Çocuk ve ergenlerin karıştığı şiddet olayları sonrasında ailelerde artan kaygı, ebeveynlerin çocuklarını korumak amacıyla baskıcı kontrol mekanizmalarına yönelmesine neden olabiliyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı, ağır şiddet davranışlarının aniden ortaya çıkmadığını vurgulayarak ebeveynleri çocuklardaki duygu ve davranış değişikliklerini yakından takip etmeye davet etti.

Baskıcı Kontrol İletişim Bağını Zayıflatıyor

Şiddet olaylarının ardından anne babaların çocuklarını koruma arzusuyla kontrolü artırması doğal bir tepki olarak görülse de uygulanan denetimin niteliği büyük bir önem taşıyor. Güce, katı cezalara ve otoriter kurallara dayanan baskıcı tutumlar, çocuğun koyulan sınırların nedenini kavramasını engellemektedir. Bu durum, çocuğun kurallara yalnızca yakalanma veya cezalandırılma korkusuyla uymasına yol açabilmektedir. Otorite ortamdan çekildiğinde ise çocuk riskli davranışlara daha açık hale gelebilmekte ve yaşadığı problemleri ebeveynlerinden saklama eğilimi gösterebilmektedir. Bu durum hem şiddete yönelen hem de zorbalığa uğrayan çocukların fark edilmesini zorlaştırmaktadır.

Sağlıklı ve Demokratik Denetim Nasıl Sağlanmalı?

Ebeveynlerin özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarıyla ilişkilerinde tutarlı, yetkin ve demokratik bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Sağlıklı denetim anlayışında temel gaye, yalnızca çocuğun anlık hareketlerini kısıtlamak değil; sergilediği davranışların sebep ve sonuçlarını kavrayabilmesini sağlamaktır. Kuralların arkasındaki gerekçelerin çocuğa açıkça ifade edilmesi ve yasaklar koymak yerine olası sonuçlar üzerine konuşulması, çocuğun kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenmesine yardımcı olmaktadır. Böylece çocuk, yetişkin denetimi olmasa dahi kendi sınırlarını çizerek sağlıklı tercihler yapmayı öğrenmektedir.

Dikkat Edilmesi Gereken Temel Davranış Değişiklikleri

Çocuk ve ergenlerde şiddet eğilimine işaret edebilecek belirgin değişimlerin ebeveynler tarafından dikkatle gözlemlenmesi gerekmektedir. Sosyal çevreden ve aileden aniden uzaklaşma, okul devamsızlığının artması ile akademik başarıda açıklanamayan düşüşler ilk uyarı sinyalleri arasında yer almaktadır. Sık tekrarlayan öfke patlamalarının yanı sıra duygusal hissizleşme durumu da önemsenmelidir. Ayrıca şiddet içerikli materyallere, kesici-delici aletlere veya silahlara yönelik yoğun ilgi gösterilmesi ve akran ilişkilerinde zorbalık yapılması ya da zorbalığa maruz kalınması takip edilmesi gereken kritik noktalardandır.

Çocukluk ve ergenlik dönemi, bireyin kimlik gelişimini sürdürdüğü ve duygusal dalgalanmaların sıkça yaşandığı hassas bir süreçtir. Bu evrede meydana gelen ani akademik düşüşler, zaman zaman yalnız kalma isteği veya geçici öfke durumları tek başına bir şiddet göstergesi sayılmamaktadır. Ancak bu davranışların süreklilik kazanması, yoğunlaşması ve çocuğun günlük yaşam işlevselliğini olumsuz etkilemesi durumunda uzman değerlendirmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Şiddet ve riskli davranışların önlenmesinde okul ve aile arasındaki iş birliğinin kritik rol oynadığını belirten Klinik Psikolog Eliz Avcı, öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarıyla düzenli iletişim kurulması gerektiğini ifade etti. Ebeveynlerin yargılayıcı tutumlar yerine çocukların sorunlarını korkusuzca anlatabileceği güvenli bir iletişim alanı oluşturmalarının önemine değinen Avcı; davranış değişikliklerinin ardındaki nedenlerin araştırılmasını, gerektiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alınmasını önerdi.

Kaynak: Haber merkezi