuruluş usulsüz bir davranış için baskı yapamayacaktır, itimat kontrole mani değildir. Hakkı ile işini yapanla, yanlış yola tevessül edenlerin de aynı kapta değerlendirilmesinin önüne de geçilmiş olacaktır. Pirincin içindeki beyaz taşlar da kolaylıkla ayıklanabilecek bir duruma gelebilecektir.

Bütün bu kontrol mekanizmalarının dışında, her bir kişinin başına polis, asker dikilemeyeceğine göre, öncelikle insan yetiştirme konusunda eksiğimiz, noksanımız nedir? Bunu tespit edip, insanlarımızın evrensel ahlaki değerlere göre ve haksız kazancın kul hakkına gireceğini bilen nesiller yetiştirmediğimiz müddetçe bu konuları daha yıllarca konuşur olacağız.

Kamunun verdiği ücretleri, sistemin eksikliklerini dile getirelim ama, zaman zaman da iğneyi kendimize de batıralım.

Sevgi ve muhabbetle…