Benim hikayem annemin hamileliği ile başladı aslında, her hücrede iki kromozom olması gerekirken, yirmi birinci kromozomum üç tane olması sebebiyle down sendromlu olarak dünyaya geldim, diğer insanlarda 23 çift yani 46 adet kromozom varken, ben sizlerden (+1) kromozom fazlayım yani 47 kromozomluyum.

Benim farklılığım bu yüzden.

Çoğunlukla hücre bölünmesi sırasında kromozomlar düzgün ayrılamaz ise down sendromu olabiliyor.

Ya da kalıtsal yani genetik olabiliyor, bir başka sebep ise annenin 35 yaş üzeri doğum yapması olabiliyor.

Daha önce down sendromlu bebek doğuran annelerde de ikinci bir down sendromlu bebek doğurma ihtimali olabiliyor.

İşte böyle bir takım sebeplerden dolayı diğer çocuklardan farklı doğmuşum.

Benim bir eksiğim yok aslında sizlerden bir fazlam var.

21 nci kromozom olması ve 3 adet kromozom olması sebebiyle de her yıl 21 MART tarihini Down Sendromu Farkındalık günü ilan edilmiş UNESCO tarafından.

Öyle kutlama filan diyenlere de kızmayın, bozulmayın nereden bilebilirler ki bu günün kutlama olmadığını.

Ben günümüzde şanslıyım neden derseniz? Yakın geçmişte ailelerimiz bizi toplumdan gizliyor, sosyal hayatta yok sayıyordu, şimdi ise ben de sizler gibi toplum içine girdim, eğitimimi diğer akranlarımla yapabiliyorum, kendimce bir takım mesleklerde çalışabiliyorum. Toplum da oldukça bilinçlenmiş durumda. Tabii ki alan ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının bunda çok fazla katkısı var.

Diğer taraftan bizi akranlarımıza yetiştirmeye çalışan Özel Eğitim Merkezleri ve bizlerin eğitimi için canla başla çaba gösteren özel eğitim öğretmenlerimiz var.

Onların sayesinde, aldığım özel eğitimler ile bu gün akranlarımla aynı ortamı paylaşabiliyorum, sosyal hayata da katılmış durumdayım, ama ben sizden (+1) fazlayım.

Özel eğitimin sihirli anahtarları sevgi ve sabır. Uzun süren bir eğitim sürecinde bu gün bağımsız olarak bir çok şeyi yapabiliyorum.

Kalın sağlıcakla…