Hatırlanmak ama hatırlamamak… Unutulmamak belki ama unutmak…
Alzheimer günümüzde giderek daha fazla insanın hayatına dokunan bir hastalık. Ancak Alzheimer’a yalnızca bir hastalık olarak bakmak yeterli değil. Çünkü mesele sadece bazı bilgileri, isimleri ya da günlük alışkanlıkları unutmak değil. Asıl mesele; bir gün en yakınındakileri tanımamak, günlük yaşamın en basit işlerini bile yerine getirmekte zorlanmak ve giderek kendi hayatının dışına çekilmek.
Peki bir insan, annesinin, babasının ya da eşinin zamanla kendisini tanımadığını gördüğünde ne yaşar?
Her gün aynı sorulara cevap vermek… Aynı sorunun defalarca sorulmasına sabırla karşılık vermek… Yakınının evden çıkıp kaybolmasından korkmak… İlaçlarını, beslenmesini, günlük ihtiyaçlarını takip etmek…
Ve belki de bir noktada, “Artık evde bakamıyorum” demenin vicdanıyla mücadele etmek…
Alzheimer’ın görünmeyen tarafında işte tam da bu yük var.
Hastalık ilerledikçe yalnızca hastanın hayatı değişmiyor. Onunla birlikte yaşayan, bakımını üstlenen, gecesini gündüzüne katan ailelerin hayatı da değişiyor. Bu nedenle Alzheimer konusunda konuşurken yalnızca hastayı değil, hastanın yanında mücadele eden yakınlarını da görmek gerekiyor.
Çünkü bazı yükler gerçekten tek başına taşınmamalı.
Eskişehir’de bu anlayışa katkı sunmak ve Alzheimer hastaları ile yakınlarına destek olmak amacıyla Tepebaşı Belediyesi tarafından 7’nci Alzheimer Konukevi, Yaşamkent Mahallesi’nde hizmete açıldı.
Doğayla iç içe bir yaşam imkânı sunan konukevi, Alzheimer hastalarının bakım ve ihtiyaçlarına destek olmanın yanı sıra hasta yakınlarının da üzerindeki yükü bir nebze olsun hafifletmeyi amaçlıyor.
Konukevinin açılışında Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın söylediği bir cümle ise aslında meselenin özünü anlatıyor:
“Ben burayı hastalar için değil, aileler için açtım.”
Bu, sıradan bir cümle değil.
Çünkü o kapıdan yalnızca Alzheimer hastaları girmeyecek. Yıllardır omuzlarında ağır bir sorumluluk taşıyan, yorulan, kimi zaman çaresiz hisseden aileler de girecek.
Belki de en önemlisi, o kapı bazı ailelere “Yakınıma artık tek başıma yetemiyorum” demenin bir eksiklik olmadığını hatırlatacak.
Çünkü bakım vermek, her şeyi tek başına yapmak demek değil.
Bazen sevgi, bir insanın bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılamak değil; onun için doğru desteği arayabilmek, yardım istemekten çekinmemek ve yükü paylaşabilmek demek.
Önceki gün Eskişehir’de açılan o konukevi belki yalnızca bir bina.
Ama aynı zamanda önemli bir anlayışın da karşılığı:
*Bazı yükler tek başına taşınmamalı.*
Çünkü bazen bir hastaya verilen en büyük destek, onun elini tutmak kadar, o eli tutan kişinin elinden de yükü biraz olsun almaktır.