İyi niyetli olanın işi rast gelir. Bunu der, bunu söylerim. Her insan farklı ama toplumsal yaşama münhasır tek dünya var. Mesele ortak yaşamı güven, tahammül, hoşgörü, uzlaşı, sevgi ve saygı ortamında paylaşıp yaşamakta… İnsanlık kavgasız yaşamı bir türlü beceremedi. Kaygısız yaşama da muvafık olamadı. Bütün bu kavgalar bir mezar kadar yer kapmak mı yoksa bir sofraya çökmek mi?   Hayat mücadelesi hilesiz, hilafsız olduğunda kavgalar, kaygılar biter.  Maalesef her yerde kavga… Herkeste kaygı…

Bir meczup: “Dünya iki sofradan ibaret... Misalen biri Halil İbrahim Sofrası, mecazen diğeri de Kurtlar Sofrası” herkes mizacına uygun olan sofrada yerini alır. Halil İbrahim Sofrası eşrafına ne mutlu!” derdi. Kavgalar, Kurtlar Sofrasına çökmek içinse yazık… Arifeye Mah. Postane sk.ta üç talebe arkadaş kalıyorduk. 1977’nin Ekim’inde bir akşam eve gelen biri devletin Eskişehir’de Süt Fabrikası açtığını ve işçi alacağını söyledi. Ertesi gün iş arkadaşım Erhan ile Yılmaz’a işçi alınacakmış, dedim. Onalar müracaat için giderlerken bir bakkal geldi. Bakkal, onlara: “Nereye?” dedi. Onlar: “Süt Fabrikasına işçi alınacakmış. Başvuruya gidiyoruz.” dediklerinde, bakkal: “Orada anarşistler adam dövüyormuş.” deyince, arkadaşlar gitmekten vaz geçtiler. İyi niyetle gitmelerini söylediğimde “Cesaretin varsa, kendin git!”  dediler.

Cuma günü idi. Saat: 10’30’da yola koyuldum. Liseyi henüz bitirmiştim. Çalışmadan yüksek tahsil imkânım yoktu. Süt Fabrikasının bulunduğu Organize Sanayi Bölgesine toplu taşıma araçları işlemiyordu.   Ankara yönlü yolcu otobüsleri oraya kadar ücreti mukabili de olsa yolcu almıyordu. 15 km’lik yolu yürüyerek gittim. Fabrika önündekilere, işçi alınıyormuş? Nereye başvurmalıyım derken, içeriden: “Yunus Emre, hayrola!” diyerek bi vesile arkadaşım olan Bartınlı merhum Hasan Öztoprak geldi. Hasan Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi ikinci sınıfında okuyordu. Asarcıklı cd. sinde dört arkadaşıyla bir evde kalıyordu.

Durumu, Hasan’a söyledim. Hasan: “Önce cumaya gidelim. Sonra bakarız.” dedi. Fabrikanın minibüsü ile karşı köy Sultandere’de cumayı eda edip döndük.   Hasan: “İşçi değil, memur alacaklar. Memur olmak ister misin?” deyince,  tabi isterim. Hasan: “Müracaatları genel müdürlük alıyor. Bizim evde form var. Gidip dolduralım. Pazartesi günü ben Ankara’ya giderken götürürüm.” dedi. O günlerde mevsimlik, müstakil çarşı-pazar satış işleri yapıyordum. Masa, cep, duvar takvimi, ajanda, çakmak satıyordum. Epey de para kazandım.

04 OCAK 1978 Akşamı eve geldiğimde kapıya bırakılan zarfta Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü Eskişehir Süt ve Mamulleri Fabrikasına Mubayaa memuru atandığım yazıyordu. Mubayaanın anlamını öğrenmek için hemen TDK lügatine baktım. Anlamının alım satım işleri olduğunu öğrendim.  O an anamın: “Oğlum! Küçüksün, büyüyeceksin. İşine hile katma. Başkalarının önüne geçmek için onu-bunu itip kakma. Eline geçen her fırsatı hak-bayram bilme. Bir başkasının hakkını kapma. Kimseye çelme takma. Sonunda düşen sen olursun. Birilerine yaranmaya çalışmak için ayakçılık yapma. Neysen o, ol Kirli işlerden uzak durursan onurunla yaşarsın!” dediği öğütler aklıma geldi.

Şeytanın baştan çıkaramadığı Eyüp Peygamber’in başına gelmedik kalmadı. Dertlerinden kurtulmak için Allah’a: “Bana keder ve meşakkat dokundu. Merhametlilerin merhametlisi sensin.” diye yalvardı. Allah: “Ayağınla yere vur. İşte sana içilecek, yıkanacak su.” buyurdu. Yıkandı dıştaki, içti iç yaraları iyileşti. Kur’an’da bildirilen bu ayette insana başta gayret olmak üzere pek çok ibretlik derslerin olduğu aşikâr.

05 OCAK 1978 Günü Süt Fabrikasında memuriyete ilk başladığım gün… İyi niyetle arkadaşlara iş sahibi olun derken Allah, beni iş sahibi yaptı. Hevesle, heyecanla sütte işe başladığım “BEŞ OCAK” gününü unutamam! 42 Yılık memuriyetim sonu emekli oldum. 4 Yıllık fakülte mezunu memur olduğuma pişman değil, bilakis memnunum.

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!




Yunus Emre GÜLLÜ - 06 OCAK 2023 / Milli irade